• Nombre de visites :
  • 3472
  • 1/12/2008
  • Date :

Gadîr-i Hûm Hadisi  2

gadîr-i hûm
                                                                                                                                          Gadîr-i Hûm Hadisi   1

     Ehlibeyt mektebi, diğer bir çok aklî ve naklî delilin yanı sıra, "Gadîr Hadisi" diye meşhur olan bu hadisi de Hz. Emir'ul-Mu'minin Ali' (a.s)’ın Resulullah'tan sonra ilk halife olması gerektiğine güçlü bir delil ve nass olarak görmektedir. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi Ehli Sünnet alimleri çeşitli açılardan buna karşı çıkmış ve Şia'nın bu hadisten çıkardığı sonucu çürütmeye çalışmışlardır. Biz bu makalede bu itirazları sırasıyla ortaya koyup cevaplamaya çalışacağız inşallah:

      1- Sünnî alimlerden bir kısmı bu hadisin senetlerinin doğru olmadığını, bir kısmı ise senedi doğru bile olsa mütevâtir olmadığını ileri sürerek onu gölgelemeğe çalışmışlardır. Örneğin Kadı Azududdin Îcî "Mevâkıf" kitabında şöyle diyor: "Biz bu hadisin sahih olduğunu inkar ediyoruz. Onun zaruri (mütevâtir) olduğunu söylemek ise delilsiz bir iddiadır. Hadis erbabının çoğusu onu nakletmediği halde nasıl mütevâtir olabilir?"[1]

      İbn-i Hacer Heysemî ise şöyle diyor: "Şia, imâmet için getirilen delillerin mütevâtir olması gerektiğinde müttefiktir. Oysa bu hadisin mütevâtir olmadığı malumdur. Zira hadisin sahih olup olmadığı ihtilaflıdır ve hadisin sahihliğine itiraz edenlerden bir kısmı hadis ilminin öncülerinden sayılmaktadırlar; Ebû Dâvud Sicistanî, Ebû Hâtem Râzî gibi. Demek ki bu hadis ahad bir hadistir ve sahihliğinde ihtilaf edilmiştir."[2]

İbn-i Hazm ve Teftâzânî de benzer şeyler söylemişlerdir.[3]

    Cevap: Bize göre tarih ve hadisten az buçuk haberdar olan bir kimse için, bu eleştirinin hiçbir sağlam dayanağının olmadığı ve taassup ve önyargıdan kaynaklandığı açıktır. Yoksa bu hadisi inkar, sofistlerin hissiyatı inkar etmesi veya İslâm tarihinin meşhur olaylarını (Bedir, Uhûd savaşları gibi) inkar etmek gibi bir şeydir. Bizim amacımız bu konuyu bir makaleye sığdırmak olduğu için, detaylara girmeden, hadisin senet ve kaynaklarıyla ilgili genel ve kaba bilgiler vereceğiz. Daha geniş ve detaylı bilgi isteyenler şu kaynaklara baş vurabilirler:

a) El-Gadîr (Allâme Emînî)

b) Abekât-ül Envâr (Mîr Hâmid Hüseyin)

c) İhkâk-ul-Hak (Şehid Kâdî Nurullah Şuşterî)

d) El-Hasâis Şerhi (A. Çuhacıoğlu) Kevser Yayınları.

 

      İhkâk-ul Hak kitabında “Gadîr Hadisi”nin mütevâtir olduğunu itiraf eden 14 büyük Sünnî alimin isimleri verilmektedir; ez cümle, Suyûtî, Cezrî, Celâleddin Nişâbûrî, Türkmanî, Zehebî…"[4] İbn-i Hazm da aynı şeyi söylemiştir.[5]

      Merhum Allâme Emînî, büyük Sünnî alimlerden, Gadîr hadisinin çeşitli tarik ve senetlerinin sahihliğine itiraf eden 43 kişinin isimlerini kaynaklarıyla birlikte vermiştir; ez cümle; Sa'lebî, Vâhidî, Fahrettin Râzî, Suyûtî, Kâdî Şevkânî ve…[6]

      Yine otuz Sünnî müfessirin adını veriyor ki hepsi tebliğ ayetinin Gadîr-i Hûm olayında indiğini ve Gadîr hadisiyle alakalı olduğunu kabul etmişlerdir. (Tirmizî, Tahavî, Hâkim Nişâbûrî, Kurtubî, İbn-i Hacer Askalânî ve …)

    Tebliğ ayeti şudur:

"Ey Resul, sana indirileni tebliğ et! (İnsanlara ulaştır) ve eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah seni insanlardan koruyacak." (Mâide, 67)[7]

      İhkâk-ul Hak kitabında ise Gadîr hadisi, Ehlisünnet'in elli muteber kaynağından nakledilmiştir. Ezcümle: Sünen-ül Mustafâ, Müsned-i Ahmed, Hasâis-i Nesâî, İkd-ul Ferîd, Hilyet-ül Evliyâ…[8]

      Şimdi Merhum Allâme Emînî'nin eserine dayanarak büyük Sünnî alimlerden bazılarının Gadîr hadisi hakkındaki görüşlerini aktarmaya çalışacağız:

      Ziyâüddin Mukbilî: "Eğer Gadîr hadisi kat'î değilse, demek ki dinde kat'î olan hiç bir şey yoktur."

     İmâm Gazâlî: "Müslümanların cumhuru, Gadîr hadisinin metni üzerinde icmâ' etmişlerdir." sözüne itibar edilmeyecek.

      Bedahşî: "Sözüne itibar edilmeyecek mutaassıp ve inkarcı kimsenin dışında, Gadîr hadisinin doğruluğunda kimse tereddüt etmez."

      Âlûsî: "Gadîr hadisi bizim yanımızda sâbit olan sahih bir hadistir ve hiçbir sakıncası yoktur. Hem Resulullah'tan (s.a.a) hem de Hz. Ali'den mütevâtir bir şekilde nakledilmiştir."

      Hâfız İsfahânî: "Gadîr hadisi yüz sahabî tarafından nakledilen sahih bir hadistir ki Aşere-i Mübeşşere de onların içindedir. Hâfız Sicistânî onu 120 sahabîden ve Hâfız İbn-ül Alâ Hemedânî ise 150 sahabîden nakletmişlerdir."[9]

    Hâfız İbn-i Hacer Askalânî, Tehzîb-üt-Tehzîb kitabında, Gadîr hadisinin bazı tariklerini ve bazı râvilerini açıkladıktan sonra şöyle diyor: "İbn-i Cerir Taberî Gadîr hadisinin senetlerini tek kitapta toplamış ve onun sahih bir hadis olduğuna hükmetmiştir. Ebû-l Abbâs İbn-ül-Ukde de bu hadisi 70 veya daha fazla sahabîden nakletmiştir."[10]

     Yine Sâhih-i Buhârî'nin şerhi olan Feth-ül Bârî kitabında şöyle diyor: "Ben kimin mevlâsıysam, Ali onun mevlâsıdır" hadisini, Tirmizî ve Nesâî gibileri nakletmiştir. Bu hadisin çok fazla senet ve tarikleri vardır ki bunların hepsini İbn-i Ukde müstakil bir kitapta bir araya toplamıştır. Bu tarik ve senetlerin çoğusu sahih veya hasendir. İmâm Ahmed b. Hanbel'den bize şöyle nakledilmiştir: "Hz. Ali'nin faziletleri hakkında bize nakledildiği kadar hiçbir sahabî hakkında (fazilet) nakledilmemiştir."[11]

     Kundûzî-yi Hanefî, Gadîr hadisini muhtelif senetlerle ve muhtelif kaynaklardan naklettikten sonra şöyle diyor: "Meşhur tarih Sahibi Muhammed b. Cerir Taberî, Gadîr hadisini 75 tarikten nakletmiş ve bu konuda "El-Vilâye" isimli bir kitap yazmıştır. Yine Ebû-l Abbâs Ahmed b. Muhammed b. Said b. Ukde, yazdığı müstakil bir kitapta bu hadisi 150 tarikten nakletmiştir."[12]

     Hâfız Muhammed b. Muhammed b. El-Cezrî ed-Dimeşkî, "Münâşede" hadisi diye meşhur olan Hz. Ali (a.s)'ın Gadîr hadisi ile ettiği ihticâcı naklederken şöyle diyor: "Bu hadis hasen bir hadistir ve bu rivayet (münâşede) mütevâtir bir şekilde Hz. Ali (a.s)'dan nakledilmiştir. Nasıl ki Gadîr hadisi de mütevâtir bir şekilde Hz. Resulullah'tan nakledilmiştir. Bir çok grup onu başka bir çok gruptan nakletmişlerdir. Dolayısıyla bu hadisi taz'if edenlerin sözüne itina edilmemelidir; zira onların esasen hadis ilminden doğru düzgün haberleri yoktur."[13]

       Gerçi "Buhâri" ve "Müslim" bu hadisi tümüyle sahihlerinde nakletmemişlerdir. (Sadece Müslim, kısa bir bölümünü Zeyd b. Erkam'dan nakletmiştir.) Fakat bu, Gadîr hadisinin sağlamlığına halel getirmez; zira bu iki kitapta nakledilmediği halde, hatta Buhârî ve Müslim'in şartlarına göre sahih olan onlarca hadis gösterilebilir. Bundan dolayı da onlara kaç tane Müstedrek yazılmıştır ki Hâkim Nişâbûrî'nin Müstedrek'i bunların en genişidir. Kaldı ki bütün sahih hadisler, sadece Buhârî ve Müslim'de bulunanlardan ibaret olsaydı, o zaman başka "Sihâh" kitapların yazılmasına gerek kalmazdı. Oysa onlardan sonra yazılan bir çok Sihâh ve Sünen kitapları vardır. Evet hiçbir münsif alim veya araştırmacı yoktur ki Buhârî ve Müslim'le kendisini başka kitaplardan müstağni görsün. Hatta Buhârî ve Müslim'in kendileri de, kitaplarında topladıkları hadislerin sahih olduğunu, ama bütün sahih hadislerin onlardan ibaret olmadığını ve başka bir çok sahih hadisi, bazı nedenlerden dolayı kitaplarına almadıklarını açıkça itiraf etmişlerdir.[14]

     Buna ilaveten Merhum Allâme Emînî, Gadîr hadisini Buhârî ve Müslim'in hadis hocalarından sayılan 29 kişiden nakletmiştir.[15]

      Ne kadar ilginçtir ki Gadîr hadisine bu eleştiriyi getiren İbn-i Hacer bile kitabında şöyle yazmaktadır: "Gadîr hadisi hiçbir şüphe götürmeyecek sahih bir hadistir ki Tirmizî, Nesâî ve Ahmed b. Hanbel gibi alimler, onu çeşitli senetlerle nakletmişlerdir; bu cümleden 16 sahabî onu nakletmiştir. Hatta Ahmed b. Hanbel sahabeden otuz kişinin duyduğunu ve naklettiğini ve Hz. Ali'nin hilâfetinde ihtilaf çıktığında bu hadisi duyduklarına şehâdet etmişlerdir."[16]

    Aynı kitabın bir başka yerinde yine şöyle diyor: "Gadîr hadisini, sahabeden otuz kişi Resulullah (s.a.a)'den nakletmişlerdir ve onun senetlerinin çoğusu sahih veya hasendir.[17]

     Demek ki İbn-i Hacer gibi hadisin sıhhatini eleştirenlerin bile kendi söylediklerine inanmadığını itiraf etmekte ve aynen şöyle yazmaktadır: "Hadisin sıhhatini reddedenlerin sözüne itina edilmemelidir."[18]

      Muâsır yazarlardan da bir çoğu Gadîr hadisini kendi kitaplarında nakletmişlerdir. Ahmed Zeynî Dehlân, Muhammed Abduh, Abd-ül Hâmid Alûsî, Ahmed Ferid Rıfâî, Ömer Farrûh gibi…[19]

     Son olarak şunu da hatırlatmak gerekir ki Şia'nın imâmet de dahil itikadî konularla ilgili hadislerde mütevâtir olmayı ve kesinliği şart koşması doğrudur. Ve Gadîr hadisi Şia kaynakları açısından mütevâtir ve kat'idir. Hatta Ehlisünnet alimlerinden bir çoğunun da kendi kaynaklarındaki nakilleri dikkate alarak bu hadisin mütevâtir olduğunu itiraf ettiklerine daha önce değinmiştik. Ancak şunu bilmek gerekir ki hatta bu tevâtür söz konusu olmasaydı dahi Ehlisünnet'in bu açıdan Şia'ya itiraz hakkı yoktur. Zira onlar, imâmeti usûl-i dinden değil furû-i dinden saydıkları için, hadisin senedinin sahih olmasını yeterli görüyorlar; dolayısıyla hadisin mütevâtirliğini onlara ispat etme mecburiyetinde değiliz.

----------------------------------------------------------------

[1]- Şerh-ül-Mevâkif (Cürcânî), c.8, s.361

[2]- Es-Sevâik-ül Muhrika, s.64

[3]- El-Fisal (İbn-i Hazm) c.4, s.224

[4]- İhkâk-ul-Hak, c.2, s.423

[5]- El-Gadîr, c.1, s.320

[6]- El-Gadîr, c.1, s.294

[7]- El-Gadîr, c.1, s.222

[8]- İhkâk-ül Hak, c.2, s.426

[9]- El-Gadîr, c.1, s.314

[10]- Tehzîb-üt Tehzîb, c.7, s.288, Dâr-ül Kütüb-il İlmiyye, Beyrut

[11]- Feth-ül-Bârî (Askalânî), c.7, s.61, Dâr-ül-Kütüb-il İlmiye, Beyrut

[12]- Yenâbi-ül Meveddet, c.1,s.35

[13]- Esme-l Menâkıb, Fî Esne-l Metâlip, s.22

[14]- Şerh-i Sahîh-i Müslim (Nevevî), Dâr-ü İhyâ-it Turas, Beyrut, c.1, s.24, El-Müstedrek-u Ales-Sahihayn, Dâr-ül Ma'rife, Beyrut, c.1, s.3

[15]- El-Gadîr, c.1 s.320

[16]- Es-Sevâik-ül Muhrika s.64

[17]- Es-Sevâik-ül Muhrika s.188

[18]- Es-Sevâik-ül Muhrika s.64

[19]- Hamâse-i Gadîr s.35

--------------------------------------------------

Tarihî Gadir Hadisi

Ali (a.s) Hz. Peygamber'in Kardeşidir

GADİR-İ HUM OLAYI

Gadir Hum İle İlgili Ayetler

GADİR, İMAMETİN SESİ

Peygamberin Halifesi

Hz.Ali (a.s)'nın Hz. Resulullah (s.a.a) Tarafından Tayini

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)