• Nombre de visites :
  • 1131
  • 6/3/2011
  • Date :

Arş ve Kursi -1

arş ve kursi

Ahmed b. Muhammed el-Berkî, merfu olarak şöyle rivayet etmiştir:

Caselik,[1] Emir"ül-Mü"minin (Ali b. Ebu Tâlib aleyhisselâm)"a şöyle sordu:

"Allah"mı arşı taşıyor; yoksa arş mı Allah"ı taşıyor, bana haber ver?"

Emir"ül-Mü"minin şöyle buyurdu: «Arşı, gökleri, yeri, bu ikisinde bulunan varlıkları ve bu ikisinin arasında yer alan varlıkları Allah Azze ve Celle taşır. Şu ayette bu gerçeğe işaret edilir:

"Şüphesiz Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor. And olsun ki onların nizamı bozulursa, kendisinden başka hiç kimse onları tutamaz- Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayıcıdır." (Fatır, 41)

Adam dedi ki: "Öyleyse bana: "Rabbinin arşını o gün, onların üstünde sekiz melek taşır." (Hakka, 17) ayetini açıkla, nasıl böyle söyleyebiliyor? Üstelik az önce Allah"ın arşı, gökleri ve yeri taşıdığını söylememiş miydin?

"Emir"ül-Mü"minin şöyle dedi: «Allah-u Teâlâ arşı dört nurdan yaratmıştır: Bütün kırmızıların türediği kırmızı nur. Bütün yeşillerin türediği yeşil nur. Bütün sarıların türediği sarı nur. Bütün beyazların türediği beyaz nur. Bu, Allah "in taşıyıcılarına bahşettiği ilimdir ve o, azametinden bir nurdur. Mü"minlerin kalpleri O"nun nuru ve azametiyle görürler. Azameti ve nuruyladır ki cahiller O"na düşman olmuşlardır. Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar O"nun azameti ve nuruyla O"na gidecek yollar aramaktadırlar. Bu amaçla değişik ameller yerine getirmekte ve benzer dinlere intisab etmektedirler. Dolayısıyla taşman her şeyi yüce Allah, nuru, azameti ve kudretiyle taşır. Onların hiçbiri kendine zarar veya yarar dokunduramaz. Ölüm, yaşatma veya yeniden diriltme hususunda etkin olamaz. Her şey taşınmaktadır. Allah Tebareke ve Teâlâ, onlar (gökler ve yer)"i ve onları saran şeyler (göklerde ve yerde bulunanlar)"! düşmesinler diye tutmaktadır. O her şeyin hayatıdır, her şeyin nurudur. Allah cahillerin yaptıkları yakışıksız nitelemelerden yücedir, münezzehtir.»

Adam dedi ki: "Allah Azze ve Celle nerededir?" bana söyle.

"Emir"ül-Mü"minin (aleyhisselâm) dedi ki: «O, buradadır, şuradadır, yukarı, aşağı, bizi kuşatandır. Nitekim bir ayette şöyle buyurmuştur: "Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O"dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O"dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunursa bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir." (Mücadele, 7) Dolayısıyla kürsî, "Gökleri, yeri, bu ikisinin arasında bulunan varlıkları ve yerin altındaki varlıkları ve açıkça söylenen sözleri kuşatmıştır. Çünkü O, sır olan şeyleri, gizlilikleri bilir." (Ta-ha, 6-7) Aşağıdaki ayette buna işaret edilir: "O"nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür." (Bakara, 255)

Arşı taşıyanlar, Allah"ın ilmini yüklediği âlimlerdir. Allah"ın melekûtunda yarattığı hiçbir şey bu dört nurun kapsamının dışına çıkmaz. Ki Allah bu melekûtunu seçkin (asfiya) kullarına ve halil (dostu) İbrahim"e göstermiştir: "Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk." [2] (En"am, 75) Arşı taşıyanlar, Allah"ın verdiği hayatla yaşadıkları, kalpleri O"nun nuruyla gördükleri ve O"nun bilgisine ulaştıkları halde Allah"ı taşıyabilirler mi?»,


[1]- Hıristiyan âlimlerinden birinin adı

[2]- "Melekût" kelimesi, Kur"ân dilinde "O"nun yasası, bir şeyin olmasını dilediği zaman ona "Ol" demesidir. O şey hemen oluverir. Her şeyin egemenliğini (melekûtunu) elinde bulunduran (O Allah) her türlü noksanlıktan münezzehtir." (Yâsîn, 83) ayetlerinden anlaşılacağı üzere varlıkların Allah"a dönük iç yüzü demektir. (En"âm, 75) ayetinden anlaşılacağı gibi, varlıkların bu yüzüne bakmak ile kesin iman birbirinden ayrılmaz bir ikili oluşturur. [el-Mîzân, c.8, s.488]

ARŞ NEDİR?

ALLAHIN RAHMETİNDEN ÜMİTSİZ OLMAYIN

ALLAHI TANIMAK

ALLAH-U TEÂLÂ'YA İNANCIMIZ

ALLAH'TAN BAŞKASINA YEMİN ETMEK ŞİRK MİDİR?

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)