• Nombre de visites :
  • 1262
  • 5/7/2011
  • Date :

Seyidüş-Şüheda Ebi Abdullah-il Hüseyin (a.s)-1

seyidüş-şüheda ebi abdullah-il hüseyin (a.s)

O büyük insanın adı “Hüseyin”’dır ve bu isim Alim olan Allah tarafından seçilmiştir. En meşhur künyeleri “Ebu Abdullah”, en meşhur lakapları “Seyid-üş Şüheda”, “Mazlum” ve “Şehit”’tir. Bereketli ömürleri elli yedi yıl sürdü.[1] Hicretin dördüncü yılı, Şaban’ın üçünde dünyaya geldi.[2] Hicretin altmış birinci yılı, Muharrem’in onunda, Yezit b. Muaviye’nin askerlerinin eliyle Kerbela’da şehit edildi. Altı yıl dedesi olan İslam Peygamberi’nin yanında, otuz yıl aziz babası Ali (a.s)’in yanında ve on yıl değerli abisi Hasan (a.s)’in yanında yaşadı. Onlardan sonra, on yıl da İmam olarak yaşadı.

Hüseyin (a.s) bütün Ehl-i Beyt’in sahip oldukları nesebi ve hasebi (ameli) faziletlere ilaveten, Ehl-i Beyt arasında özel bir imtiyaza sahiptir. Birinci imtiyazı, tertemiz dokuz imamın tümü onun soyundan olmalarıdır. Bu imtiyaz hakkında Resul-i Ekrem’den gelen hadisler bu konuyu önceden açıklamışlardır.

Selman-i Farisi şöyle anlatır: Hüseyin, Resulullah’ın kucağında oturmuştu. Hazret onu öpüyor ve şöyle buyuruyordu: “Sen seyyidsin ve seyidlerin efendisisin. Sen, İmam, İmam’ın oğlu ve İmamların babasısın. Sen Allah’ın hüccetinin oğlu ve Allah’ın hücceti (ayeti, delili), Allah’ın hüccetinin oğlu ve Allah’ın hüccetlerinin babasısın. Allah’ın o hüccetleri dokuz kişidirler, senin neslindendirler ve onların dokuzuncusu Kaim-i (kıyam eden Mehdi) Al-i Muhammed’dir.”[3]

İkinci imtiyazı, İslam’ın hayatta kalmasının onun şehadetine borçlu olmasıdır. Eğer tarihe müracaat edilirse, Hüseyin’in kıyamı ve  o büyük insanın Ehl-i Beyt’inin esareti olmasaydı, İslam’dan bir isim bile kalmayacağı gerçeği anlaşılır. Nitekim Resul-i Ekrem’in işaret ettiği hakikat de budur: “Hüseyin bendendir ve ben de Hüseyin’denim.”[4] Yezit ona beyat etmeyi dayattığı vakit İmam Hüseyin de bu imtiyaza işaret etmişti: “Eğer Yezid’e bey’at edersem, İslam’a artık fatiha okunmalıdır.”[5] Bunun gibi sözler, Resulullah ile tertemiz imamların sözlerinde ve o Hazret’i ziyaret ederken okunan dualarda da çok fazla görülmektedir.

Hüseyin’in üçüncü imtiyazı, gönüllerde muhabbet ve sevgi şûlesi olmasıdır. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

 “Hüseyin için sürekli kalplerde parlayan ve asla sönmeyen bir sevgi vardır.”

Ebi Abdullah-il Hüseyin’in dördüncü imtiyazı, türbesinin şifa sebebi olmasıdır. Rivayetlere göre, onun Harem-i Mutahharası’nda (kabri üzerinde) yapılan dualara icabet sabit ve kesindir.[6]

Hüseyin’in büyük imtiyazlarından biri de, Allah yolunda aşkın, fedakarlığın ve tahammülün ne demek olduğunu pratik olarak göstermesidir. Hatta; denilebilir ki İmam Hüseyin’in eğer Aşure günündeki yaptıkları olmasaydı, bir çok kelime ve kavram anlam kazanamazdı.

Hüseyin Aşure gününde şöyle dedi:

 “Allah’ım! Bütün gamlarda sığınağım sensin, bütün zorluklarda benim ümidim sensin. Benim başıma gelen her şeyde, sığınağım ve yardımcım sensin. Kalplere çarpıntı veren, çareleri tüketen, dostu biçare ve düşmanı hoşnut eden nice gamları sana havale ettim. Benim arzum sadece sen olduğun ve o gamları sen defettiğin için onları sana şikayet ettim. Sen her nimet ve iyiliğin sahibisin, bütün arzuların nihai gayesi sensin.”

O her neye sahipse Allah yolunda feda etti; mal, ashap, evlat hatta süt emen çocuğu… ve şehit düştüğü Kerbela toprağında şöyle dedi: “Allah’ım! Senin yolunda her şeyden ve herkesten vazgeçtim ve sana kavuşmak için bütün bağlara göz yumdum. Rabbim! Eğer senin muhabbet yolunda parça parça da olursam, gönlüm senden hariç hiçbir tarafa meyletmeyecektir.”[7]


[1] Kafi, c.1, s.463

[2] Muntehi’ul A’mal, Şeyh-i Tusi’nin nakliyle

[3] Tercüme-i İrşat-ı Mufid, c.2, s.136

[4] Kamil’uz-Ziyare, İbn-i Kuluye, Amme’nin nakliyle

[5] Cela’ul Uyun

[6] Menakıb, İbn-i Şehr-i Aşub, c.4, s.82

[7] Muntehi’ul A’mal, c.1

Hüseyni Hareketin Ölümsüzlük Sırrı

İMAM HÜSEYİN (A.S)

İLAHİ NUR

İmam Hüseyin (as) ve Fakir

Kerbelada İmam Hüseyin (as)

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)