• Nombre de visites :
  • 3548
  • 10/9/2008
  • Date :

İmam Rıza (a.s)’ın Seçkin Ahlak ve İbadeti

imam rıza

1- Hüseyin bin Ahmed-i Beyhakî 352 yılında Nişabur’da şöyle dedi: Muhammed bin Yahya Sulî, Avn bin Muhammed’den, o da Ebu İbad’dan şöyle nakletmektedir: "İmam Rıza (a.s) yazları devamlı hasır üzerinde, kışlarıysa keçe üzerinde oturur, elbise olarak kalın giysiler giyerdi. Ama halkın içerisine çıktığında onlar için süslenir ve güzel giysiler giyerdi."

2- Hekim Ebu Ali Hüseyin bin Ahmed el-Beyhakî şöyle naklediyor: Muhammed bin Yahya Sulî, Cebelet bin Muhammed-i Kûfî’den o da İsa bin Hammad bin İsa’dan, o da babasından, o da İmam Rıza (a.s)’dan, o da babasından (a.s), Câfer bin Muhammed (a.s)’ın devamlı şöyle buyurduğunu naklediyor: “Bana isteğinin giderilmesi için birisi geldiğinde onun isteğinin yerine getirilmesi için uğraşır, acele ederim. Zira bulunmuş olduğu durumdan benim yardımım olmadan kurtulacağından korkarım.” [1]

 

3- Hekim Ebu Ali Hüseyin bin Ahmed el-Beyhakî, Muhammed bin Yahya Sulî’den, o da Ebu Zekvan’dan şöyle naklediyor: İbrahim bin Abbas’ın şöyle dediğini duydum. İmam Rıza (a.s)’dan herhangi bir şey hakkında soru sorulduğunda cevap veremediklerini görmedim, yine kendi dönemlerine kadar tarih hakkında kendisinden daha bilgili bir şahıs görmedim. Memun sürekli çeşitli şeylerden soru sorarak onu imtihan eder, İmam da cevabını verirdi. Bütün sözleri, cevapları ve getirmiş olduğu deliller Kur’an-ı Kerim’den alınmış idi. Üç günde bir Kur’an-ı hatmeder ve şöyle buyururlardı: “Üç günden daha erken bir zamanda Kur’an’ı hatmetmek istesem, bunu yapabilirim ama ayetler üzerinde düşünmeden, ne hakkında nazil olduğunu ve ne zaman indiğini düşünmeden geçmiyorum; dolayısıyla, üç gün içerisinde hatmediyorum.” İmam’ın meşhur sözlerinden birisi şudur: “Küçük günahlar büyük günahların işlenmesi için bir yoldur. Küçük günahlarda Allah’tan korkmayanlar, büyük günahlarda da Allah’tan korkmayacaklardır. Eğer Allah insanları cennete çağırmasaydı ve ateşten korkutmasaydı, yine de ona itaat etmek vacip olurdu. O halde insanlara olan fazlı, ihsanı ve layık olmadıkları halde onlara vermiş olduğu nimetleri yüzünden ona itaatsizlik yapılmamalıdır.”

 

4- Temim bin Abdullah bin Temimî Kureyşî (r.a) diyor ki: Babam, Ahmed bin Ali Ensarî’den, o da Recae bin Ebu Zehak’tan şunları işittiğini rivayet eder: Memun beni Ali bin Mûsa Rıza (a.s)’ı Medine’den getirmem için gönderdi ve bana, İmam’ı Kum şehri üzerinden değil de Basra, Ahvaz ve Fars mıntıkalarından getirmemi, on gece ve on gündüz, yanına götürünceye dek koruyucu olmamı emretti. Ben Medine’den Merv’e kadar kendilerinden ayrılmadım. Vallahi Allah’a ondan daha yakın, daha takvalı, Allah’ı sürekli anan, ondan daha fazla Allah’tan korkan birini görmedim. Sabah ışıdığı zaman namazını kılar ve aynı yerde oturur; güneş doğuncaya kadar Allah’ı tesbih eder, hamd eder, tekbirler getirir, lâ ilahe illallah der ve Peygamber’e salavat gönderirdi. Sonra güneş yükselinceye kadar tekrar secdeye varırdı. Ardından halka döner, onlarla öğleye kadar sohbet eder, nasihatlerde bulunurdu. Sonra da abdestini tazeleyip namaz yerine döner, öğlen vakti altı rekât namaz kılar (ikişer rekât); birinci rekâtta Hamd ve Kâfirûn sûresini, ikinci rekâtta Hamd ve İhlas sûresini okurdu. Diğer dört rekâtta ise Hamd ve İhlas sûresini kıraat eder, her iki rekât sonunda selam verir ve her ikinci rekâtta kıraatten sonra ve rükûdan önce kunut tutardı. Sonra ezan okuyarak tekrar iki rekât namaz kılar, arkasından da ayağa kalkarak öğle namazını kılardı. Selam verdikten sonra Allah’ı tesbih ve hamd eder, tekbir getirir ve la ilahe illallah der, bunu Allah’ın istediği kadar yapardı. Sonra şükür secdesine kapanır, yüz defa "şükran lillah" derdi. Başını secdeden kaldırdıktan sonra altı rekât namaz daha kılardı. Her rekâtta Hamd ve İhlas sûresini okur, her iki rekât sonunda selam verir, ikinci rekâtlarda kıraatten sonra ve rükûdan önce kunut tutardı. Sonra tekrar ezan okur, iki rekât namaz kılar ve yine ikinci rekâtta kunut tutardı. Selam verdikten sonra ayağa kalkar ve ikindi namazını kılardı. Yine selamdan sonra namaz yerinde oturur, Allah’ı tesbih ve hamd ederdi. Allah’ın istediği kadar tekbir getirir, lâ ilahe illallah derdi. Daha sonra secdeye varır yüz defa "hamden lillah" derdi. Güneş batımında ise abdestini yenileyip ezan ve kamet okur, üç rekât akşam namazını kılardı. İkinci rekâtta kıraatten sonra ve rükûdan önce kunut tutar, selamdan sonra yerinde oturur, tekrar Allah’ın istediği kadar tesbih, hamd, tekbir ve la ilahe illallah zikirlerini eder, ardından yine şükür secdesine giderdi. Daha sonra başını secdeden kaldırır, hiçbir şekilde konuşmadan kalkar ve iki selamla dört rekât namaz kılardı (ikişer rekât). Yine ikinci rekâtlarda kıraatten sonra ve rükûdan önce kunut tutardı. Bu dört rekâtın birincisinde Hamd ve Kâfirûn sûresini, ikinci rekâtta da Hamd ve İhlas sûresini okurdu.

imam rıza

     Namazdan sonra oturur ve Allah’ın istediği kadar namazın takibatıyla (namaz sonrası müstahap ameller) meşgul olurdu. Sonra iftar ederek gecenin üçte biri geçinceye kadar istirahat ederdi. Ardından kalkar, dört rekât yatsı namazını kılar ve ikinci rekâtta kıraatten sonra ve rükudan önce kunut tutardı. Selamdan sonra yerinde oturur, Allah’ın istediği kadar, tesbih, hamd, tekbir ve lâ ilahe illallah zikirlerini yerine getirerek Allah’ı anardı. Bu takibatlardan sonra şükür secdesine kapanır, sonra da yatağına giderdi. Gecenin diğer üçte biri de geçtiğinde yerinden kalkarak tesbih, hamd, tekbir ve lâ ilahe illallah zikirlerine başlar, istiğfar eder ve dişlerini misvaklardı. Sonra abdest alıp gece namazına durur, ikinci rekâtlarda selam verirdi. Sekiz rekât namaz kılardı. (ikişer rekât). Bu namazların ilk rekâtında bir kez Hamd sûresini ve otuz kez Tevhid (İhlas) sûresini okurdu. Sonra dört rekât Câfer bin Ebu Talib (a.s) namazı kılardı (Câfer-i Tayyar namazı diye meşhurdur). Her iki rekâttan sonra selam verir, rükûdan önce ve tesbihten sonra kunut tutar ve bunu, gece namazından sayardı. Sonra tekrar kalkar, geriye kalan diğer iki rekâtı kılardı. Birinci rekâtta Hamd sûresi ile Mülk sûresini, ikinci rekâtta ise Hamd sûresi ile "Hel eta" sûresini okurdu. Sonra iki rekât Şefi namazını kılmak için kalkar, bunun her rekâtında bir defa Hamd sûresini, üç defa da İhlas sûresini okurdu. İkinci rekâtta rükûdan önce ve kıraatten sonra kunut tutardı. Selam verdikten sonra kalkar ve bir rekât Vitir namazı kılardı. Bir kez Hamd sûresini, üç kez İhlas sûresini, bir kez Felak sûresini ve bir kez de Nas sûresini okurdu. Kıraatten sonra ve rükudan önce kunut tutar, ardından şunları söylerdi: “Allah’ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt’ine selam gönder. Bizleri hidayet ettiğin kimselerden karar ver, bizleri afiyet ve sağlık verdiklerinden karar ver, bizleri sevdiğin kullardan karar ver ve bizlere eta ettiğin şeylerde bereket ver. Allah’ım! Bizleri günahkârlar için karar verdiğin şer hükümlerden koru, gerçekten sen emredensin ve kimse sana emredemez; sevdiğin kimseleri aşağılamaz ve düşmanlarını yüceltmezsin, sen yücelerden yücesin, ey rabbimiz!” Sonra yetmiş defa “esteğfirullahe ve es’eluhu tevbe” derlerdi. Selam verdikten sonra ise her zaman olduğu gibi, namazın takibatıyla meşgul olurdu. Sabah namazına doğru kalkar, iki rekât sabah namazının nafilesini (müstahap namaz) kılardı. İlk rekâtında Hamd sûresi ile Kâfirûn sûresini ve ikinci rekâtta Hamd ile İhlas sûrelerini okurdu. Fecir vakti (sabah namazının vakti), ezan ve kametin ardından iki rekât sabah namazı kılardı. Selam verdikten sonra güneş doğuncaya kadar takibatla meşgul olurdu. Daha sonra güneş yükselinceye kadar ise şükür secdesinde kalırdı. Cuma günleri sabah, öğle ve ikindi namazları hariç, diğer bütün vacip namazların ilk rekâtında Hamd ve Kadir sûrelerini, ikinci rekâtlarında ise Hamd ve İhlas sûrelerini kıraat ederdi. Cuma günleri Hamd, Cuma ve Münafıkîn sûrelerini okur; yatsı namazının ilk rekâtında Hamd ve Cuma sûrelerini ve ikinci rekâtında Hamd ile "sebbih ismi rabbike" sûrelerini okurdu. Pazartesi ve Perşembe günlerinde sabah namazının ilk ve ikinci rekâtlarında Hamd ve Dehr sûrelerini okurdu. Akşam, yatsı, şefii, vitir ve gece namazlarını ve sabah namazını devamlı yüksek sesle; öğle ile ikindi namazlarını ise sessiz ve yavaş bir şekilde kılardı. Dört rekâtlık namazların son iki rekâtında üç defa "Sübhanallah vel hamdulillah ve lâ ilahe illalah vallahu ekber" derdi. Bütün kunutlarda ise şöyle dua ederdi: “Allah’ım! bizleri bağışla ve rahmeyle, bizlerden gördüğün beğenilmeyen şeyleri affet. Şüphesiz sen Aziz, yüce ve Kerimsin.”

 

5- Hekim Ebu Muhammed Câfer bin Şâzan (r.a), Ahmed bin İdris’ten, o da İbrahim bin Haşim’den, o da İbrahim bin Abbas’tan şöyle naklediyor: Ebul Hasan İmam Rıza (a.s)’ın konuşmalarında birilerine sözleriyle cefa ettiğini ve yine hiç kimsenin konuşmasını veya sözünü yarıda kestiğini görmedim. Aksine o, karşı tarafın sözlerini tamamlaması için sabrederdi. Yapabileceği bir şeyi ondan istedikleri zaman reddettiğini görmedim. Hiç kimsenin yanında ayaklarını uzatmaz, herhangi bir şeye yaslanmazdı. Hizmetçilerinden hiç birini incittiğini veya onlara ağır kelimeler kullandığını görmedim. Hiç kimsenin yanında tükürmezdi. Onun hiçbir zaman kahkahayla güldüğünü görmedim; aksine, onun gülüşleri tebessümden ibaretti. Kendisi için sofra açıldığı zaman bütün hizmetçileri, hatta kapıcıları çağırır, birlikte sofraya oturturlardı. İmam (a.s) geceleri az yatar, daha çok uyanık kalırdı. Çoğu geceleri sabaha kadar uyumadan geçirirdi. Çok oruç tutardı. Her ayın üç gününün müstahab orucunu asla terk etmez,"Bu iş, bütün yıl oruç tutmak gibidir" derdi. Gizlice sadaka verir ve bunu genellikle gece karanlığında yapardı. Fazilette onun gibi birini gördüğünü zanneden veya iddia edenlere inanma!

----------------------------------------------------------------

[1]-  İmam Rıza (a.s)’ın, babası İmam Sâdık (a.s)’dan naklettiği bu hadis, aynı zamanda bütün imamların bir nurdan olup bir ahlak üzere olduklarının göstergesidir.

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)