• Nombre de visites :
  • 599
  • 27/9/2012
  • Date :

Kaza ve Kadere İmanın Eserleri -2

kaza ve kadere imanın eserleri

4-DUA VE YAKARIŞ HALETİ

Allah kullarının iyi halet ve işlerinden birisi, ilahi dergâha dua[15] ve yakarış haletidir bu, kulun Allah’ın kemali mutlak olduğunu ve bütün kemalatların ondan olduğunu bilerek ondan talep etmesi şeklindedir ve her ne kadar kulun kendi fakirliğini anlayıp Yüce Allah’ın ihtiyaçsız olduğuna marifeti olursa Allah’ı daha fazla anar, onun için dua ibadetin esasıdır ve Hz. İbrahim[16] (a.s) ve Hz. Ali[17] (a.s) gibi Allah’ın halis kulları çok dua ederlerdi. Bu o manaya gelmiyor ki onlar sadece dua ederlerdi ve başka faaliyetleri yoktu belki sabit ve güvenilir tarih, Kur’an ve sünnetin bildirdiğine göre onlar ferdi ve içtimai haletlerinin nihayetinde dua haletleri vardı belki günlük işlerinin esnasında dua haletleri vardı. Bu yönde İmamlardan (a.s) bütün faaliyetler için mahsus dualar[18] varit olmuştur. Bu mana kaza ve kadere sahih bir bakıştan kaynaklanmaktadır. Şia’nın öncüleri bu derin görüşe sahiptiler, onun sahih gereçlerine riayet ederek onu yaymak için çaba sarf ettiler, onun için buyurmuşlardır ki dua, ilahi kazayı[19] bertaraf eden, insan vücudunun mukadderatındandır.

İmam Hüseyin (a.s) da Allah’a şöyle arz etmektedir:

“Allah’ım! Kazanda bana hayrı ver ve benim için takdirini mübarek et nihayetinde senin tehir ettiğin şeylerde aceleyi, acele ettiğin şeylerde de tehiri sevmeyeyim.[20]

5-MUKADDERATA İTMİNAN VE İLAHİ KAZAYA RAZILIK

Bu konuların beyanından sonra ziyaretin buradaki açıklamalarına sıra geldi+++ bu iki halet sıddık (çok doğru ve dürüst) kulların şerif haletlerindendir. Ona kavuşmak için gece gündüz nefsiyle mücadele ve cihat etmiş, nefsini dünyaya ve dünya işlerine dalmaktan, ona itimat etmekten ve ondan razı olmaktan; yaşantının muhtelif işlerinde kulluk vazifelerini yerine getirerek vazgeçirdi ve şeytanın olayları süsleyip güzel göstermesinden[21] ve “nefsi emare-i bissu”‌ dan[22] (kötülüğü emreden nefsten) geçip “levvvame”‌[23] nefse (kendini kınayan pişmanlık duyan nefs)  yetişti, hatta Allah’ın buyurduğu gibi:  “Şüphesiz Benim o seçkin kullarım üzerinde senin hiçbir nüfûzun yoktur.”‌[24] şeytanın sultasından çıkacak bir şekle gelip daha da yukarılara çıktı ve artık İmanı[25] öğle bir dereceye vardı ki Allah’ın onun için mukadder buyurduğu –tekvini iş ve karar kılınmış vazifelerden- şeylerden batını rahat ve huzura kavuşmuş, onun mukadderatı hakkında hiçbir şek ve şüphesi kalmamış ve alemde hiçbir mevcudu müstakil müessir bilmemiştir, zira sadece Allah’ı “ganiyi biz-zat”‌ (zaten ihtiyaçsız zengin) ve “hakimi alelıtlak”‌ (her şeye mutlak hakim) bilir, belki Allah’a müntesip olmasından ötürü; tahakkuk olan şeylerden, muhakkak olan işlere Allah’a batını hoşnutluk göstererek tam teslim olur.

O, Hakkın ve evliyalarının desturlarını uygulamak ve nimetlerinin istimrarı ve belaların def edilmesi için dua ederek, sadece kulluk vazifelerini yerine getirme peşindedir artık işlerin neticelerine bakmaz hatta kendisini kulluk işlerini yapmakta bile bağımsız bilmez işte burada, İmam Ali’nin (a.s) buyurduğu imanın erkânı kamil olur, İmam şöyle buyurmuştur: “İmanın erkanı dört şeydir:

ilahi kazaya razı olmak, Allah’a tevekkül edip ona dayanmak, işleri ona havale etmek ve emirlerine teslim olmak.”‌[26]

Bundan ötürü böyle bir kula her ne vaki olsa onun için hayırdır[27], ondan razı olur ve ona karşı hiçbir batını endişe ve itirazı[28] yoktur. Aynı şekilde Allah’ın Resulü bir şey vaki olduğu zaman “keşke bundan başkası vaki olsaydı”‌[29] buyurmazlardı. Böyle bir şahıs hiçbir şirkin olmadığı “kalbi selim”‌e erer öyle bir şekilde ki mevcudu vücudunda, fiillerinde ve eserlerinde bağımsız bilmez ve Hak Teala’ya itminanı hak olmayan bir şeye itminan ve razılığından çok olacak bir biçimde, şek ve sürçmelerden uzaktır. İmam Sadık, (a.s)  kıyamet günü insanın haline faydası olacak kalbi selimi şöyle tefsir etmiştir: “kendisinde haktan ayrı bir şeyin olmadığı halde Allah’ı mülakat edecek ve her kalp ki kendisinde şirk veya şek vardır o, ondan arıdır ve gerçekten züht insanın kalbinin ahiret için hazırlanmasıdır.”‌[30] Bunun mukabilindeki kalp,[31] dünya ve dünya işlerine bağımsız bir bakışla bakan amellerinde de ona hoşnut olmuş, kalbi itminan bulmuş kalptir. Bu da öyle bir şekilde ki ondan başka bir şeyi görmemiş, gayb âlemiyle itikadı irtibatı veya amelini kesmiştir, böyle insanlar ilahi kerametlerden mahrum ve onun likasından ümidi olmayanlardır.

Böyle bir huzura ve Hak Teala’nın rızayetine kavuşmak için Hz. Ali’nin (a.s) buyruğuna canı gönülden kulak verip ona amel etmek gerekmektedir ki o Hazret şöyle buyurmuştur: “ibadeti ve duayı halisane bir biçimde Allah için yapan, gözlerinin gördüğü şeylerden ötürü kalbi meşgul olmayan, kulaklarının işittiğinden dolayı Allah’ı anmayı unutmayan ve ondan başkasına verilen şeylerden ötürü mahzun olmayan şahsa ne mutlu.”‌[32] Bu surette İmam Sadığın (a.s) buyurduğu gibi[33] kalbinin teveccühü yavaş- yavaş Hak Teala’ya matuf olmuş, mevcudattan alakasını kesmiş ve şefkatli ve hekim olan Allah’a el atarak “huzur makamına”‌ nail olmuş ve ölüm haletinde de şu yüce ilahi hitaba muhatap olmuştur: “Ey huzura kavuşmuş nefs! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!”‌[34]bu kulların kamil ferdi[35], Muhammed (s.a.a) ve onun ehli beytidir, evet alemin gizli işlerine kalbin hidayet bulması gibi yüce eserlerinin olduğu, yüce makamdır bu. Burada Allah’ın buyurduğu gibi: “Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah’ı tasdik ederse, Allah onun kalbini hidayet eder.”‌[36] Buradaki hidayetten maksat kalbin imanın hakikatine ermesidir, İmam Hadi’nin[37] (a.s): “ilahi mukadderat, sana hatırına bile gelmeyen şeyleri nişan verir.”‌ buyurduğu gibi Allah’ın elini bütün işlerde görür. Ayette geçen “Allah’ın izni”‌ işlerin onda son bulmasıdır. Bu haletin dini açıdan imkân ölçüsünde o musibetleri bertaraf etmek için vazifelenmemizle hiçbir çelişkisi yoktur. Örneğin: hastayı doktora götürmemiz, zalimin karşısında kıyam etmemiz gibi bu tür örnekleri kaza ve kadere âlim olmalarına rağmen İmamların yaşantısında müşahede etmekteyiz. İmam Hüseyin’in (a.s) kıyamı, çocuklarının hastalığından dolayı İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadığın (a.s) rahatsızlıklarını izhar[38] etmeleri ve nihayetinde çocukların ölümünden dolayı onların razılık ve teslim haleti, bu haletlerin aşikâr numuneleridir. Bundan dolayı dualarda bizlere Yüce Allah’tan böyle makamlar istememiz öğütlenmiştir: “Allah’ım! Senden kalbimin mübaşiri senin olduğun iman, bana takdir edip yazdığın şeyin haricinde bir şeyin isabet etmeyeceğini bildiğim doğru bir yakin istiyorum ve beni yaşantıda kısmet ettiğin şeye razı olmamı sağla ey rahmetlilerin en rahmetlisi.”‌ [39] Bu dua yüce konuları ihtiva etmektedir öyle bir şekildeki mübarek ramazan ayının en üstün günleri olan son on gününde tekrar edilir. Bundan dolayı bizim bu yüce insanlık vasıflarını elde etmemiz, Yüce Allah’ın bizlere daha üstün yolları nişan vermesi ve nefsimizi bu kemalatlarla vasıflandırması için bu yolda olmamız gerekmektedir. Onun için bütün ayet ve rivayetlerde birinci şartın kulun kendi ikdamını bilmektedir bunun şahidi ise yukarıda geçen ayette şöyle buyurmaktaydı: “Kim Allah’ı tasdik ederse”‌ bundan dolayı biz bu ziyarette Allah’tan nefsimizi taktiratına itminan eden ve kazasına razı ve hoşnut etmesini istemekteyiz.


[15] ””duanın şart ve hususiyetlerinin anlatıldığı münasip yerlere başvurulması gerekmektedir.

[16] ””Usul-u- Kâfi, c.2, s.466, rivayet,1

[17] ””a.g.e, rivayet,8

[18] ””dua kitaplarında gelmiştir, bu yönde yazılmış kitaplar içinde Mefatih’ul- Cinanı kitabı cami ve tamdır.

[19] ””Usul-u- Kâfi, c.2, s.469, rivayet, 1–9

[20] ””İkbal’ul- E’mal, s.342

[21] ””Yusuf,18 ve 83

[22] ””Yusuf,53

[23] ””Kıyamet,2

[24] ””Hicr,42, Nahl,99, isra,65

[25] ””Usul-u- Kâfi, c.2, s.60, rivayet,2

[26] ””a.g.e, s.56, rivayet,5

[27] ””a.g.e, s.60, rivayet:1.3.4.6.7.8

[28] ””a.g.e, rivayet,11

[29] ””a.g.e, rivayet,13

[30] ””a.g.e, s.16, rivayet,5

[31] ””Yunus,7 ve 8

[32] ””a.g.e, s.16, rivayet,3

[33] ””a.g.e, s.65, rivayet,4

[34]”” Fecr,27–30

[35] ””Furu-u- Kafi, c.3, s.127, rivayet,2

[36] ””Tegabun,11

[37] ””Bihar’ul- Envar, c.78, s.127, rivayet,2

[38] ””Furu-u- Kâfi, c.3, s.225, rivayet,11 ve 11613

[39] ””İkbal’ul- E’mal, s.76

Kaza ve Kadere İmanın Eserleri -1

Kaza ve Kader 1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)