• Nombre de visites :
  • 6011
  • 5/1/2009
  • Date :

ÂŞURÂ ZİYARETİ 

âşurâ ziyareti

      Âşurâ ziyareti İmam Muhammed Bâkır (a.s) ve İmam Cafer-i Sâdık (a.s) gibi Ehl-i Beyt imamları kanalıyla nakledilmiştir.

        Bu ziyaretin önemi ve büyük sonuçlarını, hem ziyareti nakleden hadislerden anlamak mümkündür, hem de ziyareti okuyup da sonuçlarını amelen tecrübe eden kimselerden muteber kanallarla nakledilen öykülerden. Biz ziyaretin metnini vermeden önce bu konuda nakledilen iki hadisi özetleyerek verdikten sonra, söz konusu öykülerden bazısını örnek olarak zikredeceğiz.

       Salih b. Akabe babası kanalıyla İmam Muhammed Bakır"dan (a.s) naklettiği  bir hadiste İmam (a.s), Âşûrâ gününde mübarek türbesi yanında Hz. İmam Hüseyin"i ziyaret etmenin, ona ağlamanın  büyük sevaplarını açıkladıktan sonra, râvi İmama şöyle sordu: "Kurban olayım sana, Kerbela"dan uzak bir yerde bulunup da böyle bir günde imamın türbesine gitme imkanı bulunmayan kimseye hangi sevap vardır?"

       Şöyle cevap verdi: "O halde evden çıkıp bir çöle gitsin veya evinin damına çıkıp İmam"a işaret ederek  selam ver ve katillerini lanetle." Hadisin devamında  bu selamlama ve lanetleme için İmam (a.s) ona "Âşura" ziyaretini öğretiyor ve ziyâretin ardından da iki rek"at namaz kılmasını emrediyor. Bu hadisten anlaşılan şu ki evvela Âşura ziyareti Âşura günü okunduğu gibi, diğer günlerde de okunabilir.

       Yine Hz. Hüseyin"in (a.s) mübarek türbesinin yanı başında okunduğu gibi, uzaktan da okunabileceğidir.

Hatta hadiste İmamı yakından gidip ziyaret etme imkanı olmayan kimsenin anlatıldığı şekilde uzaktan bu ziyaretle İmamı ziyaret ettiği takdirde yakından ziyaret edenin sevabının aynısını alacağı vurgulanmaktadır. Hatta bunu her gün kendi evinden gerçekleştirdiği takdirde her defasında o muazzam  sevap ve mükafatları hak edeceğini İmam (a.s) hadisin râvisi Alkame"ye açıklamıştır.

       Bir diğer hadiste ise "Safvan" isimli râvi bu ziyareti çok büyük sevaplarla  İmam Cafer-i Sadık"tan (a.s) nakletmiş ve bu ziyareti okuyan mü"minlerin hacetlerini Hak Tealâ"nın lütfedeceğini buyurmuştur.

      Merhum Şeyh Abbas Kummî ve Muhaddiss-i Nuri"nin nakline göre Hz. İmam-ı Zaman (a.s) da Hacı Seyid Ahmet Reşti"ye teheccüd namazı, Câmiet-ül Kebir"e ziyareti ve Âşurâ ziyaretini okumasını ısrarla tavsiye buyurmuştur.

Şimdi de bu ziyaretin etki ve sonuçları hakkında güvenilir kimselerden nakledilen bazı öyküleri nakletmek istiyoruz:

1- Ehl-i Beyt mektebinin en büyük müctehidlerinden birisi olan merhum Ayetullah Şeyh Abdulkerim Hâirî şöyle rivayet etmektedir:

       "Ben Irak"ın Samerra kentinde İslamî ilimlerin tahsiliyle meşgul iken, bir ara şehirde veba ve kolera hastalığı baş gösterdi; öyle ki bu bulaşıcı hastalığın etkisiyle her gün şehirde bir grup insan hayatını kaybediyordu.

       Bir gün ben, üstadım Merhum Ayetullah Seyyid Muhammed Fişâreki"nin evinde diğer bir grup ülema ile birlikte bulunuyordum. Bu sırada büyük müctehid Merhum Ayetullah Mirzâ Muhammed Takî Şirâzî (r.a) oraya geldiler . Söz konusu hastalıktan ve doğurduğu ciddi tehlikeden söz edilince, Merhum Ayetullah Mirzâ Muhammed Takî Şirâzî, orada bulunanlara sordu: "Siz beni şartlara haiz bir müctehid olarak görüyor musunuz? Eğer bir hüküm verirsem yerine getirilir mi?"

      Orada bulunanların hepsi tek ağızdan "Evet" dediler. Bunun üzerine Merhum Şirâzî o halde ben hükmediyorum (emrediyorum) ki Sâmerrâ"daki Şiiler bu günden itibaren on gün her gün olmak üzere Âşurâ ziyareti okusunlar ve bunun sevabını Hz. İmam-ı Zaman"ın muhtereme Validesi " Nergis " hatunun mübârek ruhuna hediye etsinler ki oğlu Hz. Mehdi"yi şefi kılsın, o da ümmete Allah indinde şefaatçi olsun. Ben bu ameli yerine getiren kimsenin "veba" hastalığına mübtela olmayacağına kefilim.

     Evet bu hüküm verilir verilmez bütün Samerrâ Şiirleri söylendiği şekilde okumaya başladılar. Başlar başlamaz da telef olmalar artık durdu. Fakat Ehl-i Sünnet"ten yine her gün bir grup ölüyorlardı. Bu olay o kadar acı ve meşhur olmuştu ki onlar mahcubiyetlerinden ölülerini geceleyin defnediyorlardı. Bunun sırrını Ehl-i Sünnet"ten bazısı Şiilere sorunca onlarda "Âşurâ ziyareti"nin bereketiyle böyle olduğunu söylediler. Bu sefer onlar da okumaya başlayınca bela onlardan da bertaraf  oldu.

2- Merhum Ayetullah Şehid Destgayb "ilginç öyküler" isimli kitabında direkt olarak "Ferid" isimli bir alimden şöyle nakletmektedir:

       "Bir ara benim başıma büyük bir sıkıntı ve bela geldi. Bir anda Merhum Ayetullah Şeyh Muhammet Takî Şirâzî"nin hukmü aklıma geldi. Muharrem ayının ilk gününden itibaren Âşurâ ziyaretini okumaya başladım. Tam Muharrem"in sekizinci  gününde harikulade bir şekilde o sıkıntı ve beladan kurtulmuş oldum.

3- Büyük âlim ve zahid Merhum Şeyh Abdülcevad Hâirî şöyle nakletmektedir: "Bir gün adamın birisi, Merhum Şeyh Zeyne-ül Abidin Mâzenderani"nin yanına gelip malî sıkıntısından şikâyet etti. Merhum Şeyh ona "Hz. İmam Hüseyin"in haremine git ve Âşurâ ziyareti oku; rızkın sana ulaşacaktır. Aksi takdirde yanıma gel ben senin ihtiyacını karşılarım." Adam çıkıp gitti. Bir süre sonra gördüğümüzde şöyle anlattı olayı: "Ben Harem-i Şerif"te Aşurâ ziyaretini okumaya meşgul iken birisi gelip bana bir miktar nakit verdi ve işte onunla rızkım çoğaldı ve rahatladım."

4- Değerli âlim Şeyh Abdülhâdî Hâirî Mazenderanî, muhterem babası Merhum  Hacı Şeyh Ebulhasan"dan şöyle nakletmektedir:

       "Ben, Hacı Seyyid Ali Tabatâbâî"yi öldükten sonra rüyamda gördüm ve ona "Bir arzun var mı?" diye sordum. Cevabımda şöyle dedi: "Bir tek arzum var; o da şudur ki neden dünyada her gün  Âşurâ ziyaretini okumadım!"

Merhum Seyyid"in âdeti Muharrem ayı günlerinde Âşura ziyaretini okumaktı; her zaman değil. Bu yüzden de neden yıl boyu okumadığına üzülüyordu."

5- Muttakî âlim Merhum Ayetullah Muhammed Hasan Necefî (Ölümle başlayan yolculuk kitabının yazarı) talebelik hayatı hatıralarını yazdığı kitabında şöyle diyor: "İsfahan"da bulunduğum sıralar bir gece rüyamda ölümü bir yaşındaki bir dana şeklinde gördüm ki arkasında da kendisinden küçük üç-dört yavrusu havada hareket ediyorlardı .Havada hareket halinde iken bizim memleketteki evimizin üzerinden geçtiklerinde onlardan bir tanesi bizim evin duvarının üzerine oturdu. Ben babama mektup yazarak onlardan taraf endişeli olduğumu ve bir yaramazlık olup olmadığını sordum. Benim mektubum ona ulaşmadan babamdan bana mektup geldi. Mektupta hanımının vefat ettiğini yazmıştı. Yine  "On yıl önce yaptığım  on iki tümen borcu ödeyemeyeceğinden faizi ile birlikte seksen tümene ulaştığını ve bütün varlığını da verse bunu ödeyemeyeceğini" yazmıştı. Ben bu haberi alınca kırk gün İsfahan"ın Şah Mescidi"nin damında Âşurâ ziyaretini okumaya karar verdim. Niyetimde üç hacetim vardı: Birisi babamın borcunun ödenmesi, diğeri bağışlanma, üçüncüsü ise çok ilim elde edip müctehid olma.

Her gün öğleden önce başlıyor ve öğle olmadan önce de bitiriyordum. Hepsi toplam iki saat sürüyordu. Bilahare kırk gün bitti ve bir ay sonra babam borcunun ödendiğini bana yazdı. Ben bu bereketli sonucu görünce daha mütmain bir kalple Muharrem ve Safer ayında, aklımda bulunan ve bana göre en önemli hacet sayılan bir şey için yine söz konusu mescidin damında Âşurâ ziyaretini büyük bir özen ve dikkatle okumaya başladım. Öyle ki kıbleye doğru güneş altında durarak tam iki saatte okuyordum. Bu kırk gün bittikten sonra bir rüya gördüm ve hacetimin yerine geldiğini anladım."

6- Değerli ve büyük âlim Merhum Seyyid Zeyn-ül Abidin Eberkuî"nin yakın akrabalarından birisi (kayınbiraderi) bir ara şiddetli bir mide ağrısına müptela oluyor; öyle ki artık boğazından kan gelmeye başlıyor. Doktorlar ümitlerini kesip hastanın acilen Tahran"a kaldırılıp ameliyata alınmasını söylüyorlar. Hasta sahipleri haberi merhum seyyide ulaştırıp dua ve tevessul ricasında bulunuyorlar.

     O Merhum da çocuklarına abdest alıp güneşin altında Âşurâ ziyaretini okumaya başlamalarını emredip kendisi de okumaya meşgul oluyor. Aradan bir saat geçmeden odasından çıkıp "Annenize müjde verin, Allah kardeşine şifa verdi" dedi.

    İsfahan âlimlerinden birisi şöyle diyordu: "Merhum Seyyid, manevî kemallere ve yakin mertebesine ulaşmak için Âşurâ ziyareti okumaya niyetlenmiş ve o makama ulaşmıştı.


Âşûrâ Ziyâreti Ve Tercümesi

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)