• Nombre de visites :
  • 809
  • 19/8/2014
  • Date :

Ahlaki Anlayış ve Akıl etme Eğitimi(1.Bölüm)

ahlaki anlayış ve akıl etme eğitimi(1.bölüm)

Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyt’in sünnetinde ahlaki eğitim hedefinin ikinci unsuru ahlaki anlayış ve akletmedir. Çünkü onlar nezdinde erdemler ve beğenilen ahlaki adetlerin anlama, tanıma ve bilgi olmadan bir değeri yoktur. Peygamber (saa) buyuruyor:

"Allah, kullarının arasında akıldan daha iyi bir şey taksim etmemiştir. Akıl sahibinin uykusu, cahilin geceyi uykusuz geçirmesinden iyidir. Akıl sahibinin yerinde kalması cahilin yolculuğundan daha iyidir. Allah hiçbir resulü veya nebiyi aklını kemale erdirip, tüm ümmetten daha akıllı olmadan görevlendirmemiştir. Peygamberin yapmayı düşündüğü (henüz yapmadığı), tüm çaba gösterenlerin çabasından daha üstündür. Kul, Allah’ı derk etmeden ilahi farzları eda etmiş sayılmaz. İbadet edenlerin hiçbirinin ibadeti fazilet olarak akıl sahiplerininkine ulaşmaz. Akıl sahiplerinden Allah Kuran-ı Kerim’de şöyle bahsetmektedir: Akıl sahiplerinden başkası zikretmez."[1]

İmam Kazım (as) buyuruyor:

"Ey Hişam! Allah’ın halka iki hücceti vardır: Zahiri hüccet ve batıni hüccet. Zahiri hüccetler resuller, peygamberler ve imamlardır ve batıni hüccet ise halkın aklıdır." [2]

İmam, devamında şöyle buyuruyor:

"Ey Hişam! Emirü’l-Müminin (as) şöyle buyuruyordu: Allah’a akıldan daha iyi bir şeyle ibadet edilmemiştir." [3]

Bu rivayette açıklıkla Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyt’in nazarında din ve dindarlığın temel rüknünün akıl olduğu görülmektedir. Öyle ki nübüvvetin gerek şartı Peygamberin aklının kemali ve diğerlerinin aklına olan üstünlüğüdür. Akıl sahibinin ibadetleri, amelleri ve davranışları, cahilin ibadetlerinden ve amellerinden üstündür.

Bu rivayetlerin genel olarak akletme ve tefekkürle ilgili olduğu, ahlaki anlayış ve marifetle bir ilgisinin neden olmadığı sorusu akla gelebilir. Cevabında, bu rivayetlerin içeriğinin, akletme ve tefekkürün genel olarak dindarlığın bir rüknü olduğunu ifade eden külli rivayetler olduklarını, İslami ahlak öğretileri de, İslam’ın bir parçası olduğu için akıl ve anlayışın İslami ahlakla ahlaklanmanın esas rükünleri arasında yer aldıklarını söyleyebiliriz.

Bu konuyu daha açıklıkla beyan eden başka rivayetler de vardır:

"Bir grup sahabe Allah Resulü’nün (s.a.a) yanında bir adamı namazını, ibadetini ve iyi özelliklerini sayarak övdüler ve bu konuda mübalağa ettiler. Peygamber (s.a.a) buyurdu: "Onun aklı nasıldır?" cevabında "Ey Allah’ın Resulü! Biz onun ibadet ve çeşitli hayır işlerindeki çabasını anlatıyoruz ama siz onun aklını mı soruyorsunuz?" dediler. Peygamber (s.a.a) buyurdu: "Ahmak kişi ahmaklığı yüzünden bedbahtlıklara yakalanır ve günahkârlardan daha beter olur. Yarın (kıyamet gününde) halk, aklı ölçüsünde kemal derecelerini geçerler ve yaratanlarına ulaşırlar." [4]

Peygamberin (s.a.a) ashabı, bahsedilen kişinin namaz, oruç, ibadet ve iyi özelliklerini övüyorlar ki bu sayılanların hepsi de iyi ahlaki sıfatlardır. Oysa Peygamber’e (s.a.a) göre bir kimse ahlaki iyi işler yapsa ama ahlaki bilgi ve anlayışa sahip olmasa, davranışlarının bir değeri yoktur.

Başka bir rivayette İmam Sadık (a.s) Mufaddal’a şöyle buyuruyor:

"Ey Mufaddal! Akletmeyen kimse kurtuluşa eremez ve ilmi olmayan kimse akledemez. Anlayış ehli olan kimse de çarçabuk yücelir" [5]

Dikkat edilirse bu rivayette İmam’ın buyruğuna göre akıl ve tefekkür ehli olmayan kimse kurtuluşa eremeyecektir. Kurtuluşa ermenin şartlarından biri ahlaki değerlere bağlı kalmak olduğuna göre İmam Sadık’ın (a.s) nazarında akıl ve tefekkür ehli olmayan kimsenin ahlaki davranışlarının bir değeri olmadığını söyleyebiliriz.


[1]Kuleyni, c. 1, s. 12.

[2]Age., c. 1, s. 15.

[3]Age., s. 17.

[4]İbn-i Ebil Hadid, Şerhu Nehci’l-Belağa, c. 20, s. 4.

[5]Kuleyni, c. 1, s. 26. Bu konudaki diğer bir rivayet için bkz: Kuleyni, age., c. 1 s. 11.

Güzel Ahlakın İyi, Kötü Ahlakın Olumsuz Yönleri(1.Bölüm)

Güzel Ahlakın İyi, Kötü Ahlakın Olumsuz Yönleri(2.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)