• Nombre de visites :
  • 1737
  • 22/11/2008
  • Date :

İslam ordusunun serdarı Malik Eşter  

 malik eşter

 

       Öğlen vaktiydi. Şehir çarşısı her zamanki gibi günlük ihtiyaçlarını karşılamak için koşuşturan insanlarla doluydu. Kalabalığın arasında iri yarı, atlet yapılı uzun boylu bir adam başkalarının dikkatini çekiyordu. Güneşte yanan çehresiyle emin adımlarla Kufe çarşısından geçiyordu. Tam o sırada dükkanının önünde oturan esnaftan biri, arkadaşları için mizah konusu olsun diye adama doğru bir avuç taş fırlattı.

       Yoldan geçen adam dönüp esnafa baktı, ancak rahatsız olmadan ve hiçbir ilgi göstermeden yoluna devam etti. Arkadaşları bu çirkin harekete gülmedikleri gibi büyük bir sıkıntı ve rahatsızlıkla şöyle dediler:

     Hakaret ettiğin bu adamın kim olduğunu biliyor musun? Esnaf, arkadaşlarına hayır tanımıyorum, o da hergün buradan buradan geçen yüzlerce sıradan adamlardan biri, öyle değil mi? diye cevap verdi. Kızgınlıktan suratının hali değişen arkadaşlarından biri saygısız adama döndü ve şöyle karşılık verdi: Ey ahmak, nasıl tanımazsın, bu adam İslam dininin ünlü serdarı Malik Eşterdi ve hepimiz onun savaş meydanlarında gösterdiği fedakarlık ve kahramanlıklarına minnet borçluyuz. Yazıklar olsun sana. Kime hakaret ettiğini bilmiyorsun. Malik'in adını duyan adam titremeye başladı, neye uğradığını şaşırmıştı. Hatasını telafi etmek için her şeyi yapmaya hazırdı. Gözleri kararıyordu, kime yalvarıp yakaracağını bilemiyordu. Kendi kendine söylendi: Ben İslam ordusunun serdarını incittim, o da mutlaka beni ağır bir şekilde cezalandırır.

       Suçlu adam Malik'e ulaşmaya ve her ne olursa olsun kendisinden özür dilemeye karar verdi. Koşa koşa Malik'in peşinden gitti. Kısa bir süre sonra Malik'e yetişti. Malik camiye doğru gidiyordu. Adam da onun peşinden camiye girdi. Heyecandan kalbi hızla atıyordu. Malik'e yaklaşmaya cesaret edemiyordu. İslam serdarı namaza durdu. Adam ona bakıyordu. Malik büyük bir sabır ve özel bir itinayla namaz kılıyordu. Hoş sesi adamı biraz rahatlattı. Namazdan sonra duaya oturdu. Duasını tamamladıktan sonra köşede duran adam yavaşça ona yaklaştı. Kendini Malik'in ayaklarına attı. Ardından titreyen bir sesle:Ey Malik ben cahillik ettim, sizi tanımadım, küstahlık ettim, şimdi sizden büyüklük edip beni affetmenizi istiyorum, Allah'a and olsun ki siz muhterem ve şerefli bir insansınız, dedi.

     Malik Eşter yavaşça adamı ayakları üzerinden kaldırdı ve güçlü ellerini omzuna attı. Adam Malik'in gözlerine bakamıyordu. Malik büyük bir merhametle şöyle dedi:

     Allah'a and olsun ben sadece senin için camiye gelmiştim, çünkü cahilliğin yüzünden halka eziyet ettiğini anladım. Bu yüzden camiye geldim ki senin için dua edeyim ve Allah'tan seni doğru yola hidayet etmesi ve günahlarını bağışlaması için istekte bulunayım...

      Malik'in bu sözlerini duyan ve hoşgörüsüne kendi gözleriyle şahit olan adam daha da utandı. İslam ordusunun serdarına şükranlarını sundu ve iş yerine geri döndü. Dönmesini sabırsızlıkla bekleyen arkadaşları onu görür görmez macerayı sordu ve olup bitenleri anladıktan sonra Malik Eşter'i övmeye başladı. Bu sırada adamlardan biri hz. Resulullah'tan -sav- çok güzel bir hadis aktararak sevgili Peygamber efendimiz -sav- şöyle buyuruyor" dedi:

Başkalarının hatalarını affetmek sizlere yaraşır, çünkü bu amel, insanın izzet ve yüceliğini arttırır. Bir birinizi affedin ta ki yüce Allah sizleri aziz kılsın.

 

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)