• Nombre de visites :
  • 2505
  • 16/1/2014
  • Date :

Düşündünüz mü hiç?

düşündünüz mü hiç?

De ki: "Düşündünüz mü hiç? Eğer Allah, işitme duyunuzu ve gözlerinizi alsa, kalplerinizi mühürlese, Allah'tan başka bunları size getirecek tanrı kimdir?" Bak, delilleri nasıl döndürüyoruz, sonra yine onlar yüz çeviriyorlar?! (En'am , 46)

İşitme duyusunu ve gözleri almak, sağır ve kör ederek işitme ve görme gücünü almak demektir. Kalpleri mühürlemek ise, kalplerin kapılarını, dışarıdan hiçbir şey algılamayacak şekilde kapatmak, kilitlemektir. Algılama kapıları bu şekilde kilitlenen kalplerin, artık herhangi bir konuda bir düşünce sahibi olmaları, yapılması gereken işleri diğerlerinden ayırabilmeleri, yararlı olan iyi işleri, zararlı olan kötü işlerden seçebilmeleri söz konusu olamaz. Ancak bu kalpler, hâlâ akletme yeteneklerini büsbütün yitirmiş değillerdir. Çünkü aksi takdirde, delilik ve akılsızlık durumu söz konusu olurdu.

Şu müşrikler, yüce Allah ile ilgili hak sözü işitmedikleri ve O'nun tek ve ortaksız olduğuna ilişkin ayetleri görmedikleri için kalpleri işitme ve görme organlarının hiçbir verisini alamayacak duruma gelmiştir. Dışarıdan bu şekilde hiçbir veriyi algılayamayan kalpler, hakkı batıldan ayıramazlar. Bu da gösteriyor ki, onların yüce Allah'ın ilâhlığı ve birliği ile ilgili görüşleri ve bu görüşlerine dayalı olarak geliştirdikleri dinleri batıldır, geçersizdir.

Özetleyecek olursak; Allah'ın ortaklarının olduğunu söylemek, aslında kendi kendini çürüten bir iddiadır. Şöyle ki: Allah'ın ortaklarının olduğu yönündeki görüşün esası, bu ortakların aracılar ve şefaatçiler oldukları şeklindeki anlayışa dayanmaktadır.

Yani bu ortaklar bir yararın elde edilmesi ve bir zararın bertaraf edilmesi için şefaatçilik ederler, aracılık yaparlar. Allah'a ortak koşulan bu düzmece ilâhların fonksiyonları sadece şefaatçilik olduğuna göre, yüce Allah mülkünde dilediği gibi hareket etme yetkisine ve gücüne sahiptir. Bu hususta hiçbir engel O'nun önüne geçemez, hiçbir karşıt O'nun önünü kesemez. Şu hâlde, eğer Allah işitme ve görme organlarınızı sizden alsa, kalplerinizi mühürlese, bunu yaparken sizin ortak koştuğunuz düzmece ilâhların hiçbiri O'na karşı çıkamaz. Çünkü onlar, sizin iddianıza göre sadece şefaatçidirler, aracıdırlar.

Karşı çıkabilen zıtlar, rakip tanrılar değiller. Dolayısıyla eğer Allah bunu yapsa, sizin bu özelliklerinizi elinizden alsa, onlardan hiçbiri bunları size geri veremez. Çünkü onlar şefaatçiler ve aracılardır, yaratma ve var etmenin kaynakları değil.

Bunlar bir yarar sağlamaya veya bir zarar gidermeye güç yetiremediklerine göre, onların tanrılıklarının anlamı ne? Çünkü ancak var eden, yok eden ve evren üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilen kimse, ilâh olabilir. İnsan fıtratının da, şu evrenin bir ilâhının olmasını zorunlu görmesinin tek nedeni, varlık âleminde gözlemlediği hayır ve şer nitelikli olayların kaynağını var eden bir gücün olduğu yönündeki kanısıdır.

Dolayısıyla bir şey, yaşanan olaylar açısından bir yarar veya zarar dokunduramıyorsa, onu ilâh olarak isimlendirmek boş bir sözden öte bir şey değildir.


Kur’an-ı Kerim Bereket Kaynağıdır-1

Kur’an ve Öğüt(1.Bölüm)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)