• Nombre de visites :
  • 2372
  • 26/12/2013
  • Date :

Hz. Ali Ve Demokrasi

hz. ali ve demokrasi

Müminlerin emiri Ali'nin (a.s) Haricilere karşı tavrı gerçek anlamda bir demokrasi örneğidir. O halifeydi ve Hariciler de herkes gibi onun tebası durumundaydı; ama buna rağmen Ali (a.s) onlara karşı hiçbir siyasi dayatmada bulunmadı, hapse attırmadı, kırbaçlatmadı, hatta beyt'ül maldan herkese verildiği gibi onlara da verilen aylıklarını kesmedi, herkese nasıl davrandıysa onlara da öyle davrandı. Hz. Ali (a.s) gibi birinin bu tür bir davranış örneği sergilemiş olması bizler için elbette ki beklenmedik ve fevkalade bir davranış değildir. O büyük insandan bundan başkasını beklemek mümkün değildir zaten; ama burada dikkati çekmek istediğimiz nokta, bugün demokrasi havarisi kesilenler tarafından bile böyle bir davranışın gösterilmiyor olmasıdır. Gerçekten, modern geçinen günümüz dünyasında bile pek nadir rastlanan bir uygulama ve karakter örneğidir bu. Hariciler ülkenin dört bir yanında tam anlamıyla hür ve serbesttiler, fikirlerini açıkça söylüyorlardı ve  kimse onlara karışmıyordu. Ali (a.s) ve ashabı onlarla  özgür bir ortamda oturup tartışırlardı, taraflar kendi inanç ve fikirlerini tam bir serbesti içinde öne sürer, delillerini beyan eder,diğeri de ona cevap verirdi.                                                                                         

Günümüz dünyasında bile, en azılı muhaliflerine bunca serbesti tanıyan ve bunca demokratik davranabilen bir devlet ve hükümete rastlayabilmek mümkün değildir. Hatta Hariciler kimi zaman camide İmam Ali'nin (a.s) konuşma ve hutbelerini kasten keser, ortalığı bulandırabilmek için, kelimenin tam anlamıyla parazit yaratmaya çalışırlardı. Bugün bizlere tuhaf görünse de Ali'nin (a.s) hükümet sisteminde bu tür örnekler sıkça yaşanıyordu. İmam Ali (a.s) bir gün camide hutbe okurken adamın biri ayağa kalkıp bir soru sorar, İmam hemen orada o soruya mükemmel bir cevap verince, camide bulunan Haricilerden biri yüksek sesle "Hay Allah öldüresice! Ne kadar bilge şu adam yahu!" diye bağırır. Camidekiler öfkeyle adamın  üzerine yürümek isteyince İmam müdahale eder ve "Bırakın onu." der, "Sadece banaydı onun hakareti."

İslam devletinin başkanı olan Ali, kendi şahsına yönelik olduğu için -ve İslam prensiplerine yönelik bulunmadığı için- bu ağır hakareti ve bu açık zulüm ve densizliği kolaylıkla affeder!

Haricilerin densizlik ve hakaretleri bundan ibaret değildi sadece. Camiye geliyor, cemaat namazında Ali'ye (a.s) uymuyor, "Ali kafirdir." diyorlardı. Camide namaz kılmamakla da yetinmiyor, sürekli Ali'yi (a.s) rahatsız etmeye, onu öfkelendirmeye çalışıyorlardı.

Bir gün İmam Ali camide cemaat namazı kıldırırken, saflarda duran "İbn-i Kevva" adlı bir Harici Ali'yi iğnelemek ve incitmek amacıyla yüksek sesle şu ayeti okudu:

"... Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz, senin amellerin boşa çıkacak ve sen elbette hüsrana uğrayanlardan olacaksın!" (Zümer, 65)

Bu ayet Resulullah'a (s.a.a) hitaben inen ayetlerdendi ve "Sana ve senden önceki bütün peygamberlere böyle vahyettik ve şirk koşacak olursanız amellerinizin boşa çıkacağını ve ziyana uğrayanlardan olacağınızı hatırlattık." buyrulmaktaydı. İbn-i Kevva, bu ayeti yüksek sesle söylerken Ali'yi (a.s) kastediyor ve şöyle demek istiyordu: Senin parlak bir geçmişin olduğunu biliyoruz, evet sen ilk müslüman olan insansın, uhuvvet günü bizzat Peygamberin (s.a.a), kendisine "kardeş" olarak seçtiği müminsin, "ölüm ve terör gecesi" Resulullah'ın (s.a.a) yatağına yatarak canın pahasına o hazreti kurtarmayı göze alabilmiş insansın, İslam uğrunda emsalsiz hizmetlerin inkar edilemeyecek kadar çoktur, ama Allah Teala Peygamberine bile "Bak, müşrik olursan bütün amellerin boşa gider." diyor. "Sen de bize uyup hakemiyeti kabullendiğin, ama daha sonra bizim gibi tevbe etmediğin için kafir oldun ve geçmişteki amellerinin tamamının boşa gitmesine neden oldun!"

Hz. Ali'nin (a.s) namaz sırasında bu hakarete karşı tavrı pek ilginçtir. Hem namazını bozmadan ona gereken cevabı vermekte, hem de onun batıl niyetle okuduğu ayet-i kerimeye yine bir ayetle karşılıkta bulunmaktadır. O konuşurken İmam susuyordu. Çünkü adam ayet okumadaydı ve A'raf suresinin 204. ayet-i kerimesi gereğince "Kur'an okunduğu zaman hemen dinlenmesi ve susulması." gerekiyordu.

Cemaat namazında imamın Kur'an ayetleri okurken cemaatin susması gerektiği de bu yüzdendir.

Harici, cemaat namazını bozabilmek için söz konusu ayeti birkaç kez yüksek sesle okuduktan sonra umduğunu bulamayınca sustu. O susar susmaz, Ali (a.s) namazda "... Sen sabret; hiç şüphesiz, Allah'ın vaadi haktır, kesin bilgiyle inanmayanlar da sakın seni telaşlandırıp hafifliğe kapılmana neden olmasınlar."[14] ayetini okur.  (Rum,60)


  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)