• Nombre de visites :
  • 2795
  • 26/12/2013
  • Date :

Haricilerin Ortaya Çıkışı(Birinci Bölüm)

haricilerin ortaya çıkışı

"Harici" kelimesi "isyancı" anlamına gelir.[1] Bu güruh, Sıffin'de hakemiyet olayında ortaya çıktı.

Sıffin'de savaşında İmam Ali'nin (a.s) savaşı kazanmak üzere olduğunu gören Muaviye, Amr b. Âs'ın yardımıyla şeytanca bir oyuna başvurdu; kendisini müslümanmış gibi gösterip "Aramızda Kur'an hakem olsun." demeye getirerek mutlak bir yenilgi ve hezimetten kurtulabilmek için askerlerinin mızrakları ucuna Kur'an mushafları taktırıp öne sürdü. Halbuki daha önce Ali (a.s) "Gelin aramızda Kur'an'ı hakem edinelim, onun emrine göre haksız taraf kimse, onu tespit edip cezalandıralım, boşuna kan dökülmesin." demiş; ama Muaviye, savaşı kazanacağından emin olduğu için İmamın bu teklifini kabul etmemişti. Şimdiyse birilerinin cahilliğinden faydalanarak mutlak yenilgi ve ölümden kurtulabilmek için bu hileye başvurmuştu!

Bunun şeytanca bir oyun olduğunu bilen Ali (a.s) "Vurun, onlara aldanmayın! Kur'an'ı kalkan gibi kullanıp kendi canlarını kurtarmak istiyorlar aslında. Bunlar İslam düşmanlarıdır, oyuna gelmeyin, vurun!" diye bağırıyor ve ekliyordu: "Bunların yaptığı şey, Kur'an'ı Kur'an'la vurmaktır. Kur'an'ın kendisi karşısında Kur'an sayfalarının yazılı olduğu şu kağıt parçalarının ne değeri kalır ki? Bunlar, mana ve hakikati ortadan kaldırabilmek için o kağıtlardan medet umuyorlar aslında!"

Teşhis gücü zayıf olan ve dinin sadece dış görünümünü kavrayabilmiş bulunan kıt görüşlü bir grup, birbirine kaş göz işareti ederek "Ali ne diyor? Ne demek istiyor?" diyorlardı. Meseleyi kavrayamadıklarından, "Biz Kur'an'a karşı kılıç çekmeyiz! Biz Kur'an için savaşıyoruz, bunlar da Kur'an'a teslim oldular işte. O halde ne diye savaşalım?" diyerek Muaviye'nin tuzağına düştüler. Resulullah'ın (s.a.a) "ilim şehrinin kapısı" olarak tanımladığı bilgeler bilgesi İmam Ali "Ben de Kur'an için savaşalım demekteyim, ama bunlar sizi oyuna getiriyor, anlamıyor musunuz? Bunların Kur'an'la ne işleri var? Kur'an'ı kalkan gibi kullanıp canlarını kurtarmak niyetindeler, hepsi bu!" dedi.

İslam fıkhının "cihad" babında "Kafirlerin müslüman esirleri kalkan olarak kullanması" diye bir bölüm vardır. Yani düşman, bir grup müslümanı esir alıp ön cephede siper olarak kullanır ve İslam ordusunun her türlü müdafaa veya saldırı girişimi bu esir müslümanların ölümüyle sonuçlanacak bir hal alırsa, İslam'ın hükmü "Parçayı bütüne feda et" esasına dayalıdır ve bu durumda o müslüman esirlerin öldürülmesiyle sonuçlanabilecek bir saldırı veya müdafaa girişimi caizdir. Evet, diğer müslümanların canını korumak ve ümmetin maslahatını savunabilmek için bu girişime izin vermiştir İslam. Bu durumda söz konusu müslüman esirler şehid düşmüş olurlar; ayrıca, kan paraları (diyetleri) da, beyt'ül maldan onların varislerine ödenmelidir.[2] Kaldı ki bu sadece İslam fıkhına ait bir kural da değildir; düşmana karşı koyabilmek için başka çıkar yol kalmıyorsa, kendi güçlerinizin ölümünü göze almak esası, bütün dünyada bilinen ve geçerli bir askeri zarurettir.


[1] - El Müncid'e bkz. Hariciler, hz. Ali'ye (a.s) karşı huruc -isyan- ettikleri ve kendilerinden bir mezhep uydurdukları için bu adla anılmışlardır. Belli bir mezhep ve akide taşıdıklarından, her isyancıya bu ad verilmemiş, İslam literatüründe sırf sözkonusu sapık güruh için kullanılmıştır. Bu sapık görüşler sonraları başkalarına da geçmiş, hiçbir zaman iktidar olamasalar da sapık bir mezhep olarak varlıklarını korumuşlardır (bk: Zuha'l İslam c:3 s:240-247, 6. basım). Amr b. Ubeyd vb. gibi, Harici olup da hiç huruc etmeyenler de vardır (Bazı Mutezile mensupları gibi). Emri bil maruf veya büyük günah işleyenin ebediyen kafir olacağı gibi fikirleri olanlara "Hariciler gibi düşünüyor." denilmiştir. Tarihte Harici kadınlara da rastlanır (Müberred, Kamil c:2 s:154). Binaenaleyh Hariciler denildiğinde İslam literatüründe sadece bu güruh kastedilir.

[2] - Lüm'a. c:1, Kitab'ul Cihad, 1. fasıl ve: Şerayi, Kitab'ul cihad.

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)