• Nombre de visites :
  • 1714
  • 20/9/2012
  • Date :

ADALET ÜZERİNE

adalet üzerine

ADALET [3]

"Kişi bu şekilde cemaatle namaz kılmaya devam edince, kabilesi ile mahallesinin sakinlerinden onun hakkında sorulunca, 'Biz onun hiçbir kötülüğünü görmedik. O her zaman namazlarını cemaatle kılıyor' denir. İşte bu, onun şahitliğini geçerli kılar ve o, Müslümanlar arasında adil bir kişi olarak kabul edilir. Çünkü namaz, günahları örter ve onlara keffaret olur. Ama eğer bir kişi namazlarını camide cemaatle kılmaya özen göstermezse, onun namazlarını kıldığına şahitlik etmek mümkün olmaz."

"Cemaatle namaz kılma hükmü, namaz kılanı kılmayandan, namaz vakitlerine özen gösterenleri ihmal edenlerden ayırt etmek için konmuştur. Böyle olmasaydı, hiç kimse başkasının salih bir kişi olduğuna şahitlik edemezdi. Çünkü namaz kılmayan kimse Müslümanlar arasında salih kişi kabul edilm ez. [Bilindiği gibi] Peygamberimiz (s.a.a) cemaatten geri kalanları evleri ile birlikte yakmayı düşünmüştür. Onların bazıları namazlarını evlerinde kılıyorlardı. Fakat Peygamberimiz bunu kabul etmedi. Yüce Allah'ın ve Peygamberimizin evleri içinde yakmayı uygun gördüğü kişilerin şahitliği veya Müslümanlar tarafından adil oldukları nasıl kabul edilebilir? Nitekim Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyururdu:

Mazeretsiz olarak mescitte Müslümanlarla birlikte namaz kılmayanın namazı kabul olmaz." [c.3, s.24, bab:17, h:1]

Ben derim ki: Bu hadis, et-Tehzib adlı eserde daha uzun olarak yer almıştır, biz onu kısa olarak nakletmeyi uygun gördük. İmamdan gelen rivayetin ilk bölümündeki "setr" ve "ifaf" kelimeleri, es -Sihah adlı eserdeki açıklamaya göre, terk etme anlamındadır. Görüldüğü gibi, bu rivayet adaletliliği Müslümanlar arasında temel bir ilke olarak kabul ediyor ve nefsî olan bu sıfatın varlığını gösteren belirtinin Allah'ın haram kıldığı şeylerden kaçınmak ve yasaklanan nefsanî arzulardan uzak durmak olduğunu açıklıyor. Bunun delili büyük günahlardan kaçınmaktır. Sonra da bütün bunların delili, imamın tafsilatlı biçimde açıkladığı üzere Müslümanlar arasında iyi görünmektir.

Aynı eserde Abdullah b. Müğire kanalıyla İmam Rıza'dan (a.s) şöyle rivayet edilir: "Kim fıtrat üzerine doğar ve nefsinin salihliği ile tanınırsa, şahitliği caizdir." [c.6, s.283, h:183] Yine aynı eserde Semaa'dan, o da Ebu Basir'den, o da İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilir: "Zayıf [kişilikli] kimseler, iffetli ve günahlardan sakınan kişiler oldukları takdirde şahitlik etmelerinde sakınca yoktur."

el-Kâfi adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Ali b. Mehziyar'dan, o da Ebu Ali b. Raşid'den şöyle rivayet eder: "İmam Bâkır- 'a (a.s) 'Senin dostların arasında görüş ayrılıkları var. Hepsinin arkasında namaz kılabilir miyim?' diye sordum. Bana 'Sadece dindarlığına güvendiğin kimselerin arkasında namaz kıl.' diye cevap verdi." [c.3, s.374, h:5]


İslâm Hükümlerinde  Adalet

KUR’AN’DA ADALET

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)