• Nombre de visites :
  • 787
  • 30/1/2013
  • Date :

Velayetçilik [1]

velayetçilik

Velayetçilik ve Akıl ve Yetki ile Uzlaşması

Velayeti fakih ve Velayeti fakihin gerekliliğini açıklayınız. Velayetçilik (yani lider ne derse baş üstüne demek) insanın akıl ve yetkisi ile uzlaşabilir mi?

Mustafa Murtezevi

Merak ettiğiniz bazı sorularınıza cevap bulmak için aşağıdaki konuları gözönünde bulundurabiliriz:

1-    Şubat 1979’da İran’ın İslami ve halk devriminden sonra İran İslam Cumhuriyeti siyasal düzeninin temeli olan dîni siyasal düşünceye göre halka dayalı dinî düzen Pehlevi diktatörcü ve yabancılara bağlı olan düzeninin yerine oturdu. Böyle bir düzen iki stratejik ilkeyi içinde tutuyordu: Biri demokrasi ünvanı altında halkın kendi geleceğini tayin etmek olan rolü ve diğeri bu siyasal düzenin meşruluğu.

Her siyasal bir düzen kendi meşruluğu için bir kaynağa ihtiyacı vardır ve bu meşruluk halk tarafından kabul görmekle uygulanabilir. İslamın siyasal düzeninde meşruluğun tevhidî bir temeli vardır. Çünkü yaratılışın hedefine göre insanın olgunluğu tevhidin anlaması ve Allah’a kulluk etmektedir. Yani insan baikasının değil sadece Allah’ın kuludur. Bu yüzden Allah’tan başkası, ne ve kim olursa olsun, insanın gerçek sorumlusu ve mevlası olamaz ve sadece Allah’ın kendi kullarına hakimiyet hakkı vardır. Allah’ın insanlara Velayeti yada başka bir deyişle hakimiyet hakkı akılcı nedenlere göre şudur ki, insanlara hakimiyet hakkı onları yaratana özgüdür; çünkü O, insanların bütün varlık boyutlarına, ihtiyaçlarına, maslahatları ve zararlarına ve onların ahiret ve dünya ile karşılıklı ilişkileri hakkında mükemmel bilgisi vardır. Bu yüzden insanın tek gerçek velisi Allah’tır ve zaten O, bu hakkı bir yada bazı kişilere bazı özel koşullarla birlikte verebilir. Peygamber (s.a.a.), İmamlar (a.s.) ve onların halifelerinin insanî toplumlara sahip oldukları Velayet bu çeşittendir. Peygamber (s.a.a.), İmam (a.s.) ve İmam’ın halka tayin ettiği halifenin Velayeti Allah’ın Velayetine bağlıdır. Yani, din ve mezhep toplumun liderliğini, hidayetini ve sorumluluğunu üstlenmiştir. Çünkü Velayet düşüncesinde velî ve hâkimin kendisi de verdiği hükümlere tâbidir.

2-    Velayeti fakihin de anlamı bu doğrultudadır ve zaten toplumda dinin Velayeti anlamındadır. Başka bir deyişle, fakihlik ve adalet Velayetidir, yoksa kimsenin başkasına Velayet ve hakimiyet hakkı yoktur. Velayeti fakihin hakimiyeti bir kişinin hakimiyeti anlamında değildir. Velayeti fakih hakimiyeti yani dîni hükümler ve ilâhi öğretilerin Allah’ın kanunlarını en çok bilen ve ahlakî nitelikle yöneticliği bilen en layık kişi tarafından gerçekleşmesi; yani adalet ve takvanın hakimiyeti, günaha ısrar etmemek, ictihadın ve Kur’an ile Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) ve İmamlar’ın (a.s.) sünnetinden hükümleri çıkarma gücünün hakimiyeti. Velayeti fakih hakimiyeti yani dünyaya ve aristokrasiye gönülsüzlük, ve aynı zamanda İslami toplumun idaresinde akıl, sağgörü ve doğru siyasetin hakimiyeti anlamındadır. Bu yüzden veliyyi fakihin emrine itaat etmek, görülmeyen ancak hazır olan İmam’ın (a.s.) emrine itaat etmekle eşittir ve biz zaten geçen otuz sene içinde bu emrin gerçek etkilerini toplumun hidayetinde ve birlik yaratmakta ve çeşitli problemleri çözmekte çok güzelce ve açıkça görmüşüzdür.


İslamî İnançlarda Velayet-i Fakihin Yeri

Velayet-i Fakihin Kavramsal Tanımı

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)