• Nombre de visites :
  • 4502
  • 22/12/2013
  • Date :

Eğitimde Duyarlılık ve Yardımlaşma-1

eğitimde duyarlılık ve yardımlaşma

Çocuk terbiyesi her anne ve babanın yapabileceği kolay ve basit bir iş değildir; aksine, çok zarif ve hassas bir iş olup kıldan ince yüzlerce noktası vardır. Eğiticinin işi çocuğun ruhu ile ilgili olduğu için ruh hakkında ilim, tecrübe ve bilgi birikimlerine sahip olmayan biri, iyi bir şekilde görevini yapmaz.

Çocuk dünyası, başka bir dünya ve fikirleri, başka fikirlerdir. Büyüklerin düşünme tarzı ile mukayese edilmez düşüncelere sahiptirler. Çocuğun ruhu çok zarif ve hassas olup her türlü eserden boş ve her çeşit terbiyeyi kabul etmeye elverişlidir. O, henüz sabit bir kalıba girmemiş, ama, her çeşit kalıba girmeye elverişli küçük bir insandır.

Çocuğun eğiticisi, insan ve özellikle çocuk bilir biri olmalıdır. Eğitim metotlarını bilmelidir. İnsanın kemal ve zaaf noktalarına vakıf olmalıdır. Vazifesinin bilincinde olmalı ve işini sevmelidir. İşinde ciddi olmalı, zorluklardan korkmamalı, sabır ve tahammül sahibi olmalıdır.

Bütün bunlara ilave olarak, eğitim kural ve metodları her yerde, her zamanda ve her şahıs üzerinde uygulanabilir bir niteliğe sahip değildir. Aksine, her çocuğun kendine has cismi ve ruhi özellikleri vardır. Dolayısıyla, o çocuğun terbiyesinde bu özelliklere ve yaşamakta olduğu ortama münasip bir yöntem seçilmelidir. Öyleyse her anne ve baba, her çocuğun kendi öz yapısını araştırmalı ve yapacağı eğitim programını ona göre ayarlamalıdır. Yoksa bütün çalışma ve çabalarından iyi bir sonuç alamazlar.

Erkek ve kadınlar baba ve anne olmadan önce eğitim ve öğretim yöntemini öğrenmeli, daha sonra çocuk yapmalıdırlar. Zira, çocuğun terbiye safhaları doğumunun başlangıcından, hatta doğumundan önce başlamaktadır. İşte bu hassas safhada çocuğun latif ve hassas tabiatı kalıba girmekte, onun ahlakının, davranışının, adetlerinin ve hatta fikirlerinin bile temeli atılmaktadır. Anne ve babanın bu hassas safhalardan gafil olmaları ve eğitim ve öğretimi sonraki zamanlara bırakmaları doğru değildir.

Yani öğretimi, çocuk belli bir kalıba girdikten sonra ve iyi veya kötü ahlaklara alıştıktan sonraya bırakmamak gerekir. Çünkü ilk olarak verilen terbiyeler, alışkanlıkları değiştirmekten daha kolaydır. Alışkanlığı değiştirmek mümkün olmayan bir mesele olmadığı halde, fazla bilgi, sabır, tahammül ve çok çalışma isteyen bir iş olup her eğiticinin yapabileceği bir iş değildir.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor:

"Siyasetlerin (yönetimlerin) en zoru alışkanlıkları değiştirmektir.”‌ Yine Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki: "Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kontrolü altına alır."

Bir yerde de Emirul Müminin Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir."Alışkanlığı terketmek o kadar zordur ki, bu yüzden en yüce ibadetlerden sayılmıştır.

Hz. Ali (a.s) buyuruyor ki: "Kötü alışkanlıkları terketmek en büyük ibadetlerdendir."


Çocuğun Kahramanı;Anne ve Baba-1

Çocuk Terbiyesi Üzerine Dersler

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)