• Nombre de visites :
  • 1693
  • 10/12/2008
  • Date :

Şükrün Hakikati

lafzı celal

      Bil ki şükür, velinimeti takdir etmekten ibarettir. Bu takdirin etkileri kalb, dil ve amelde ayrı ayrı bir şekilde tecelli eder.Ama kalpte huzu, huşu, muhabbet, haşyet vb. etkileri vardır. Dilde ise sena, medh ve hamd gibi eserleri vardır. Organlarda ise itaat ve bu organların velinimetin rızası doğrul­tusunda kullanılması gibi etkileri vardır. Rağıb-ı İsfahani ise şükrün, nimetin tasavvuru ile izharı olduğunu söylüyor. Bazıları da "keşr" fiilinin maklubu (değiştirilmişi) olduğunu ve "keşf' manasına geldiğini söylemişlerdir. Şükrün zıddı ise küfürdür. Küfür ise nimeti unutmak ve gizlemektir. Şekur hayvan ise şişmanlığıyla sahibinin nimetlerini izhar eden hayvana derler. Bunun aslı ise "aynun şekra" yani "dolu" manasınadır. Dolayısıyla şükür; velinimetini zikretmekle dolu olan demektir.

      Şükür ise üç kısımdır. Birincisi kalbi şükürdür ki nimeti tasavvur etmek demektir. İkincisi dil ile şükürdür ki velinimeti övmektir, üçüncüsü diğer organlarla yapılan şükürdür ki o da istihkakı oranında nimetlerin mükafatıdır, karşılığıdır."

     Arif, Muhakkik Hace Ensarî şöyle diyor: "Şükür nimeti tanımak için var olan bir isimdir. Zira şükür velinimeti tanıma yoludur."

     Şarih-i Muhakkik ise şöyle diyor:

"Nimetin velinimetten olduğunu tasavvur etmek ve onun nimeti olduğunu bilmek şükrün ta kendisidir. Nitekim rivayet edildiği üzere Davud (as) şöyle buyurmuştur: Ey Allah'ım sana nasıl şükredeyim ki? Zira şükür de ayrı bir nimettir ve o da bir şükür gerektirir.

Allah Teala ona şöyle vahyetti: "Ey Davud, nimetlerin benden olduğunu bildiğin takdirde bana şükretmişsin de­mektir. "

      Yazar diyor ki, bu muhakkiklerin zikrettiği manalar müsamahadır. Zira şükür, kalbin marifeti, dilin izharı ve organların amel etmesidir.Yani, nefsanî bir haletten ibarettir ki bu halet de velinimeti ve nimeti bilmek ile nimetin velinimetten olduğunu anlamaktır. Bu haletin semeresi ise, kalbi ve kalıbı (organik) amellerdir. Nitekim bazı muhakkikler de bu manaya işaret etmişlerdir. Ama bu da aslında bir müsamahadan başka birşey değildir. Şöyle buyurulmuştur: "Bil ki şükür nimete söz fiil ve niyet ile karşılık vermektir. Bunun da üç rüknü vardır.

   Birincisi velinimeti ve ona layık sıfatları bilmektir.Ama bu da yani nimeti bilmek de bir nimettir ve bu bilme sadece tüm gizli-açık nimetlerin Allah'tan olduğunu ve gerçek veli­nimetin Allah olduğunu ayrıca var olan tüm aracıların da Allah'ın emrine müsahhar olduğunu bildikten sonra kemale erer.

     İkincisi ise bu marifetin haletidir. Mezkur halet ise nimet sebebiyle huzu, huşu ve sevinç haletidir. Zira bu Allah'ın sana inayetini gösteren bir hediyedir. Bunun alameti ise Allah'a yakınlaşmana sebep olan şeyler dışında hiç bir şeye sevinmemendir.

     Üçüncüsü bu haletin semeresi olan bir ameldir. Zira bu halet kalpte vücuda gelince, Allah'a yakınlaşmaya sebep olan amel için kalpte bir neşat oluşur. Bu ise kalb, dil ve diğer organlara ait olan ameldir. Kalbin ameli, velinimeti, temcid, tahmid ve tazim etmeyi kastetmek, sanat, fiiller ve lütfünün eserleri üzerinde tefekkür etmek ve tüm kullarına hayır ve ihsanda bulunmayı kastetmektir. Ama dilin ameli tahmid temcid, teşbih ve tahlili izhar etmesi, iyiliği emretmesi, kötülükten sakındırması vb. şeylerdir. Ama dış organların ameli ise zahir ve batın nimetlerini Allah'ın itaat ve ibadetinde kullanmak ve günahlardan sakınmakta onlardan yardım almaktır. Örneğin gözleriyle Allah'ın yaratıklarını incelemek, Kur'an okumak, enbiyadan ve evsiyadan menkul ilimleri öğrenmektedir. Hakeza diğer organların durumu da aynıdır.


  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)