• Nombre de visites :
  • 725
  • 11/1/2012
  • Date :

Yüce Eş (1)

yüce eş

Hicri 60.  yılda Zuheyr b. Kayn-i Beceliy birkaç kişiyle birlikte  hac yolculuğuna çıktı ve hac ibadetlerini yerine getirdi. Zuheyr’in yönettiği bu kervan kendi evinden Allah’ın evine doğru yola koyulan küçük bir kervandı. Onlar Allah’ın evinden kendi evlerine geri dönüyorlardı. Zuheyr evine dönmekte olduğunu zannediyordu. Ama kendi kaderinden haberi yoktu.

Zuheyr Allah’ın evinden kendi evine dönerken bu gerçekten haberdar değildi. Zuheyr’in küçük kervanı hacdan dönerken Hüseyin’in (a.s) büyük kervanıyla aynı yerde konaklamak istemedi ve Mekke dağlarından aşağıya dökülen bu tatlı nehir denize karışıyordu. Hz. Hüseyin’in Kervanı bir yerde konaklayınca Zuheyr’in kervanı oradan gidiyordu ve daha yukarıdaki bir konakta konaklıyordu.

Eğer Hüseyin’in kervanı bir konaktan geçiyorsa Zuheyr o konaktan konaklıyor ve rahatlığına bakıyordu. Bütün gücüyle Hüseyin’le karşılaşmamaya ve onun yüzüne bakmamaya çalışıyordu. Neden?

Zuheyr’in toplumsal konumu onun böyle davranmasını gerektiriyordu. Çünkü o Ali’nin dostlarından ve ehlinden biri sayılmıyordu ve bu aileyle bir işi yoktu. Zuheyr Osman’ın dostlarından biriydi. Yezidi hükümetin yakınlarından ve hâkim sınıfın dostlarından biri sayılıyordu. Bir yandan da Hüseyin’i çok iyi tanıyordu. Ali’nin ailesine karşı büyük bir saygı duyuyordu.

Ali’nin öldürülmesi olayına karışmak istemiyordu. Kısacası tarafsız kalmak istiyordu. Ama Emeviler'le dostluğunu korumaya çalışsa bile Hüseyin ile savaşmak istemiyordu. Hüseyin ile yüz yüze gelmek bu metoda aykırıydı. Yezit’e Zuheyr’in Hüseyin’le görüştüğü haberi ulaşacaktı. Eğer Hüseyin ondan yardım isterse ne yapacaktı. Hüseyin’e yardım edecek olursa dostlarından olacaktı. Eğer yardım etmezse Hüseyin’e isyan etmek doğru değildi.

Zira o Ali’nin oğluydu, Fatıma’nın oğluydu, yüce bir kimseydi. İslâm Peygamberi’nin yadigârıydı. Nasıl olurdu da onun emrine itaat etmezdi. Allah’a ne cevap verecekti! Cehennem ateşine karşı ne yapacaktı! Tarafsızlık en iyi yoldu. O halde Zuheyr’in kervanı Hüseyin’le karşılaşma ihtimalinin olmadığı bir yerde konaklanmalıydı.

Zuheyr bir şey istiyordu, kaderi ise başka bir şeydi! Arabistan’ın sıcak ve kuru çölleri, uzak ve uzun konakları vardı. Kervancılar mecburen ister istemez bu konaklarda konaklıyordu. Zuheyr’in kervanı da bir konakta konaklamak zorunda kaldı ve böylece Hüseyin’in kervanıyla aynı yerde konakladı. Bu topraklar Osman taraftarı olan bir kişiden Ali taraftarı olan bir kişi ve Yezidi bir kişiden Hüseyni bir kişi yarattı.

Zuheyr’in taraftarlarının çadırları bir yere kuruldu. Hüseynilerin çadırları ise diğer bir tarafta kuruldu. Hüseyin Zuheyr’in kahraman, cömert, meşhur, konuşmacı, güçlü ve bilgili bir kimse olduğunu biliyordu. Dolayısıyla bütün bu liyakatlerine rağmen insanlardan uzak durması Ümeyye oğulları gibi vahşilerin örtüsü altına girmesi, doğru değildi. Özgür bir insanın özgürlüğünü kullanmaması doğru bir iş değildi. Değerli bir cevherin bir harabede olması ve layık bir insan olarak ortaya çıkmaması kabul edilemezdi.

Bu konakta da Zuheyr ihtiyatlı davrandı. Mümkün olduğu kadar Hüseyin’den uzak durmaya çalıştı. Ona yakın olmadı. Hüseyin devletin aleyhine kıyam etmişti. Zuheyr ise devletin taraftarlarından biriydi. Zamanın devleti kendi dostlarından, düşmanlarına karşı düşmanlık içinde olmasını, isyancıları bastırmasını istiyordu. Onlara yakın olmak en büyük suç sayılıyordu. Zuheyr bir çadırda oturdu. Yakınlarıyla yemek yiyordu. Aniden Hüseyin’in gönderdiği elçi ortaya çıktı. Selam vererek şöyle dedi: “Zuheyr! Hüseyin b. Ali seni istiyor! ”‌


Güzel Ahlakın Anlamı

Güzel Ahlâk

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)