• Nombre de visites :
  • 2043
  • 14/7/2011
  • Date :

Kuran-ı Kerim ve İnsanın Hayat Programı-1

kuran-ı kerim ve insanın hayat programı

Çünkü beşerin hayattaki mutluluğunu diğer dinlerden daha iyi, temin ve garanti eden İslâm dini, Kur'an-ı Kerim kanalıyla Müslümanlara ulaşmıştır. Akait, ahlak ve ameli kanunlardan oluşan İslâm dininin maddelerinin asıl kaynağı, Kur'an-ı Kerim'dir. Allah Tebârek ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Şüphe yok ki bu Kur'an, insanları en doğru yola sevk eder"[1]

ve yine şöyle buyurmaktadır

"... Ve biz, sana her şeyi açıklayıp anlatan ve Müslümanlara hidayet, rahmet ve müjde olan kitabı indirdik."[2]

Açıktır ki, Kur'an-ı Kerim'de dini akideler, ahlaki faziletler ve ameli kanunların külliyatı (burada nakledilmeye gerek olmayan) birçok ayette zikredilmiştir.

Tafsilatlı diğer bir açıklama: Aşağıdaki bir kaç mukaddimenin açıklanmasıyla Kuran-ı Kerim'in beşer hayatının programını içerdiğinin gerçek manası anlaşılır.

1- İnsanın hayatında güttüğü hedef, sadece kendi saadet ve mutluluğudur. (Mutluluk ve saadet, hayatın belli bir çeşidi olarak, insanın arzu ettiği ve meftun olduğu şeydir. Misal olarak, hürriyet, refah, iyi geçim ve diğerleri gibi...)

Eğer bazen intiharla hayatına kıyan veya hayatın meziyetlerinden yüz çeviren kimse gibi kendi saadetlerinden kaçan fertleri görüyorsak, bunların da ruhsal hallerine dikkat edecek olursak, özel amillere sebebiyle gerçekte hayat mutluluğunu izledikleri şeyde bildiklerini göreceğiz. Mesela, intihar teşebbüsünde bulunan bir kimse, huzursuzlukların hücumuna uğraması sonucu, kurtulmayı ölümde görüyor. Veya maddi zevkleri kendine yasaklayan züht ve inzivaya yönelmiş kimse de, mutluluğu izlediği yöntemde biliyor.

Buna göre devamlı olarak insanın hayat mücadelesi, saadetini kavrayıp ona kavuşmak içindir. İster gerçek saadetini teşhis etmekte isabet etsin, ister hata yapsın.

2- İnsanın hayattaki faaliyetleri hiç bir zaman, programsız gerçekleşmez. Bu açık bir meseledir. Eğer bazen gizlilik kazanıyorsa, fazla açık olduğundandır. Çünkü bir tarafta insan kendi istek ve iradesiyle çalışıyor. Nitece de mevcut durumlara göre bir işi yapmayı uygun görmezse, onu yapmaya kalkışmaz. Yani bir işi içinden gelen emirden sonra yapar. Diğer yandan yaptığı işleri "Kendisi" için, yani idrak ettiği ihtiyaçlarını gidermek için meydana getirir. Neticede yaptığı işler, birbirine bağlantılı olup aralarında doğrudan bir ilişki vardır.

Yemek, içmek, uyumak, kalkmak, oturmak, gitmek vb. işlerin her birinin, belli bir yeri ve ölçüsü vardır. Bazı hallerde gerekli, bazen gereksiz, bazı durumlarda yararlı ve bazen ise zararlıdır. Neticede her işi yapmak, insanın idrakinde külliyatı "genel olarak" bulunan içsel emire (isteğe) göre ve genel emirleri kendi cüziyatlarına uygulama şeklinde tahakkuk ediyor.

Her insan, ferdi çalışmaları, ahalisi belli bir kanun, örf ve gelenekle, kontrol edilen bir ülkeye benzer. Söz konusu ülkede faal olan güçler, işlerini ilk önce memleketin geçerli olan kaide ve kanunlarına uydurur. Ve daha sonra işe başlar. Bir toplumun sosyal faaliyetleri de, ferdi faaliyetlere benzemektedir. Daima halkın çoğunluğu tarafından benimsenen bazı kaide, gelenek ve ananeler, onlara hüküm sürmelidir. Aksi halde toplumu oluşturan öğeler, kargaşa sebebiyle kısa bir sürede karışıp parçalanır.


[1] - İsra/9.

[2] - Nahl/89.

Kurân-ı Anlamak -1

Bir Hirıstiyan’ı Müslüman Eden Ayet

YOL HARİTAMIZ KUR’ÂN 1

Kur’ân’ı Öğrenmek Ve Öğretmek

Kur’ân’ın Azameti, Fazileti ve Önemi

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)