• Nombre de visites :
  • 1313
  • 14/8/2012
  • Date :

Niyet ve Doğruluk

niyet ve doğruluk

Niyet kastetmek anlamındadır. Kasıt ise ilim ile amel arasındaki bağlantı halkasıdır. Zira bir işi yapması gerektiğini bilmeyen bir kimse bir işi yapacak kastı kendisinde bulmaz ve kasıt olmadan da hiçbir fiil eyleme dökülmez

Allah Teala şöyle buyuruyor:

“قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ”‌

“De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.”‌[1]

Niyet kastetmek anlamındadır. Kasıt ise ilim ile amel arasındaki bağlantı halkasıdır. Zira bir işi yapması gerektiğini bilmeyen bir kimse bir işi yapacak kastı kendisinde bulmaz ve kasıt olmadan da hiçbir fiil eyleme dökülmez. Seyr-i sülukun mebdesi kasıttır ve salikin belli bir kastı göz önünde bulundurması gerekir. Maksat mutlak kemal olduğu için Hakk Teâlâ’ya yakınlık niyeti olması gerekir. Zira mutlak kemal onun tahir zatıdır.

Eğer böylesi bir halet meydana gelirse amelsiz niyet, niyetsiz amelden daha iyidir. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.”‌[2]

Niyet; ruh, amel ise beden mesabesindedir. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Ameller niyetlere göredir.”‌[3] Nitekim bedenin hayatı ruhun varlığına bağlıdır. Allah Resulü (s.a.a) buyuruyor ki: “Herkesin her işte her ne niyeti varsa ona ulaşacaktır. Kim Allah ve Resulüne doğru hicret ederse Allah ve Resulüne olan hicreti gerçekleşecektir. Kim kendisine ulaşmak için dünyaya hicret ederse veya bir kadınla evlenmek isterse hicreti kendisine doğru hicret (hareket) ettiği şeydir.”‌[4]

Yakınlık gayesiyle yapılan iyi amellerin gereksinimi kemalin hâsıl olmasıdır. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır:

لاَّ خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَاهُمْ إِلاَّ مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلاَحٍ بَيْنَ النَّاسِ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ ابْتَغَاء مَرْضَاتِ اللّهِ فَسَوْفَ نُۆْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

“Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.”‌[5]

Doğruluk

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ”‌

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”‌[6]

Sıdk (doğruluk); ahde vefa ve doğru söylemek anlamındadır. Ancak burada konuşmada, niyette, karar almada ve ahde vefada keza hayatın bütün alanlarında doğruluk manasındadır. Sıddık; burada zikredilen bütün haletlerde doğruluk kendisi için meleke olmuş ve hiçbir yerde doğruluk karşıtı bir eseri kendisinde bulundurmayan kimsedir.

Alimler ve bilginler; Eğer bir insan böyle olursa gördüğü rüyaların bile sadık olacağını ve “Öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar”‌[7] ayetinin mısdakı olacaklarını söylemişlerdir. Allah Teala sıddıkları, peygamberler ve şehitlerle aynı doğrultuda zikretmiştir. Allah Teala buyuruyor ki:

“فَأُوْلَـئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء وَالصَّالِحِينَ”‌

“Onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salih kişilerle beraberdir.”‌[8]

Allah Teala, Hz. İbrahim (a.s) ve Hz. İdris (a.s) gibi büyük peygamberleri sıdık unvanıyla tanıtmakta ve şöyle buyurmaktadır: “إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَّبِيًّا”‌ “Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.”‌[9]

Bazı peygamberler hakkında da şöyle buyurmaktadır: “وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا”‌

“Onlara üstün bir doğruluk dili verdik.”‌[10]

Sadakat ve doğruluk hedefe ulaşmaya en yakın yol olduğu için kim doğru yolda seyr-i süluk ederse maksada ulaşma yolunda en başarılı insan olur inşallah.

Taqrib


[1] Enam, 162

[2] Bihar’ul-Envar, c. 70, s. 210, bab. 53, rivayet. 32

[3] Bihar’ul-Envar, c. 67, s. 111, bab. 30, rivayet. 21

[4] Bihar’ul-Envar, c. 67, s. 111, bab. 30, rivayet. 21

[5] Nisa, 114

[6] Tevbe, 119

[7] Ahzab, 23

[8] Nisa, 69

[9] Meryem, 41

[10] Meryem, 50

DOĞRULUK

Ahlaki Değerler

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)