• Nombre de visites :
  • 2264
  • 11/1/2012
  • Date :

Allah Katında En İyi Amel

allah katında en iyi amel

İnsanın tekamulü Allah’a yakınlıkladır. Bu yakınlık ne kadar artarsa insanın ruhu da o derece kamele ulaşır ve onda fani olur yani Allah’tan başka bir şeye teveccü etmez. Tekamül Allah’a kullukla olur.

İmam Sadık aleyhisselam Hz. Peygamber-i Ekrem (saa)’den şöyle rivayet etmiştir:

Kullarımı bana yakınlaştıran şeyler içerisinde farizalar kadar bana daha sevimli olan bir şey yoktur; bana (farizaların dışında) nafilelerle de yaklaşılır; nafilelerle kulum bana o derece yaklaşır ki ben onu severim. Onu sevdikten sonra da artık onun işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili ve tutan eli olurum. Beni çağırdığında icabet eder, benden bir istekte bulunduğunda bağışta bulunurum.”‌ (Usul-u Kafi, c. 4, s. 54)

Eğer kulluk yolunda adım atacak olursak ilk olarak nefsani isteklerimizden kurtulmamız ve Allah’ın istediği gibi amel etmemiz gerekir. Farizaların edası ve haramlardan uzak durmak, Allah’ın irade ve isteğini kendi istek ve arzularının önünde tutmak için bir alıştırmadır.

Gıybet Döneminde Yokoluşu Engelleme

Gıybet döneminde farizaları yerine getirmek insanları yüksek makam ve derecelere ulaştırabilir ya da dini meselelere teveccü etmedikleri takdirde yokluğa sürükleyebilir ve bu gidişin dönüşü yoktur. Bunun için gençlerimiz dikkatli olmalı, Allah korusun yokluğa sürüklenebilirler.

Ayetullah Behcet gençlerin islamın emirlerine uymalarını , nefis tezkiyesi, Allah ve Ehli Beyt’e yakınlaşmayı ve haramdan uzak durmalarını önemli vazifelerinden saymışdır.

Hazreti Ayetullah-ul Uzma Behcet (ra) alim ve büyükler hakkında şöyle buyurmuştur:

‘İlim ve bilgimiz doğrultusunda amel etmiyor buna rağmen makam ve derece talebediyoruz.’

Sadece konuşmakla bir yere gelemeyiz!

Kerbela’da kör bir şeyh Seyyid-i Şüheda (as)’ın başında, henüz buluğ çağına gelmemiş oğluna şöyle diyordu:

Oğlum, namaz kıl.

Oğlu namaza durduğunda nasıl niyet etmesi gerektiğini öğretmek için şöyle söyledi: Oğlum, namazda gönlün Allah’ı görsün.Sadece bir söz, işitmek ya da işitmemek, söylemek ya da söylememek, ama ikisinin arasındaki fark yerle gök kadar.Eğer Seyyit Razi, Seyyit Murtaza ve Şeyh Mufit (ra)’ın ulaştığı yerlere  ulaşmak istiyorsan onların yaptığı gibi yap ki makamlarına ulaşasın. Evet sadece söylemekle onların ulaştığı makamlara ulaşılmaz.

Bu büyük şahısların ilimleri doğu ve batıyı sarmış ve inkar edilemez. İnkar edilemez kerametlere de sahip idiler.Buna göre aramızdaki fark onlar ilim ve amel ehli, makam  ve keramet sahibi, biz ise değiliz.

Bana göre aramızdaki fark, onlar bildikleriyle amel ediyorlar, ama biz gördüğümüzle bile amel etmiyoruz.

أَلاْءَهَمّ فَالاْءَهَمَّ و أَلاْءَوْجَب فَالاْءَوْجَب 

‘ En önemli önce, önemli sonra, en vacip önce, vacip sonra’ buna riayet etmiyoruz. Bu büyük şahıslar amel etmek hususunda hatta müstahablar da bile en iyi şekilde amel etmeye çalışıyorlardı.Tek benzer yönümüz onların yakin ve imanları kuvvetli bizim iman ve yakinimiz zayıf.


AHLAK İLMİNİN, EĞİTİMİNİN ÖNEMİ VE YARARLARI

Salih Amel 1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)