• Nombre de visites :
  • 3486
  • 14/5/2008
  • Date :

Ağlama Ali’m

Ağlama Ali’m

     Ah, ağlıyor musun Ali’m?! N’olur ağlama... Bakma benim ağladığıma; ben senin için gözyaşı döküyorum, sen ne diye ağlıyorsun? Senin gözlerini ağlar görmeye dayanamam Ali’m, ne olur ağlama... Hem, hâline ağlanacak biri varsa o da sensin; senden daha mazlum, senden daha garip ve senden daha yalnız kim var?... Bütün kâinat ağlasa senin başına getirilenlere, yeridir. Ben, senin gasp edilen hakkın için çırpındım, seni savundum ve bunu canı gönülden yaptım. Yüz canım olsa, hepsini sana feda ederdim Ali’m, ağlama, ne olur ağlama!... Ben gidiyorum artık... Babam kendisine ilk benim kavuşacağımı söylemişti zaten; benden sonra senin başına neler geleceğini de... Ve oğlumuz Hasan’ın ve Hüseyin’imizle şu minik Zeyneb’imizin... Babam hepsini anlattı Ali’m... O hâlde sen ağlama, bırak da ben ağlayayım, benden sonra sizlere reva görülecek olan onca acı, zulüm ve felâketlere...

    Bu benim kurtuluşum, dertler ve acılarımın noktalanışıdır biliyorum... Sen ve yavrularımız içinse dertler ve acıların başlangıcı... Bunun için ağlama diyorum ya... Ey en yiğit er, ey en mazlum eş, ey en dertli baba, ey en yalnız İmam...

    Ağlama Ali’m, ağlama amcamın oğlu, ağlama Haydar’ım, ağlama Ebu Turab’ım, Murtaza’m, küfür ordularının korkulu rüyası Safter’im, Ebu’l-Hasan’ım... Babamın vasisi, onun ilminin ve hilminin varisi, Zülfikar’ın emsalsiz yiğidi, ilim şehrinin kapısı, Hendek günü bir tek kılıç vuruşuyla bütün insanlar ve cinlere imam olmaya hak kazanan Allah aşığı, yetimlerin sevgilisi, kimsesizlerle fakirlerin dostu, dayanağı; mazlumun sevecen yari, zalimin şiddetli düşmanı... Ağlama ne olur! Bunca acıdan sonra bir de gözyaşlarını görmeye tahammül edemem senin...

    Seni ve yavrularımı Allah’a emanet ediyorum Ali’m. Kıyamete dek bütün evlâtlarımıza selâmımı söyle. Allah yariniz, yardımcınız olsun.

    Ah! Ali, bak!... Sen de görüyor musun benim gördüğümü? Bak, işte Cebrail bu! Bana hoş geldin diyor, tebrik ediyor, bak!

- Aleykesselâm ya Cebrail!

Bu da Mikail, bu da İsrafil işte! Evet, selâm veriyorlar, bak!

- Aleykümesselâm ya Mikail, ya İsrafil!

    Bunlar da diğer melekler... Beni karşılamaya gelmişler.

    Ne görkem bu ya Rabbi! Bu ne haşmet, bu ne azamet!

Ve bu da Azrail işte Ali’m! Selâm vermekte bana.

- Aleykesselâm ey ölüm meleği! Al canımı da, babama kavuştur beni... Baba!... Ne kadar da özledim seni, bir bilsen!

    Allah’ım! Rabb’im! Ey yüceler yücesi! Ben sana gelmekteyim şimdi, al beni Allah’ım!

    Evet, sana gelmekteyim şimdi, ateşe değil!

    Selâm babacığım! Vaatlerin hep hak çıktı, selâm olsun sana! Selâm o şipşirin tebessümüne! Fatıma’n geldi, Zehra-yı Merziyye’n geldi işte! Gözün aydın olsun baba! Merhaba!...

 

 

Fatımet-uz Zehra (s.a.)'ın Kısaca Hayatı 

Hz. Fatıma'nın (a.s) Peygamber (s.a.a) Neznindeki Makamı 

Kur'ân Ayetlerinde Fatıma 

Zehra Sevgisi Peygamberliğin Ücretidir 

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a)' nın Can Paresi 

Hz. Fatıma (a.s), Cihadı 

Fatımat-uz Zehra (a.s) İlmi 

Hz. Fatıma’nın Yüksek Ahlâkı 

Hz. Fatıma’nın (a.s.)  Faziletleri 

Babasının Annesi 

Hz. Fatıma'nın Vefatı 

Yeşil Berât İle Gelir Fâtıma 

Kur'an ve Hadisler Işığında Hz. Fatıma (s.a) 

Hidayet Önderleri 3 

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)