• Nombre de visites :
  • 1981
  • 20/12/2008
  • Date :

Vitamin Hapları, Kalb Krizinden Korunmada Faydalı Değil

sağlık

         Milyonlarca kişinin kullandığı C ve E vitaminlerini ihtiva eden hapların erkeklerde kalb hastalığını engellemede bir fayda sağlamadığı gösterildi. 1997 yılında başlayan araştırmaya, yaşları 50 veya daha fazla olan ve çalışma başlangıcında % 5’inde kalb hastalığı bulunan 14.641 erkek doktor katıldı. Bu doktorlar 4 gruba ayrıldı ve gruplara E vitamini (iki günde bir 400 IU), C vitamini (her gün 500 mg), her ikisi veya plasebo (herhangi bir tesiri olmayan madde) verildi. Ortalama 8 yıl sonra incelendiğinde, toplam 1.245 kalb hastalığı görülen bu gruplar arasında kalb krizi, inme veya kalble irtibatlı ölümler açısından fark bulunmadı. Hattâ E vitamini alan erkeklerde beyin içi kanamaya bağlı inme riskinde artma tespit edildi.

       Neticeleri Journal of the American Medical Association’da yayımlanan bu çalışma, multivitamin kullanımının tesirlerinin on yıldan uzun süre incelendiği ilk araştırmadır. Kalb krizi geçirmiş 12.000’den fazla hastanın incelendiği bir diğer araştırma da, B12 vitamininin ve folik asidin kalb hastalığını önlemede bir rolünün olmadığını göstermiştir. Buna karşılık uzmanlar vitaminlerin başka önemli kullanım sahalarının bulunduğunu hatırlatmaktadırlar.

Bağışıklık fonksiyonu, zihnî açıklık ve göz sağlığı bu sahalar arasındadır.

Üzüm Hipertansiyonda Faydalı

      Tuzlu bir beslenme tarzınız varsa, hipertansiyondan ve kalb hastalıklarından korunmanıza üzüm yardımcı olabilir. Neticeleri Journal of Gerontology: Biological Sciences’te yayımlanan

      bir çalışmada, farelere yeşil, kırmızı ve siyah üzüm karışımından elde edilen bir toz verildi. 18 hafta sonra üzüm tozu alan farelerin, almayan farelere nispeten kan basıncı daha düşük, kalb fonksiyonları daha iyi ve vücutlarındaki iltihap da daha azdı. Üzüm tozunun kalbi koruyucu tesiri sadece tansiyonu azaltmasına bağlı değildi; üzümün kalbi doğrudan tesir ederek de korumaya vesile olduğu anlaşıldı.

      Üzüm tozunda birçok tabiî bileşik bulunmasına rağmen, gerek antioksidan tesirleriyle gerekse hücrenin çalışmasını etkileyerek hipertansiyonda faydalı olan bileşiklerin flavonoidler olduğu düşünülmektedir. Hipertansiyonu olanlara yapılacak ilk tavsiye, aldıkları tuz miktarını azaltmaları ve hekimlerinin verdiği ilâçları kullanmalarıdır. Bunların yanı sıra, daha fazla üzüm yemeleri bir taraftan tansiyonun kontrolüne yardımcı olurken, diğer taraftan da kalbin korunmasına vesile olacaktır.

Görme Engellilere Kök Hücre Tedavisi

      Doğuştan âmâ olan sekiz yaşındaki Amerikalı kız çocuğu Savannah, Çin’de yapılan kök hücre tedavisi neticesinde görmeye başladı.

      Optik sinir hipoplazisi (optic nerve hypoplasia) adı verilen hastalığa, doğum öncesinde görme sinirlerinin yeterince gelişmemesi sebep olmaktadır.

      Görme sinirlerinin yeterince gelişmemesine ise, neyin sebep olduğu kesin bilinmemekle birlikte, bu tür rahatsızlıkların hamilelik döneminde annenin sigara kullanmasına bağlı olarak da geliştiği söylenmektedir. Savannah’ın ailesi, bu hastalık üzerine araştırmalar ve deneme çalışmaları yapan Ouingdoa’daki (Çin) hastaneye müracaat etti.

      Doktorların, ancak 3–6 ay arasında bir değişme olabileceğini söylemelerine rağmen, dördüncü seansın sonunda asansörde enteresan bir hâdise oldu. Yüzü aynaya dönük olan Savannah, aynada ilk defa kendini gördü ve ‘merhaba’ dedi. şimdilerde harf ve rakamları öğrenen Savannah, artık, ailesini ve arkadaşlarını görebiliyor.

Sivilce Tedavisinde Bal Desteği

       Sivilceler, özellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan küçük enfeksiyonlardır. Stresin ve hormonal dengesizliklerin sivilceleri artırdığı bilinmektedir. Sivilcelerin sıkılması neticesi açığa çıkan bakteriler (özellikle Propionibacteriumacnes), cildin başka noktalarında da enfeksiyon oluşmasına yol açabilmektedir. Yüz bölgesindeki sivilcelerin sıkılarak temizlenmesi neticesi, yüzde bulunan enfeksiyonların beyne de sıçraması söz konusu olabilmektedir. Sıkılması ve enfeksiyonun ağır seyretmesi gibi durumlarda sivilceler yüzde ömür boyu taşınan yara izlerine sebep olabilmektedir.

      Birçok hastalıkta tamamlayıcı tedavi vasıtası olarak kullanılan balın en önemli hususiyetlerinden biri, içinde bulunan tabiî antimikrobiyal sistem sayesinde enfeksiyonları önlemeye vesile olmasıdır. Balda bulunan glikoz oksidaz, balın suyla teması durumunda aktifleşerek, glikozdan hidrojen peroksit üretilmesine vesile olmakta, ayrıca baldaki yüksek şeker, organik bazı maddeler ve peroksit de oldukça tesirli birer antimikrobiyal

olarak ortaya çıkmaktadır.

    Bal tabiî bir ürün olduğundan, birçok ilâcın yol açtığı yan tesirleri göstermemektedir. Cildi hassas olan kişilerin, balı tamamlayıcı bir tedavivasıtası olarak kullanması, oldukça güzel neticeler vermektedir.

     Uygulamadan önce, balın cilde yapacağı müspet tesiri engelleyecek mahiyetteki cilt yaşını uzaklaştırmak için; yüz sabun ve ılık su ile yıkanır. Yüzün tamamına uygulanmadan önce, bir sivilce üzerine tabiî bal sürülerek isteğe bağlı olarak üzeri bantla kapatılabilir balın tesirleri test edilebilirse, birkaç saat sonra kızarıklığın ve rahatsızlığın azaldığı görülecektir. Bu uygulamayla enfeksiyona sebep olan bakteriler azaltılırken, sözkonusu bölgedeki hücrelere yerinde sağlanan glikozla iyileşmenin hızlanması sağlanmaktadır.

Uygulama birer saat süreyle günde iki defa yapılabilir.

Prof.Dr. İ. Hakkı İHSANOĞLU  


Hastalanmamak İçin

Sağlık Ve Temizlik

Süt içmiyorsanız incir yiyin

Kanserde İspatlanmamış Tedaviler

SAĞLIKLI YAŞAM ÖNERİLERİ

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)