• Nombre de visites :
  • 3291
  • 30/11/2008
  • Date :

Gadîr-i Hûm Hadisi  1

gadîr-i hûm

      Bilindiği gibi Ehlibeyt mektebinin "imamet" konusunda ileri sürdüğü en önemli delillerden ve naslardan birisi "Gadîr-i Hûm" hadisidir. Bu hadis Sünnî kaynaklarda da geniş bir şekilde nakledilmiştir. Ancak bir çok Sünnî alim, Ehlibeyt mektebinin bu hadisten imamet konusunda çıkardığı sonucu kendilerine göre çürütmek için çeşitli yollara baş vurmuşlardır. Bazıları hadisin senedinde sorun olduğunu ileri sürmüş, bazısı sahih olsa bile mütevâtir olmadığını iddia etmiş, bazısı tarihi açıdan doğru olamayacağını, zira o sırada Hz. Ali'nin Yemen'de olduğunu ispatlamaya çalışmış, bazısı ise bu yolla istediği sonuca varamayacağını görünce hadisin müfredatını (mevlâ kelimesi gibi) kendi istekleri doğrultusunda tevil etmeye kalkışmış, bazısı ise hadisin bazı bölümlerini kabul, bazısını reddederek amacına ulaşmayı yeğlemiş, bazısı ise hadisi bir yana bırakmış, hadisin dışında bazı dayanaklara dayanarak hadisin doğru olamayacağını veya ondan çıkarılan sonucun yanlış olduğunu ispatlamaya uğraşmışlardır. Biz inşallah bu yazıda önce bu olayı ve onunla ilgili hadisi sadece Sünnî kaynaklara dayanarak[1] kısaca nakledip daha sonra Sünnî alimlerin yukarıda bahsettiğimiz itirazlarını teker teker ele alıp detaylı bir şekilde cevaplamaya çalışacağız, bi-iznillah.

      Önce Ehlisünnet kitaplarında Gadîr-i Hûm'la ilgili rivayetlerin bazısını nakledip asıl mevzuumuza geçeceğiz. Elbette bu konudaki rivayetlerin hepsini nakledip tahlil etmek bizim konumuzu aştığı için daha detaylı ve kamil bilgi isteyen kardeşlerimize iki değerli eseri tavsiye ediyoruz. Arapça bilen kardeşlere Merhum Allâme Emînî'nin dev eseri "El-Gadîr"in 1. cildine, Arapça bilmeyen kardeşlere ise, Abdulkadir Çuhacıoğlu kardeşimizin değerli eseri "El-Hasâis" kitabının tercüme ve şerhindeki "Gadîr Hadisleri" bölümüne müracaat etmelerini tavsiye ediyoruz.

      1- İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned’inde şöyle nakledilmektedir: "Abdullah bize babasından, o da Affân'dan, o da Hammâd b. Seleme'den, o da Ali b. Zeyd'den, o da Adiy b. Sâbit'ten, o da Berâ’ b. Âzip'ten şöyle nakletmiştir: "Biz, bir yolculukta Resulullah (s.a.a) ile birlikteydik. "Gadîr-i Hûm" denen yerde konakladık. Hepimizin toplanması için çağrı yapıldı. İki ağacın altı Allah Resulü için temizlendi. Allah Resulü öğle namazını kıldıktan sonra Ali'nin elini tuttu ve şöyle buyurdu: "Acaba benim her mu'mine kendi nefsinden daha evla olduğumu (üzerinde velâyet ve tasarruf hakkına sahip olduğumu) bilmiyor musunuz? (Müslümanlar) "Evet biliyoruz" dediler. Bunun üzerine Ali'nin elini tuttuğu halde şöyle buyurdu: "Ben kimin mevlâsı isem, Ali onun mevlâsıdır. Allah'ım, onu seveni sev, ona düşman olana düşman ol." Sonra Ömer (b.Hattâb) Ali'nin karşısına geçip ona şöyle dedi: "Ne mutlu sana ey Ebû Talib'in oğlu, her mu’min erkeğin ve her mu'mine kadının mevlâsı oldun." Bu hadis Müsned-i Ahmed b. Hanbel'de takriben onbeş yerde ve bazı yerde birkaç senetle nakledilmiştir ki biz bir tanesiyle yetiniyoruz.[2]

     Hakim Nişâbur-i "Müstedrek-üs Sahihayn" kitabında Gadîr hadisini hemen hemen aynı muhtevayı taşıyan değişik tabirlerle ve kitabının muhtelif yerlerinde nakletmiştir. Örneğin şöyle diyor: "Ebû-l Hüseyin Muhammed b. Ahmed b. Temîm Hanzalî bize Bağdât'ta, Ebû Kilâbe Abdulmelik b. Muhammed er-Rakkâşî'den, o da Yahyâ b. Hammâd'dan, o da Ebu Bekir Muhammed Ahmed b. Babeveyh ve Ebu Bekir Ahmed b. Cafer-il Bezzaz'dan, o ikisi de Abdullah b. Ahmed b. Abdullah'tan, o da babasından, o da Yahya b. Hammad'dan; yine bize Ebû Nasr Ahmed b. Sehl (Buhâr'a Fakihi), Salih b. Muhammed (Hafız Bağdâdi)'den, o da Halef b. Sâlim Mahremî'den, o da Yahyâ b. Hammâd'dan, o da Ebû Avâne'den, o da Sabit'ten, o da Ebû Tufeyl'den, o da Zeyd b. Erkam'dan şöyle nakletmiştir: "Allah Resulü (s.a.a) Vedâ Haccı'ndan dönerken Gadîr-i Hûm denen yerde indiğinde, diken ağaçlarının altının süpürülüp temizlenmesini emretti. (İnsanlar yerleştiğinde) şöyle buyurdu: "Öyle gözüküyor ki ben Allah tarafından kendi indine çağırılmışım ve ben de icabet etmişim (vefatım yaklaşmıştır). Hiç şüphesiz ben sizin aranızda iki ağır-paha biçilmez emanet bıraktım. Onlardan biri diğerinden daha büyüktür, Allah'ın kitabını (Kur'ân'ı) ve İtretim'i (Ehlibeyt'imi). Bakın benden sonra onlara nasıl davranacaksınız? Şüphesiz onlar, (Kevser) havzu başında bana varıncaya kadar birbirinden ayrılmazlar." Sonra şöyle devam ettiler: "Muhakkak ki Allah Azze ve Celle benim mevlâmdır, ben de her mu'minin mevlâsıyım." Sonra Ali'nin elinden tuttu ve şöyle buyurdu: "Ben kimin mevlâsı isem, bu (Ali) de onun velisidir. Allah'ım onu seveni sev, ona düşmanlık besleyene düşman ol…" Ve hadisi sonuna kadar zikretmiştir. Bu hadis Buhârî ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ama onlar hadisi sonuna kadar nakletmemişlerdir."[3]

      Evet Sahîh-i Müslim'de bu hadisin sadece bir bölümü nakledilmiştir.    

  Hâkim Nişâburî bu hadisi naklettikten sonra aynı hadisi başka senetlerle de nakletmektedir; ancak o nakillerde, hadiste "Ben kimin mevlâsıysam, bu (Ali) de onun velisidir" cümlesinden önce şu ilave de mevcuttur: "Sonra üç defa buyurdu: "Benim mu'minlere kendi nefislerinden daha evlâ olduğumu biliyor musunuz?" "Evet" diye cevap verdiklerinde şöyle devam etti: "Ben kimin mevlâsıysam, Ali onun mevlâsıdır."[4]

     İbn-i Mâce kendi süneninde şöyle yazıyor: "Ali b. Muhammed bize Ebû-l Hüseyin'den, o da Hammâd b. Seleme'den, o da Ali b. Zeyd b. Ced'ân'dan, o da, Adiy b. Sâbit'ten, o da Berâ' b. Âzip'ten şöyle rivayet etmiştir: "Allah Resulü'nün yaptığı hacda, bizde onunla birlikteydik. Yolun bir yerinde inip insanların toplanmasını emretti ve Ali'nin elinden tutarak şöyle buyurdu: "Ben mu'minlere onların kendilerinden daha evla değil miyim?" "Evet" dediklerinde şöyle devam etti: "Ben her mu'mine kendi nefsinden daha evla değil miyim?" Yine "Evet" dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Bu (Ali), ben kimin mevlâsı isem onun velisidir. Allah'ım, onu seveni sev; Allah'ım, ona düşman olana düşman ol"[5]

Tirmizî de aynı manayı içeren bir rivayeti kendi Sünen'inde nakletmiştir.[6]

----------------------------------------------

[1]- Ehlibeyt mektebi kaynaklarında bu olayın detayları çok daha geniş ve etraflı bir şekilde nakledilmiştir. Ancak karşı taraf, sadece kendi kaynaklarına güvendiği için sadece Sünnî kaynaklardan olayı nakletmeye çalışacağız. Ayrıyeten şunu da hatırlatmamız gerekir ki nakillerde verdiğimiz kaynak adreslerinin tamamına yakını, bu kaynakların Arapça orijinalindendir.

[2]- Müsned-i Ahmed, c.4, s.281

[3]- Müstedrek-üs Sahihayn, Beyrut, Dâr-ül Maâife baskısı, c.3, s.109-110

[4]- Müstedrek-üs Sahihayn, Beyrut, Dâr-ül Maâife baskısı, c.3, s.120

[5]- Sünen-i İbn-i Mâce, Beyrut, Dâr-ül-Fikr baskısı, c.1, s.43, Hadis: 126

[6]- Sünen-i Tirmizî, Beyrut, Dâr-ül Kütüb-il-İlmiyye baskısı, c.5, s.591, Hadis: 3713

 


Tarihî Gadir Hadisi

Ali (a.s) Hz. Peygamber'in Kardeşidir

GADİR-İ HUM OLAYI

Gadir Hum İle İlgili Ayetler

GADİR, İMAMETİN SESİ

Peygamberin Halifesi

Hz.Ali (a.s)'nın Hz. Resulullah (s.a.a) Tarafından Tayini

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)