• Nombre de visites :
  • 1396
  • 22/10/2011
  • Date :

İran ve Rehberlik Makamı-1

iran ve rehberlik makamı

Toplumun rehberliği, ilmî ve ahlâkî yönden İslâm Peygamberi  (saa)’a ve Masûm İmâmlar’a (as) en yakın olan kişi veya kişilerce üstlenilmelidir. Bu kişiler halk tarafından, İslâm hukukuna, siyasî ve toplumsal meselelere, zamanın şartlarına vâkıf olan kişiler arasından seçilmelidirler.

Anayasa’nın 5’inci maddesi bu konuda şöyle der: ”Hz. Mehdî’nin (ac) gaybeti zamanında İran İslâm Cumhuriyeti’nde Velâyet-i Emr ve İmâmet-i Ümmet âdil, takva sahibi, zamanın şartlarını bilen, cesur, becerikli, tedbirli ve halk çoğunluğunun önder bilip kabul ettiği bir fakîhin uhdesindedir. Hiçbir fakîh bu çoğunluğu elde edemediği takdirde önder veya yukarıda zikrolunan şartları hâiz fakîhlerden meydana gelen Rehberlik Şûrâsı, 107’İnci maddeye uygun olarak ümmetin imâmeti görevini üstlenir.”‌

”Rehberin Nitelik ve Şartları”‌ başlığını taşıyan 109’uncu madde Rehberliğin şartlarını daha detaylı bir şekilde beyan etmiştir. Buna göre rehber:

1.  Fıkıhı ilgilendiren bütün konularda iftâ (fetva verme) için gerekli ilmî salâhiyete sahip olmalı,

2.  Ümmet-i İslâm’ın rehberliği için gerekli adalet ve takavâyı hâiz olmalı ve

3.  Rehberlik için yeterli siyasî ve toplumsal görüş, yiğitlik, yöneticilik ve güce sahip olmalıdır.”‌

a. İlmî Makam:

  Fıkıh veya İslâm hukuku, ibadetler alanıyla sınırlı olmayıp hayatın diğer alanlarını düzenlemeye dönük hükümleri de ihtivâ etmektedir. Bu hükümler ıstılahta özel hukuk adı verilen alışveriş, kira, vekâlet, zemânet, rehin, muzarebe, borç gibi muamelata dair hükümleri ve genel hukuka ait olan ceza hukuku, idarî işler, devlet işleri, savaş ve barışı içermektedir. Her iki alanda da fıkhın söz hakkı vardır. Elbette şurası bilinmelidir ki bütün bu hükümler ayrıntılı bir biçimde Hz. Peygamber (saa) ve Masûm İmamlar (as) tarafından beyan edilmiş değillerdir. Masûmlar tarafından, müçtehitlerin içlerinden hüküm çıkardıkları genel usul ve kurallar bildirilmiştir. Müçtehitler, içtihat yöntemlerini kullanarak Kur’ân, Sünnet, akıl ve icmâ kaynaklarından yararlanmak suretiyle  yeni hükümler çıkarırlar.

         Toplumun rehberi, aynı zamanda karşılaşılan yeni sorunların cevabını fıkıh kaynaklarından çıkarabilen bir müçtehit olmalıdır. Bu iki açıdan zorunludur: Birincisi, kanunların İslâm şerîatine intibakı açısından; ikincisi toplumun iç ve dış ilişkilerde karşılaştığı sorunlarda uzun ve kısa vadeli tutumun belirlenmesi açısından. Bu durumda belirlenecek strateji İslâm’ın genel prensipleriyle çelişmeyecek şekilde Rehber tarafından ortaya konur.

b. Takvâ:

         İnsanın ilmî yeterliliği hangi düzeyde olursa olsun, eğer bu kişi, nefsanî arzularının esiri olmuşsa ilmin faydasını göremez ve buna ilâveten helak yönündeki ilerleyişini de hızlandırmış olur. Bu husus, toplumsal sorumluluk üstlenmiş kişiler açısından daha önemlidir. Makam sahiplerinin tarih boyunca gözlemlediğimiz siyasî ve ekonomik suistifadelere yol açmaları, bu kişilerin dürüst kişiler arasından seçilmelerini ve kendilerine tevdi edilen makamı bir emanet addetmelerini zorunlu kılmaktadır.


Veliyy-i Fakih

Rahmetli İmam Humeyni ve İslam İnkılabı-1

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)