• Nombre de visites :
  • 1099
  • 13/5/2012
  • Date :

Hira Dağına İbadet

hira dağına ibadet

Hira dağında Hz. Abdulmattalip ( a.s.)'la birlikte ibadete çekildiğini çeşitli kaynak ve belgelerle yeralmaktadır. Peygamberimizin dedeleri ve amcaları olan Abdulmuttalip ile Ebu Talib ( a.s. )'ların müslüman olduklarını ve tek ilahi dine  ve tek tanrıya inandıkların Hz. Abdulmuttalip ( a.s. )'ın hira dağında ibadete çekildiğini ve beraberinde de Hz. Muhammed ( s.a.a. )'ı beraberlerinde götürdüklerini ispatlamıştık.

Hira dağı, Mekke'nin kuzeyinde yer almıştır. Yarım saat'te onun doruğuna ( yani üst tepesine ) çıkmak mümkündür. Bu dağın zahirini  kara parçaları oluşturmaktadır ve herhangi bir hayat belirttisi göze çarpmamaktadır, orada. Yani dağın kuzey kesiminde bir mağara vardır. Kayaların arasında , kayaların arasında geçtikten sonra varılan bu mağara insan boyu yüksekliğindedir. Mağaranın bir bölümü Güneş'in nuru ile aydınlanmaktadır, diğer bölümleri ise ededi bir karanlığa boğumuş bulunmaktadır.

Bu mağaranın kendi samimi dostu hakkında bir sürü hatıralar vardır. Bugün bile insanlar, o hatıraları mağaranın dilinden duymak aşkıyla oraya doğru koşuyorlar, bir çok zahmetlere katlanarak oraya varıyorlar ve vahy maverasını ve insanlık dünyasının büyük önderinin hayatının bir bölümünü ondan soruyorlar. Mağarada da hal diliyle şöyle diyor, onlara : Burası, Kureyş Azizi'nin ibadetgâhı'dır. O, risalet makamına erişmeden önce nice geceleri ve gündüzleri burada gçirmiştir. O, gürültüden uzak olan bu noktayı, ibadet ve " Allah'a " için seçmiştir. Ramazan ayının hepsini burada geçiriyordu. Bu ayın dışında da ara sıra buraya gliyordu. Öyle ki, değerli eşi ve Gerçek Mü'minlerin annesi Hz. Hatice ( a.s. )'ın aziz kocası eve gelmediği zaman kesinlikle İmam Ali ( a.s. )'la beraber Hira dağında ibadetle meşgul olduğunu biliyordu, buda O'na mutluluklar veriyordu ; kendisini arattığında da onu orada ibadet ve tefekkür halinde buluyorlardı.

Hz. Muhammed ( s.a.a. ) nübüvvet makamına erişmeden öceki iki konu üzerinde çok düşünürdüler.

1) Yer ve göğün melekutu hususunda tefekkür ediyor, her varlığın yüzünde Allah'u Teâla'nın nurunu , Allah'ın kudretini ve Allah'ın İlmini müşahede ediyor ve bu yolla kendi yüzüne gayb aleminden bazı pencereler açıyordu.

2) İllerde uhdesinde bırakılacak olan vazife hakkında çok düşünürdü. O günün o fasid ve alçak toplumunu islah etmek, onun nazarında muhal değildi gerçi, fakat islah programını uygulamak da kolay bir iş değildi.

Bu yüzden, Mekke'lilerin fesat ve ayyaşlığını görüp onları nasıl islah edeceğini düşünüyordu. İnsanların , ruhsuz ve idaresiz putlar karşısında eğilip ibadet etmelerine ve Kureyş faşistlerin onların sırtlarından nasıl geçindiklerini ve onları ne gibi türlü tagutlara ve putlara yönlerdirdiklerine çok üzüluyordu; bunu yüzünden anlamak mümkündü, hakikatleri söylemeye me'mur olmadığı için de onları bu işten sakındırmaya kalkışmıyordu. Ezilmiş bir işçi sınıfın kurtulmasının belirli bir gücün olmamasındaki rolün gerekliliğine inanarak sabırla bir bekleyiş içindeydi sanki. Her şeyden uzak ve omuzlarında küçük bir çocukla boş vakitlerini Hira mağarasında ibadetle geçirmeye çalışan ve insan aleminin kurtuluşuna ışık saçacak bir nurluğu beklercesine sabır eden bir önder bekleyişiyle ibadet ediyordu.


Kureyş Emini Hira Dağı'nda

Ali (a.s) Hira Mağarası'nda

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)