• Nombre de visites :
  • 3242
  • 12/11/2008
  • Date :

Kibir İblisin Sıfatıdır

ateş kelebek

       Bugün çabuk gelip çatan erginlik çağı insanların sıkıntısını çoğaltmıştır. Bugün yabancıların kültür saldırısı birçok sıkıntılar icat etmiştir. Bugün evrensel küfür medyasının sesli ve görüntülü yayınları halkın, özellikle de gençlerin ruh ve fikrini işgal etmiş durumdadır. Bugün tüm dünyada uygunsuz filimler her yere girmiş bulunmaktadır. Bütün bunlar sadece şehvetleri tahrik etmekte ve içgüdüleri alevlendirmektedir. Dolayısıyla da anne, baba, kavim, zenginler, özetle İslâmi devlet ve milletin şer’i ve ahlâki görevlerinden biri de bütün gücünü gençlerin evlilik işlerini kolaylaştırmaya, yanlış adet ve gelenekleri ortadan kaldırmaya, batılı adetleri yok etmeye, ağır şartları görmezlikten gelmeye, sarf etmelidirler. Böylece genç kız ve erkeklerin iman, ahlâk, davranış ve insani amelleri bir yere kadar korunmuş olur ve bu insanlık bağının gülleri solmaktan ve günah çukuruna düşmekten korunmuş olur.

İlâhi emirler ile Resul-i Ekrem ve masum imamların buyruklarını hayata geçirme noktasında kibre kapılmayınız. Ne yazık ki bazı anne ve babalar görüldüğü gibi evlilik toplantılarında güçlü bir şah ve çocukları da şehzade edasını takınmaktadırlar. Nikâh ve evlilik işinde Firavun ve Firavuncular gibi davranmakta; öyle bir takım öneriler ve isteklerde bulunmaktadırlar ki karşı tarafın ailesi şaşkınlığa düşmekte ve çocuklarını evlendirmeye kalkıştıkları için pişman olmaktadırlar. Böylece de sonuç olarak kendi içgüdülerini tatmin etmek için meşru olmayan bir metres aramaya koyulmakta ve kendilerini birçok cinsel günahlara bulaştırmaktadırlar.

Kur’ân-ı Kerim hak karşısında kibirlenmeyi İblisin özelliklerinden biri saymış ve şöyle buyurmuştur: “İblis’ten başka bütün melekler secde etmişlerdi. O, büyüklük taslamış ve küfredenlerden olmuştu.”[1]

Hakeza: “Ona: “Öyleyse in oradan, orada büyüklenmek sana düşmez, defol, çünkü sen aşağılıklardansın! ” dedi.” [2]

Ali (a.s) ise şöyle buyurmuştur: “Kibirden sakın; şüphesiz kibir, en büyük günah ve en aşağılık ayıptır. Kibir iblisin süsüdür.”[ 3]

Hakeza Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kibirden sakın. Şüphesiz kibir taşkınlığın başı ve Rahman’a karşı isyandır.”[ 4]

Hakeza Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “En kötü ahlâk, kibirdir.”[ 5]

Allah Resulü (s.a.a) de şöyle buyurmuştur: “Kibirden sakınınız! Şüphesiz kul kibirlenince, aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur: “Bu kulumu zorbalardan yazınız.”[ 6]

Hakeza Allah Resulü (s.a.a) Ebu Zer’e (s.a) şöyle buyurmuştur:“Ey Ebu Zer! Kim kalbinde zerre miktarınca kibir bulunduğu halde ölürse, cennetin kokusunu asla alamaz, meğerki ölmeden önce tövbe etmiş olsun.”[ 7]

     Gerçekten de nutfeden yaratılmış, dünyevi hayat halinde zayıf ve güçsüz olan, olaylar karşısında gücü ve kudreti bulunmayan ve bu varlık alanında hiçbir şeyin kendi iradesi ile hareket etmediği böyle bir varlığın Hak Teâlâ’ya ve yaratıklara karşı tekebbür etmesinin ve kendisinin diğerlerinden üstün olduğuna inanmasının haklı bir yanı var mıdır?

      İmam Sadık (a.s) babalarından şöyle rivayet etmektedir: “Selman bir şahısla kavga etti. O şahıs özel bir haletle Selman’a şöyle dedi: “Sen kimsin ki ben seninle muhatap olayım? ” Selman şöyle dedi: “Benim ve senin başlangıcımız necis bir nutfe idi. Sonumuz da kabir evinde kötü kokan bir leş olacaktır. Kıyamet olunca, teraziler kurulunca, kimin terazisi ağır gelirse, yüce olacaktır, kimin de amelleri değersiz ve hafif olursa o da aşağılık olacaktır.”[ 8]

  Allame Meclisi de bu tehlikeli hastalığın tedavisi hususunda şöyle buyurmuştur: “Kibri tedavi etmenin ve mütevazı olmanın iki yolu vardır: Biri ilmi, diğeri ise ameli. İlmi yol; insanın hem kendisini hem de Allah’ını tanımasıdır. Bu tanıma, insanın batınının kibirden temizlenmesi için yeterlidir. Zira insan hakikati elde edince ve varlığı hakkında gerçek bir irfana erince, her aşağılık varlıktan daha aşağılık olduğunu, her düşük varlıktan zatı ve kimliği hasebiyle daha düşük bulunduğunu, tevazu, zillet ve teslimiyetten başka bir hakkının olmadığını anlar. Rabbini, afaki ve enfüsi ayetler ve Kur’ân-ı Kerim’de göstereceği dikkat vasıtasıyla tanırsa, o zaman da azamet, kibriya ve yüceliğin Allah’tan başka hiç kimsede olmadığını anlar.

      Kibri ortadan kaldırmanın ameli yolu ise, Hak Teâlâ ve bütün yaratıklar karşısında mütevazı olması ve mütevazı kimselerin ahlâkıyla ahlâklanmaya özen göstermesidir. İnsan salihleri kendisine örnek almalı ve varlıkların en üstünü olan yüce İslâm Peygamberi’nin haletine dikkat etmelidir. Zira Allah Resulü de yere oturuyor, yemek yiyor ve şöyle buyuruyordu: “Bir kul, Allah’ın diğer kulları gibi yemektedir.”[ 9]

       Bu konuya teveccüh ederek evlilik işinde kız ve erkek çocuklarınıza karşı da tevazu gösteriniz. Tevazu sadece doğal şehvetlerin, arzuların ve emellerin zirvesinde olan çocuklarınızı gözetmenizdir; kendi gelenek, adet, ahlâk ve haletlerinizi değil! İlan ettiğimiz şartlar hususunda da zorluk çıkarmayınız. Karşı taraftan beklentilerinizi en aza indirgeyiniz. Böylece bereket dolu bir evlilik vaki olsun, devamı ve kalıcılığı garantilensin, kız ve erkek evlendikten sonra da rahat bir şekilde birlikte yaşayabilsinler.

----------------------------------------------------------------------

[1]- Sâd, 73- 74

[2]- A’râf, 13

[3]- Mizan’ul-Hikmet, c. 8, s. 298

[4]- a. g. e.c. 8, s. 300- 302

[5]- a. g. e.

[6]- a. g. e.

[7]- a. g. e.

[8]- Bihar, c. 73, s. 231

[9]- Bihar, c. 72, s. 201- 205

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)