• Nombre de visites :
  • 872
  • 30/1/2013
  • Date :

Sohrap Sepehri(1.Bölüm)

sohrap sepehri

Tahran Üniversitesi

İran, Edebiyatıyla dünyanın dört bir tarafından turist çekebilen bir cazibe merkezidir adeta. Sadece klasik edebiyatıyla değil, 20. yüzyıla damgasını vuran modern edebiyatıyla da medeniyetleri buluşturmayı başarmış bir ülkedir.  Modern İran Edebiyatının en gözde simalarından birisi de hiç şüphesiz Sohrap Sepehri’dir. İran’da “Çağdaş Sûfi Şair”‌ olarak adlandırılan Sepehri, Türk okurunun, Hayyam, Hafız, Sadi gibi geleneksel İranlı şairlerden sonra yakından tanıdığı bir isimdir. Özetle yurdumuzda, Ahmet Şamlu ve Furuğ Ferruğzad ile beraber anılan ve modern İran şiirindeki tasavvufi eğilimin merkezinde yer alan en ünlü İranlı çağdaş şairdir diyebiliriz. Sepehri, Türkiye’de marjinal da olsa şiirleriyle tanınmayı başarabilmiştir ancak düşünceleri ve duygu dünyası üzerine yazılanlar “suyun, ağacın, toprağın, kısacası doğanın şairidir”‌ denmekten öteye geçmemiştir. Şairin doğa unsurlarını niçin kullandığı veya resimlerinde neyi anlatmaya çalıştığı nedense pek önemsenmemiştir. Evet, Sepehri’nin, toprak, su, rüzgâr ve yaprak gibi tabiat unsurlarını bolca kullandığı söyleniliyor fakat bunları modern edebiyatın mistik parafları içinde kullandığı ise pek dillendirilmiyor. Gerek klasik gerekse çağdaş İran şairlerinin irfandan yani mistisizmden kopamadıkları hatta Sadık Hidayet gibi bazı edebiyatçıların bile mistik inançların çöküşüyle nihilizme kaydıkları bir gerçek ve bunun tarihsel bir arka planı da mutlaka vardır yalnız buradaki konumuz edebiyattaki mistik yönelişlerle hesaplaşmak değil bir şairin şiirlerinin düşünsel anatomisini yapmaktır.  Bir de özellikle irfan karşıtı çevrelerin ısrarla, “İslam irfanının, Hint Panteizm’den etkilenmesini veya Yeni Eflatunculuktan üç büyük dine geçişini”‌ bir ayıp olarak lanse etmeleri var ki, bu düşüncenin kendisi başlı başına bir tartışma konusudur. Şahsım adına “menzilin bir, yolun farklı olduğunu”‌ anlamayacak derecede çetrefilli bir konu olduğunu düşünmüyorum bunun… Zira sadece tek Tanrılı dinler veya Hindu ve Budist dinler değil, Çin, Japon ve Kızılderili dinleri gibi Şamanist özellikler taşıyan diğer dinler dahi içlerinde irfan barındırmaktadırlar. Şamanist bir alt yapıyla doğmuş Çin’deki Taoist ve Konfüçyüs’çü dinler bile irfanla yoğrulmuştur. Bu dinler araştırıldığında hepsinin de tevhidin künhüne varmak istediği görülecektir. Çünkü tevhit birdir ve temel hedef de hakikattir…

Hayatı ve eserleri:

Sohrap Sepehri 7 Ekim 1928’de Kaşan’da doğdu. Nitekim şair, suyun ayak sesleri adlı uzun şiirine başlarken aşağıdaki dizelerle nereli olduğunu tanımlar ve aynı şiirin birçok yerinde buna vurgu yapar;

Kaşanlı’ yım…

Hayatımda fena sayılmaz,

Bir parça ekmeğim var, birazcık aklım,

Bir de iğne ucu kadar gustolarım…

Bir annem var, ağaç yaprağından daha güzel

Ve akarsudan daha berrak dostlarım…

Bir de şu yakınlarda duran bir Tanrım;

Gecelerin kokusunda, çam ağacının dibinde

Suyun Agâh halinde ve yeşilin toprak tepeliğinde duran bir Tanrım! -1-

Sepehri, ilk ve orta öğrenimini Kaşan’da tamamladıktan sonra Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümüne kayıt yaptırdı. 1953 yılında aynı bölümünden birincilikle mezun oldu.  1957 de Avrupa’ya gitti ve Paris Güzel Sanatlar Akademisi Litografi bölümüne yazıldı. Bir yıl sonra İran’a geri döndü. Tarım ve il müdürlüğünde çalışmaya başlayan Sepehri, sonraki yıl gravür eğitimi almak için Japonya’ya gitti. Bir süre Hindistan’da kaldı. Bir yıl aradan sonra İran’a geri dönerek,  Tahran Tezyin Sanatları Atölyesinde ders verdi. 1961 de resmi işinden ayrıldıktan sonra başta Hindistan, Pakistan, Afganistan ve Amerika olmak üzere çeşitli ülkelere gitti ve 1979 tarihine kadar yurtdışında kaldı. Yakalandığı kan kanserine yenik düştü ve ülkesine döndükten bir yıl sonra Tahran’da vefat etti. Mezarı doğum yeri olan Kaşan’ın Erdehal köyündedir. Kendinden geriye kara kalem ve silüet ağırlıklı sayısız resim çalışması bırakan Sepehri’nin, Güneşin Enkazı, Yeşil Hacim, Biz Hiç, Biz Bakış, Uykuların Yaşamı, Üzüntünün Doğusu ve Ölümün Rengi adlı toplam altı adet şiir mecmuası ile Yolcu ve Suyun Ayak Sesleri isimli iki uzun şiir kitabı vardır.


1-Sepehri, Sohrap. The Lover is always alone. Selected Poems. Translated from Persian by Karim Emami, pp. 27. 29.

Tanınmış Simalar

Kısaca Fars Edebiyatı

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)