• Nombre de visites :
  • 5319
  • 15/7/2008
  • Date :

Çocuklar Neden Yalan Söyler ?

çocuk

    10 yaşındaki Murat, sıkça haftalığını kaybettiğini söyleyip babasından para istiyordu.

 — Ali annesine ders notlarının hep iyi olduğunu söylüyordu. Ayten Hanım bir gün Ali’nin çantasında sınav sonuçlarını görünce, aslında gerçeğin hiç de Ali’nin anlattığı gibi olmadığını gördü.

—10 yaşındaki Murat, sıkça haftalığını kaybettiğini söyleyip babasından para istiyordu. Annesi evde temizlik yaparken yatağının altında çerezlerden çıkma fazlaca oyuncak buldu. Hatta daha yenmemiş bir kaç çerez paketi de vardı.

 —Mine, annesinin "Bilgisayarın neden bozuldu?"sorusuna karşılık "Ne oldu, anlayamadım. Bilgisayar birden bire tuhaf sesler çıkarmaya başladı."dedi. Hâlbuki Mine bilgisayarını oldukça fazla kurcaladığını biliyordu.

    Sizin çocuğunuz da böyle veya buna benzer davranışlar gösteriyorsa paniğe kapılmayın, çünkü bu olayları yaşayan sadece siz değilsiniz. Bütün çocuklar yalan söyler. Ama yalancı doğmazlar. Sadece, yalan söylemeyi öğrendikleri bir gelişim süreci yaşarlar.

Yalancılık çok çirkin ve kötü sıfatlardan biri ve hem de büyük günahlardandır. Dünyadaki bütün toplumlar, yalancılığı kötü bir özellik olarak kabul etmekte ve yalancıya iyi gözle bakmazlar. Onurlu ve şahsiyetli bir insan yalan söylemez. İslam dini de bu çirkin sıfatı kınamış ve büyük bir günah saymıştır.

İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyuruyor: "Yalan, iman için bozuk bir temeldir."

İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki: "Hz. İsa, fazla yalan konuşan kimsenin haysiyeti olmaz, buyurmuştur."

Hz. Ali"den (a.s) şöyle nakledilir: "Yalandan daha kötü bir kabahat yoktur."

    Bütün peygamberler ve imamlar halkı doğruluğa çağırmışlardır. Doğruluk, insanın tabiat ve fıtratına uygun bir sıfattır. “Sözünde durmak, yalan söylememek, başkasının hakkına saygı göstermek” gibi semavî değerler bütün kutsal kitapların öngörüleridir. 

   Çocuğunuzun yalanıyla özellikle ilk yalanıyla karşılaştığınızda, size en kaygı verici olan, onun kötü karakterli olabileceği korkusudur. Paniğe kapılmadan, sakin ve doğru dürüst düşünebilmek için en iyisi olay geçinceye kadar serinkanlı olmaya çalışmaktır. Çocukların yalan söylemeleri, doğruyu söylemeleri kadar normal gelişim gösteren bir davranıştır.

    Uzmanlar, yalanın kişinin özerkliğini sağlama ve kendisini ailesinden farklı bir birey olarak kabul ettirme sürecinde geliştiğini vurgularlar. Çocuklar, anne - babalarını kandırarak onların her şeye gücü yeten, her şeyi bilen insanlar olmadıklarını anlarlar. Bir çocuğun ilk araştırıcı yalanı söylemesi kaçınılmazdır. Bu yalanlara hazırlıklı olmanız gerekir. Bu, gerçeği sınama yolunda atılmış bir adım ve yaşam deneyimidir.

Uzmanlar yedi yaş öncesinde çocuğun yalan söylemediğini ileri sürerler. Bu yaş dönemindeki çocukların yalanları kendilerine hoş gelen hayallerden kurulmuş bir oyundur. Kendilerine haz sağlamak için böyle bir oyunu oynayıp dururlar sürekli. Kendi düşlerine gerçekmiş gibi bakan anlatma meraklısı çocuklara "yalancı" damgasının vurulması oldukça yanlıştır.

    Çocuk büyüdükçe gerçekleri daha iyi anlamaya başlayacak, gerçekdışı durumları ayırabilecektir. Bu nedenle okul öncesi dönemde çocuğun doğru olmayan her sözüne yalan damgası vurmak yanlış olur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında çoğu anne-baba çocuklarını suçlamakta hatta cezalandırmaktadır. Gelecekte çocukta yalanın yerleşmesinde, ailelerin onlara iyi birer model olmaları çok önemli bir etkendir. Bu nedenle çocuklar sık sık cezalandırılmamalı, onlara iyi örnek olunmalı, gerçeklik kavramları gelişemediğinden hayal ile gerçeği ayırt edememeleri karşısında onlara yalancı etiketi yapıştırılmamalıdır.

 

                       Çocuk Yalan Söylemeyi Nasıl Öğrenir?

 

    Yetişkinleri taklit, çocuğu yalana iten en büyük etkendir. Yetişkinler kendi aralarında ve daha da önemlisi, çocuklara yalan söylerler. Bunun da ötesinde yetişkinler, bazen çocuğun yalan söylemesini isterler. Örneğin, -"Düne Evdeydik diyeceksin," ya da, -"Bunu yaptığımı babana söylemeyeceksin," gibi tembihlerde çocuğu yalana iterler. Yalan söylemenin empoze edilişi açık bir şekilde olmayabilir, örnek olma da bir tür telkindir. Örneğin, istemediği bir yere gitmemek için başının ağrıdığın bahane eden anne, sofrada çocuğuna ellerini yıkayıp yıkamadığını sorduğunda, çocuk yemeğe başlamak için olumlu yanıt verecektir. Bundan sora her durumda isteğine uygun yanıt arayacak ve bundan suçluluk duymayacaktır.

    Sinemaya giden ana-baba diş hekimine gidiyorum derse, kapı çaldığında evvela çocuğuna yok dedirtirse o çocuk doğru bir genç olamaz.

      “Ahmet Bey 6 ve 7 yaşlarında iki oğlu ile bir gişeden geçiyorlar. 6 yaşındaki çocuklar ücretsiz. Baba gişe memuruna çocuğunun birinin yedi yaşında olduğunu söyleyip ödemesini yapıyor. Gişe memuru “Siz söylemeseydiniz ben yaşlarını bilemezdim” diyor. Baba “Ama onlar zaten biliyorlar” cevabını veriyor

     Yukarıdaki örnek doğruluğun vaaz veya konferans şeklinde anlatılması değil, yaşayarak, örnek olma dili ile anlatılması gerektiği mesajını vermektedir.

gül

     7 yaşına kadar çocukta gerçeklik duygusu gelişmemiştir. Anne çocuğa “Bu senin değil, alma” dediğinde çocuk anlamaz, boş boş bakar. Çünkü mülkiyet duygusu gelişmemiştir. Her şeyin kendisine ait olacağını düşünür, doğuştan benmerkezcidir. Anne ve babanın rolü burada önemlidir. Yalanın, hırsızlığın yanlış olduğu çocuğa öğretilmelidir. Vazoyu kıran çocuk elinde vazo parçaları varken ben kırmadım diyebilir. Annenin aşırı tepkisi veya ilgisizliği çocuğun bu konudaki değerlerini oluşturacaktır.

     Çocuk takdir edilmek, ilgi ve şefkat beklentisi için yalan söyleyebilir. Cezadan kurtulmak veya suçu saklamak için, eleştiriden kaçmak için, olduğu gibi değil büyüklerin istediği gibi görünmek için yalan söyleyebilir. Bazı çocuklarda çocuksu düşmanlık, kıskançlık duygusu da yalan söyletebilir. Çocuğun yanlış ana-baba tutumlarına karşı tek silahı genelde yalan söyleme olmakta; yalan davranış kalıbı huy haline gelmektedir.

    Bir gün büyük suç işleyen gencin idamına karar verilir. İdam sehpasında gence son isteği sorulur. O da annesinin dilini öpmek istediğini söyler. Anne çağırılır. Genç annesinin dilini öperken ısırır. Sonra şöyle der: “Bana küçükken yalan söylemeyi öğrettin, ben de böyle oldum”.

     Yalana yol açan bir başka olay, suçu çocuğa baskıyla kabul ettirmektir. Gilbert Robin"in örneği söyle: Anne şeker kutusunu bulmaz ve kızını almakla suçlayarak: -"Sen yaptın, biliyorum, itiraf edersen cezalandırmayacağım!" der. Sonunda çocuk, suçu kabul etmek zorunda kalır.

     Çocuğuna işine yarayacağı zaman yalan söyleyebileceği düşüncesini öğreten ve gösteren anne-baba çocuğun geleceğini şekillendirmiş olmaktadır. Yalanı teşvik eden aile durumuna düşmemek amaç olmalıdır.

 

Yalan Çeşitleri

 

     Yalanının birçok çeşidinden söz etmek mümkündür. Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Taklit yalanları: Çocukları eğlendirmek için, onların ilgilerini çekmek için büyükler tarafından söylenenlerin çocuk tarafından gerçekmiş gibi algılanmasıdır.

2. Hayali yalanlar: Bu yalanlar erken çocukluk döneminde, okul çağına gelmemiş çocuklarda görülür. Hayal ile gerçeği ayırt edemediğinden yalan söyler.

3. Abartı yalanları: Abartı çocuklarda oldukça sık görülen bir özelliktir.

4. Sosyal yalanlar: Toplumumuzda en çok görülen yalan türüdür. Çocuklar bu yalanları daha çok anne ve babalarından öğrenirler. Örneğin sağlıklı olmanıza rağmen sizi davet ettikleri yere, rahatsızım diyerek katılmamanız.

5. Savunma yalanları: Çocukların ve gençlerin kendilerini korumak için söyledikleri yalanlardır. 

 6. Dikkat çekme yalanları: Çocuklar çok zaman dikkat çekmek için yalana başvururlar. Ödevini yapmayan bir çocuk, “ödevimi yaptım hem de okulda yaptım” diyebilir.

7. Takdir-Mükâfat yalanları: Başkalarının beğenisi amacı ile söylenen yalanlardır.

8. İnadına söylenen yalanlar: Sevilmeyen kimseler için ya da birisini kızdırmak amacı ile söylenen yalanlardır.

 9. İntikam yalanları: Çocukların, karşılarındaki insanlardan intikam almak amacı ile başvurdukları yalanlardır.

10. Menfaat yalanları: Bu tür yalanlar başkalarından çıkar ve menfaat beklenildiği zamanlarda sık olarak söylenmektedir.

11. Patolojik yalanlar:

Yalan Söylemenin Nedenleri

 

    Zihinsel düzeyi düşük çocukların gerçeğe çok aykırı yalanlar söyledikleri, buna karşılık normal ve üstün zekâya sahip olanlarınsa, mantığa daha uygun yalanlar söyledikleri ve ayrıntılı öyküler uydurdukları saptanmıştır. Aileye bağlılık, dayanışma, verilmiş söze saygı gibi durumlar yalan söylemeye neden olabilir. Örneğin, 10 yaşındaki bir kız çocuğu, karnelerin alındığı gün, anne ve babasına karnelerin verilmediğini söyler. Oysa karnesi kötü olduğu için anne babasının ona kızmayacağını ve onu kınamayacağını çok iyi bilir. Ama yalnızca annesini üzmeme kaygısı içindedir. Çünkü iyi bir karne getireceğini söz vermiştir.

    Çocuk çekingenlikle de yalan söyleyebilir. Bu tip yalanını oluşumunda heyecana kapılma önemli rol oynar. Bir gün anne babasının konukları önünde şiir okuması isteğine “Unuttum” karşılığını verir. Şiiri çok iyi hatırlamasına karşın, topluluk karşısında okumaya cesareti yoktur. Çekingenlik çoğu kez çocuğun hatasını itiraf etmesini engeller ve ceza kaygısından daha güçlüdür.

çocuk

Bazen de çocuk kendisini fazla karışılması nedeniyle yalan söyler. Bu durumda hata yetişkindedir. Eğitici çocuğun dünyasına ait her şeyi öğrenmek ister. Bu davranış çocuğu zayıflığıyla alay edilmiş izlenimini verir. Kendince karşılık vermek için yalandan yararlanır. Örneğin, ikide bir kardeşini sevip sevmediği sorulan çocuk, aslında kardeşini sevdiği halde: “Sevmiyorum” yanıtını verebilir.

    Bunun yanı sıra, iyi gelişmemiş ahlak bilinci ve gurup içinde statü kaybetme endişesi bazen çocuğu içinde bulunduğu bazı durumları utanç verici gibi gösterebilir. Örneğin, ailenin fakirliği, cinsel konular üzerine bilgi eksikliği gibi. Çocuk bu durumda ailesinin geçim sıkıntısı yokmuş gibi tanıtır, cinsel konuların kendisi için sır olmadığını söyler.

R.Allendy"e göre, yalana neden olan dört etken, aşağılık duygusu, suçluluk duygusu, saldırganlık ve kıskançlıktı. Olması gereken eğitimsel koşullarda yetişmiş normal çocuk yalan söylemez. Eğitimci ve yetişkinlerin, kendileri ve çevreleriyle barış içinde olan çocukların yalana en az başvuranlar olduklarını unutmamaları gerekir. Bir tür aldatma olan derste kopya çekmekle bencilik arasında sıkı bir bağlantı vardır. Yine yalancılık, hırsızlık, okuldan kaçma gibi davranış bozukluklarıyla yakından ilgilidir. Bu tür çocuklar ceza tehlikesinden koruna bilmek için çekinmeden yalana başvurur, olanı doğru gibi değil de, büyüklerin istedikleri gibi göstermekten çekinmezler.

    Yalanların çoğu sosyal yalan çerçevesi içindedir; okuldaki başarısızlığını saklamak, küçük hırsızlıklarını gizlemek, ilgi görmek amacıyla söylenmektedir. Yalan söylemesinin nedeni, ailesi tarafından sevilmediğini inanması, evine dönmek istemesi, aile baskısı, sevilme isteği, mutluluk özlemidir.   

Çocukluk ergenlik dönemine girdiğinde yalanın türü ve içeriği değişir. Genç, nezaket, gönül alma, vb. nedenlerle özel ve tümüyle bilinçli bir davranışla yalana başvurur ki bu tür yalan adını alır.

 

Ne Yapmalı?

    Çocuğun yalan söylemesiyle etkili bir mücadele için öncelikle yalanın ne tür olduğu bilinmelidir. İncelediğimiz yalan tipleri arasında ki farklar iyice görülmesi ve yalandan çok, buna neden olan psikolojik faktörler ele alınmalıdır.

Küçük çocuğun (sözde) yalanların ahlakı bir hata gibi görülmemelidir. Böyle bir davranış karşısında değer yargılarını anlatmak ya da kızgınlıkla cezalandırmak yanlış olur

. Önceden çocuğa doğru söylemenin övülmeye değer bir davranış olduğu anlatılmalıdır.

    Yetişkinler çocuğa iyi birer örnek olmalı ve davranışlarında, çocuklarında görmek istemedikleri hatalara yer vermemelidirler. Patolojik yalan karşısında hem psikolojik durum, hem de eğitsel etkenler üzerinde durulması gerekir.

Aşırı duygusal çocuğun kaygı ve çekingenlik yüzünden yalan söylemesi nedeniyle ona güven verilmeli, öfke ve kınama tepkilerinden kaçınılmalıdır. Oluşmuş bir yalan karşısında mücadele, kötünün iyisini yapmaktan başka bir şey değildir.

    Aşırı kızgınlık, çocuğun yalanını engellemek açısından olumsuz bir davranıştır. Bu yolla yaratılan suçluluk duygusu, çocuğu yalandan uzaklaştıracak yerde, daha çok yaklaştırır. Genelde yalan bir hata gibi görülür ve suçluluk duygusu itirafla son bulur. Çocuğun itiraf etmesine yardımcı olmalıdır. Ancak çocuğu kendisi ve çevresiyle barıştırmazsa, itirafı değeri yoktur.

    Davranışınızın, konuşmaktan daha etkili olacağını unutmayın. Toplumdaki herkes, başta anne, baba ve öğretmenler yalan söylemekten kaçınmalıdırlar. Çocuğun çevresindeki kişiler ne kadar dürüst olursa ise çocukta o kadar dürüst olacaktır.  

   Çocukların yaptıkları hatalara karşı anlayışlı olmaya çalışın. Hatalarının karşılığını hemen cezalandırma yoluna gitmeyin. Onu dinleyin ve açıklama yapmasına imkân tanıyın.

     Çocuklarınızın arkadaşlarını tanımaya çalışın. Bazen arkadaş, anne ve babadan daha etkilidir. Çocuğunuzun arkadaşlarını evinize davet ederek, yanlış davranışlar edinmesinin önüne geçin.

    Çocuklarınızdan asla yapamayacakları beklentilerden uzak olun. Onların yetenekleri doğrultusunda isteklerde bulunun. Bunun için de çocuğunuzu tanımaya çalışın.

      Çocuğunuzun bedeni, zihni gücü, sosyal ve duygusal özelliklerini gerçekçi bir gözle tanımaya çalışın. Okul ödevlerini yapıp yapmadığını, arkadaşları ile ilişkilerini, televizyonda hangi programları izlediğini, boş zamanlarında neler yaptığını, nerelere gittiğini öğrenin.

    En önemlisi, insan olarak çocuklarımıza iyi birer örnek olmamızdır. Onların nasıl olmasını istiyorsak önce kendimizin öyle olmak zorunda olduğumuzu unutmayalım. Çocuklarımızın yalan söylemeleri üzerinde önemle durmak zorundayız. Şu an içinde bulunduğumuz zaman ve toplum bakımından bu durum hiç de kolay değildir. Ama nasıl bir kurt meyveyi için için yer bitirir, işe yaramaz bir hale getirir ise yalan da toplumu aynı şekilde içten içe yiyip bitirecektir. Yalanın topluma nükleer bombalardan daha büyük zararlar vereceği gerçeğini her zaman hatırlamak zorundayız.

    Kısaca, yalancılık olayı çevresel ilişkilerle birlikte ele alınmalıdır. Önce çocukta yalancılığın gelişmesini kolaylaştıran nedenlerin bulunması gerekir. Sonra da aile çevresiyle işbirliği yapılır, çocuğa doğruluğun yararları, getireceği haz ve avantajlar elle tutulur biçimde öğretilmelidir

 

Kaynak:

Usul-u Kâfi, Kuleyni.

Mizanul Hikme, Reyşehri.

Kudek, Felsefi.

Cevan, Felsefi.

İslam’da Aile Düzeni, Ensariyan.

Çocuk Terbiyesi, Emini.

Gelişim Psikolojisi, Allendy.

Psikolojipsikoloji, Sibel Arkonaç.

Çocuk Psikolojisi.

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)