• Nombre de visites :
  • 523
  • 23/10/2012
  • Date :

PEŞAVER GECELERİ:Âl-i Muhammed Hakk’ın Feyiz Vesileleridirler

peşaver geceleri:âl-i muhammed hakk’ın feyiz vesileleridirler

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Asif’in, Belkıs’ın Tahtını Hz. Süleyman’ın Yanına Getirmesi

Neml (27) suresinin 38. ayetinden 40. ayetine kadar Allah-u Teâla şöyle buyuruyor: (Elçinin gitmesinden sonra Süleyman:

“Ey önde gelenler! Onlar, bana teslim olup gelmeden önce, sizden kim onun tahtını bana getirebilir?”‌ dedi.

Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphe yok ki ben, elbette güvenilecek bir kuvvete sahibim”‌ dedi.

Kitaba ait bir bilgiye sahip olan dedi ki: “Ben gözünü yumup açmadan onu sana getirebilir.”‌ Derken (Süleyman) tahtı yanında durur vaziyette görünce dedi ki: “Bu Rabbimin lütuf ve ihsanındandır...”‌

Belkıs’ın o büyük ve azametli tahtı, uzun yollardan, bir göz açıp kapamaktan daha hızlı bir şekilde getirilmesi aciz mahlukun işi değildir. Bunun normalin üstünde bir şey olduğu bellidir. Hz. Süleyman (a.s) bu işin İlahi bir kudreti gerektirdiğini bildiği halde Allah’tan tahtın getirilmesini istemedi. Aksine onu getirmek için aciz bir mahluktan yardım istedi. Bizzat etrafında olanlardan o tahtı getirmelerini istedi. Hz. Süleyman (a.s)’ın aciz yaratıklardan böyle bir istekte bulunması, şunu gösteriyor ki, yaratıktan bir şeyi yapmasını istemek mutlak olarak şirk değildir.

Allah-u Teala dünyayı sebepler dünyası olarak yaratmıştır. Şirk kalbe ait olan bir şeydir. İnsan birisinden bir şey istediği zaman, onu Allah ya da Allah’ın şeriki olarak görmezse, ondan isteğini istemesi asla şirk sayılmaz. Nitekim bu amel insanların yanında normal olan şeylerdendir; zira insanlar sürekli, Allah’ın adını anmaksızın ondan bundan yardım istemekteler.

Acaba hasta birisi doktorlara gidip doktor bey derdime bir çare bul, bu hastalık beni öldürecek dediği zaman bu hasta müşrik mi olur?

Boğulmak üzere olan birisi, Allah’ın adını anmaksızın halktan yardım dilediği zaman müşrik mi oluyor?

Zalim birisi birisine zulmeder, o mazlum da örneğin bir bakanın yanına gidip de, bakan bey lütfen bu zalimin elinden beni kurtar, dediği zaman müşrik mi olur?

Eğer bir hırsız, birisinin evine girer ve o ev sahibinin can, mal veya namusuna zarar vermek isterse ve ev sahibi de dama çıkıp komşularını yardıma çağırır ve bizi kurtarın derse o adam müşrik mi olur?

Cevap kesinlikle hayırdır. Akıl sahibi hiçbir insan onlara müşrik demez. Eğer müşrik derlerse ya cahildirler ya da garazlı insanlardır.

Muhterem beyler, mugalata etmeyelim. Şia camiasının hepsi, Âl-i Muhammed’e (a.s) Allah diyen veya Âl-i Muhammed’i zat’da, sıfat’da veya fiillerde Allah’a şerik koşanları kesinlikle müşrik bilmekteler.

Şialar, zorluklarda Ya Ali, Ya Hüseyin diyorlarsa, bunun anlamı ey Allah olan Ali, Ey Allah olan Hüseyin değildir. Aksine dünya, sebepler dünyası olduğu ve Allah-u Teala da işleri sebeplerle yaptığı için Âl-i Muhammed’i de kurtuluş sebep ve vesileleri olarak kılmıştır. Onların vesilesiyle Allah’a yöneliyorlar.

Hafız: Neden direk olarak Allah’a yönelip de dileklerini O’ndan dilemiyorlar. Neden sebep ve vesilelerin peşinde gidip duruyorlar?

Davetçi: İsteklerimiz ve dertlerimizin giderilmesi konusunda Allah’a olan teveccühümüz yerindedir. Ancak semavi sağlam bir senet olan Kur’ân-ı Kerim, vesileyle Allah’a yönelmemizi ve vesileyle O’nun dergâhına gitmemizi kendisi emrediyor. Mâide (5) suresinin 35. ayetinde şöyle buyuruyor: “Ey inananlar, Allah’tan korkup-sakının ve (sizi) onu (yaklaştıracak) vesile arayın.”‌

Âl-i Muhammed Hakk’ın Feyiz Vesileleridirler

Biz şialar, Âl-i Muhammed (aleyhim’us- selam) işlerimizi yalnız başlarına ve kendileri hallediyorlar demiyoruz. Aksine O’nları Allah’ın salih kulları biliyor ve Allah’ın feyzine ulaşmak için birer vasıta olarak kabul ediyoruz. Bizim O’nları vesileler olarak kabul etmemiz, Resulullah (s.a.a)’in emrettiği içindir.

Hafız: Resulullah (s.a.a) nerede O’nları vesileler kılmamızı emretmiştir? Bu ayetin Âl-i Muhammed’e ait olduğunu nereden söylüyorsunuz?

Davetçi: Birçok hadiste Resulullah (s.a.a), tehlikelerden kurtulmak için Ehl-i Beytine tevessül etmemizi emretmiştir.

Hafız: O hadislerden aklınızda olanlardan bazılarını söyleye bilir misiniz?

Davetçi: Vesileden maksat Hz. Peygamber’in Ehl-i Beyt’idir; buna delilimiz, Hafız Ebu Naim İsfehani’nin “Nüzul’ul- Kur’ân fi Aliyyin”‌ (Ali’nin hakkında nazil olan ayetler) adlı eserinde, Hafız Ebubekr Şirazi “Ma Nezele Min’el- Kur’ân’i fi Aliyyin”‌ (Kur’ân’dan Ali hakkında nazil olan şeyler)’de, İmam Ahmed Sa’lebi kendi yazdığı tefsirde naklettikleri şeylerdi. Onlar şöyle diyorlar:

Bu ayet-i kerime (Maide/35)’deki vesileden amaç, Hz. Peygamber’in Ehl-i Beyt’idir. Bu konuda Resulullah (s.a.a)’den birçok hadisler naklolunmuştur.

Büyük alimlerinizden İbn-i Ebi’l- Hadid Mütezili “Şerh-i Nehc’ul- Belağa”‌ adlı eserinin 4. Cildinin, 39. sayfasında, Hz. Fatıma (a.s)’ın hutbesinden bu ayete delil olarak bir cümleyi aktarıyor. Hz. Fatıma (a.s) “Fedek”‌ olayında Muhacir ve Ensar’a yönelik bir hutbe okumuştur. Bu hutbenin başlarında Hz. Fatıma (a.s) şöyle buyuruyor: “Göklerde ve yerde ne varsa, azameti ve nuru için ibadet edilen Allah’a hamd ediyorum. Bütün vesilelerin hedefi O’dur ve O’nun insanların içindeki vesilesi biziz.”‌

Sekaleyn Hadisi

Hz. Peygamber’in pâk Ehl-i Beyt’ine tevessül edip O’nlara sarılmanın sağlam delillerinden birisi de Sekaleyn hadisidir. Bu hadisi, hem Sünniler, hem de şialar sahih senetlerle mütevatir olarak nakletmişlerdir. Resulullah (s.a.a) o hadisin bir yerinde şöyle buyuruyor:

“...Eğer onlara sarılırsanız, benden sonra asla sapmazsınız.”‌

Hafız: Bu hadise mütevatir ve senedi sahih demekle galiba hata yapıyorsunuz. Çünkü bu bizim büyük alimlerimizin yanında malum değildir. Büyük şeyhimiz sünnet ve cemaatın kıble ve kâbesi Muhammed bin İsmail Buhari Kur’ân’dan sonra en sahih olan kendi muteber sahihinde (Sahih-i Buhari) bu hadisi nakletmemiştir.

Davetçi: Ben hata yapmadım. Aksine bu hadisin muteber olduğunu alimleriniz kesin olarak kabul etmektedirler. Hatta İbn-i Hacer-i Mekki gibi çok mutaassıp birisi dahi bu hadisin sahih olduğuna itiraf etmiştir. Şüphenizin giderilmesi için “Savaik’ul- Muhrika”‌nın ikinci faslının sonlarına doğru 89 ve 90. sayfalarında 11. babdaki 4. ayetin aşağısında Tirmizi, Ahmet bin Hanbel, Taberani ve Müslim’den hadisler naklettikten sonra şöyle diyor: “Bil ki, Sekaleyn’e (Kur’ân ve Ehl-i Beyt ) sarılma hadisi birçok yollarla 20’den fazla sahabeden nakledilmiştir.”‌

Daha sonra şöyle diyor: “Bazıları Resulullah (s.a.a)’in bu hadisi veda Haccı’nda Arafat’ta iken, bazıları Medine’de ölüm döşeğinde ve odası sahabelerle dolu olduğu zaman, bazıları Gadir-i Hum’da, bazıları da Tâif’ten döndükten sonra buyurduğu konusunda ihtilaf etmişlerdir.”‌

Daha sonra kendi görüşünü şöyle açıklıyor: “Bu ihtilafların arasında her hangi bir çelişki yoktur. Resulullah’ın (s.a.a) adı geçen bütün yerlerde, Kur’ân’ın ve Ehl-i Beyt (a.s)’ın azametini ispat etmek için bu hadisi defalarca buyurmasında bir sakınca yoktur.”‌

Taassuptan Uzak Olmak Saadete Sebep Olur

Hadis Sahih-i Buhari’de yoktur öyleyse zayıftır sözüne gelince, bu söz birçok yönden red olmuş ve alimlerin kabul etmediği bir şeydir. Eğer Buhari, hadisi nakletmemişse, karşılığında öteki büyük alimlerinizin geneli nakletmişlerdir. Hatta Sahihi-i Buhari’yle aynı seviyede olan Sahih-i Müslim ve diğer Sihahlar bunu (Sahih-i Buhari’nin dışında) genişçe nakletmişlerdir.

 Ya sihahları ve muteber kitaplarınızı bir kenara atacak ve akidenizi yalnızca Sahih-i Buhari’de yazılanlarla sınırlandıracaksınız; ya da öteki alimlerinizin de kendi zamanlarında Ehl-i Sünnetin en adil, en alim ve en bilgin insanlar olduklarını itiraf edip onları da kabul edeceksiniz. Özellikle de Sihah-ı Sitteyi yazanları. Böyle olunca da eğer bir hadis Sahih-i Buhari’de bazı sebeplerden dolayı nakledilmemiş ve ötekilerde nakledilmiş olursa, o zaman onu kabul etmek zorundasınız.

Hafız: Buhari’nin üstünde durmamızın her hangi özel bir sebebi yoktur. Yalnızca Buhari çok ihtiyatlı ve hadis nakletmekte titiz olduğundan, senet veya metin yönünden sakıncalı veya akla uygun olmayan hadisleri nakletmemiştir.

Davetçi: Siz Ehl-i Sünnet’in yaptığı hatalardan biri de, “bir şeyi sevmek, insanı kör ve sağır eder”‌ kaidesi esasına göre işte buradadır. Buhari hakkında guluv ediyorsunuz (yani onu sahip olduğu makamdan yüksekte görüyorsunuz). Onun çok dakik olduğunu ve Sahihinde getirdiği her hadisin çok muteber, hatta vahiy gibi olduğunu zannediyorsunuz. Halbuki zannettiğiniz gibi değildir. Buhari hadislerin senedinde getirdiği birçok kişi (ravi) merdut (reddedilmiş), menfur (nefret edilmiş), kezzap (yalancı) ve uydurukçu insanlardır.

Hafız: Aslında sizin bu sözleriniz merdut ve menfurdur. Siz Buhari gibi birisinin ilmi makamına ihanet ediyorsunuz. (Yani Ehl-i Sünnet ve cemaatin hepsine ihanet ettiniz.)

Davetçi: İlmi bir eleştiri ihanet ise, öyleyse hadisleri dikkat ve titizlikle incelemiş olan, muteber Sahihlerdeki, özellikle Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’deki birçok hadisin senedinde uydurukçu, kezzap ve merdut (sözlerine itibar olmayıp reddedilen) birçok kişinin olduğunu söyleyen büyük alimleriniz de, ilim makamına ihanet etmiş ve merdut insanlardır.

Hadis kitapları konusunda dakik ve titiz davranırsanız iyi olur. Onları okuduğunuz zaman guluv ederek; “Buhari ve Müslim onları nakletmiş, öyleyse hepsi sahih ve doğrudur”‌ demeyin.

Sihah-i Sitte, özellikle de Sahih-i Müslim ve Buhari’ye guluv gözüyle bakan siz ve diğer alimler, önce onlardaki hadisleri eleştirip sahihlerle sahih olmayanları belirten kitaplara bir baş vurursanız iyi olur. Böylece Buhari’nin azametini, hadis nakletmekteki dikkatinin ne derecede olduğunu görürsünüz.

Eğer Süyuti’nin “El-Leali’l- Mesnua fi Ehadis’il- Mevzua”‌ eserine, Zehebi’nin “Mizan’ul- İ’tidal”‌ ve “Telhis’ul- Müstedrek”‌ adlı kitaplarına, İbn-i Cevzi’nin “Tezkiret’ul- Mevzuat”‌ına, Ebubekir Ahmed bin Ali Hatip el-Bağdadi’nin yazmış olduğu “ Tarih-i Bağdadi”‌ ye ve kısaca “Rical”‌ konusunda büyük alimlerinizin yazmış oldukları kitapları okursanız, beni suçlamaz ve “Buhari’ye ihanet ettin”‌ demezsiniz.


PEŞAVER GECELERİ:Şia’yı Şirk İle Suçlama

PEŞAVER GECELERİ:Hz. Musa’nın Ölüm Meleğinin (Azrail’in)Yüzüne Tokat Vurması!

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)