• Nombre de visites :
  • 726
  • 26/2/2012
  • Date :

Tanınmış Simalar (11)

tanınmış simalar

Dr. Muhammed Moîn

1918 yılında Reşt kentinde dünyaya geldi. Babası Şeyh Ebu'l-Kasım, dinî derslere çok ilgi duyduğu için dinî bir medresede talebeydi. Muhammed babasını çok az görürdü, çünkü o daima, ünlü alimlerin derslerine katılmak için şehir şehir dolaşırdı.

Büyükbabası Şeyh Muhammed Takî Muînu'l-ulema sevgi dolu bir şevkle küçük Muhammed'i koruma altına alarak yetiştirmeye başladı. Gilan eyaletinin Ruslar ve İngilizler tarafından işgal altında olduğu dönemde okumak o kadar da kolay değildi. Ancak tüm bu zorluklara rağmen, büyük babası onun eğitimini ihmal etmedi ve Muhammed ilkokulu bitirdikten sonra burs alarak Tahran'a Darülfunûn okuluna gönderildi. Tahran'da yaşamak onun için kolay olmuyordu. Bir taraftan gurbet diğer taraftan tek dayanağı olan büyük babasından uzak kalmak bu zorlukları daha da artırıyordu. Ancak Muhammed'in bütün düşüncesi okumak ve bir yere varmak idi. Bir yaz tatilinde Reşt'e döndüğünde büyükbabasının çok ihtiyar ve zayıf olduğunu gördü. Tatil bittikten sonra Tahran'a dönmesi gerekiyordu ancak bu iş pek de kolay değildi. Büyükbabasının ısrarıyla Tahran'a döndü ve bu gidiş, onunla büyükbabası arasında son veda oldu. Altı ay sonra beklemediği o kara haber geldi. Amcasının yazdığı bir mektupla büyükbabasının vefatını öğrendi. Bu haber onu o kadar üzdü ki, üzüntüsünü bir yazısında şu cümlelerle ifade etmiştir:

"Ey hayatımdaki tek dayanağım, ey dileklerimin kabesi, ey hayatımın en önemli unsuru, ey toprak altında yatan büyük insan, bu ebedi ayrılıktan dolayı daima hüzünlüyüm ve ayrılıktan dolayı yanıyorum ve pak ruhunla daima konuşmaktayım..."

Muhammed Darülfunûn medresesini bitirdikten sonra Darülmuallimîn yüksek okulunda, felsefe ve edebiyat dalında eğitimine devam etti. Burada Fransızca'yı çok iyi öğrenen Moîn bir gün Fransa'nın ünlü şairi Lord Bayro'nun huzurunda Fransızca bir konuşma yaparak herkesi hayrete düşürdü. Okulu bitirdikten sonra askere gitti ve daha sonra Ahvaz'a öğretmen olarak atandı. Ahvaz'da bulunduğu dönemde, o sırada tarihi Şuş şehrinde kazlar yapan bir Fransız arkeolog grubuyla tanıştı. Fransız heyetinin başkanının ona, "İran'ın yöresel şiveleri başkentte konuşulan şive karşısında hezimete uğramış ve kısa süre sonra onlardan bir eser kalmaz" demesi Muhammed'i çok düşündürdü. Bu tarihten sonra yöresel şiveleri korumak gibi bir görev hissetti kendinde ve buradan çalışmalara başladı. "Şuş Hazinesi" ve "Harut ve Marut" adlarıyla yayınladığı iki makalesi dönemin kültür bakanının dikkatini çekti. Böylece Tahran'a çağırılarak Öğretmenlik Yüksek Okulu muavinliği ve daha sonra aynı okulda öğretim üyeliği görevlerinde bulundu. Bir süre sonra Tahran Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı Bölümünden doktorasını aldı ve bu sıralarda Dr. Ali Ekber Dehkhoda ile tanıştı. Bu tanışma onu kapsamlı bir sözlük yazmaya teşvik etti. Dr. Moîn bunu çalışma için 400 öğrenciden yardım istedi ve hep birlikte işe başladılar. Bu çabaların sonunda 1963 yılında, beklenen sözlüğün basımına başlandı. Bundan bir kaç yıl sonra bir gün Dr. Moîn üniversitede ders verirken aniden fenalaştı. Temmuz 1971'de bu rahatsızlığından dolayı vefat etti. Ruhu şad olsun.

Ondan geriye kalan altı ciltlik büyük bir sözlük başta olmak üzere bir çok kitap ve makale vardır ki, bunların büyük bir kısmı Fars dili ve edebiyat grameri, edebi konular, dil ve edebiyat tarihi, kültür ve tarih, kitap tanıtımı ve felsefeyle ilgilidir.


Tanınmış Simalar (10)

Tanınmış Simalar (9)

Tanınmış Simalar (8)

Tanınmış Simalar (7)

Tanınmış Simalar (6)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)