• Nombre de visites :
  • 1471
  • 26/2/2011
  • Date :

Günahtan Korunmanın Mükâfatı

günahtan korunmanın mükâfatı

Bir şahıs hikaye eder:

Ben demirciler çarşısından geçiyordum. Bir demircinin demiri ateşle dolu olan ocakta işlettiğini gördüm. Ama ne göreyim! Demirci, demiri ocağa koyup kızartıyor, maşayla demiri tutması geregirken elini ocağa koyuyor ve kıpkırmızı demiri dışarı çıkarıyordu.

Ben durdum, çok şaşırdım; ‘Bu ne biçim deri, et ve kemiklerdir ki, ateşi bile tanımıyor’ diye hayret ettim. ‘Bu şahıs, elini ocağa nasıl koyuyor ve kıpkırmızı demiri dışarı çıkarıyor da eli hiç yanmıyor? !’ diye söylendim. Sonunda dayanamadım ve ilerledim. Adamın hal - hatırını sorduktan sonra:

_ “Görmekte olduğum bu manzara nedir?” diye sordum.

Aşırı ısrarım üzerine:

_ “Bu durum, Âlevî bir kadının duâsının eseridir. Olayın özeti şudur: “Kıtlık ve kuraklığın hakim olduğu bir yıl yaşadık. Benim buğdayım ve yemeğim vardı. Bir gün Seyyit bir kadın yanıma geldi ve dedi:

_ “Ben Âlevî bir kadınım. Ben ve çocuklarım açız. Bize borçla bir yemek ver”.

Ben onun güzelliğinden çok etkilendim ve ona zina teklifinde bulundum.

Kabul etmedi ve gitti. İkinci defa geldi, ben yine o haram teklifte bulundum. Kabul etmedi ve:

_ “Ben şimdiye kadar kendimi bir haramla kirletmedim” dedi.

Çaresizlikten dolayı üçüncü sefer de gelerek:

_ “Teslim oldum. Fakat bir şartım var; tenha bir yerde olsun. Çünkü benim şerefim var. Yaptıklarımdan kimse haberdar olmasın” dedi.

Ben de kabul edip onu tenha bir yere götürdüm. Âlevî kadın titremeye başladı. Ben:

_ “Ne oldu?” diye sordum.

_ “Ben senden tenha bir yer istedim ve kimsenin görmemesini şart koştum” dedi.

_ “Burası tenha bir yerdir. Burda ben ve senden başka kimse yok” dedim.

_ “Allah'ın her yerde görücü olduğunu ve seni gördüğünü bilmiyor musun? Allah’ın seni şu an görmekte olduğunun farkında mısın?” dedi.[1]

Ben bu acı gerçekle yüz yüze geldiğmde kadına:

_ “Bana yazıklar olsun! Benim aslında titremem gerek” dedim. Nefse sırt çevirerek Âlevî kadına el uzatmaktan vazgeçtim. Benim yüzümü Allah'a çevirdiği için ona çok teşekkür ettim. Ona pirinç, buğday ve taâmdan bir miktar azık verdim. O da bana şöyle duâ etti:

_ “Ateşte yakılmama sebep olacak davranıştan vazgeçtiğin için, Allah ta dünya ve ahiret ateşini sana haram etsin”. O, bu duâyı ettikten sonra dünya ateşi beni yakmıyor.[2]

O, günah işlememenin semeresini bu dünyada gördüm.

Halk arasında bilinen bir sözle; bazen insan, yüz yıllık bir yolu bir günde kat’ediyor.

Adam, bir an etkilenip derinden baktığında, çok kısa bir zamanda kıyameti ve Allah'ın âzabını hatırladı. Bu tefekkür, seri ve ani bir şekilde semeresini gösterecek kadar etki yaptı.

Bu kadın bir Seyyitti. Âlimlerimiz ve büyüklerimiz, Seyyitlere ihtiram gösterilmesini ısrarla istemişler. Özellikle mü’min olan Seyyitlere özel bir saygı gösterilmesinin gerekliliğini vurgulamışlar. Zira onlar kendilerini en güzel şekilde muhafaza edebilseler, zaten Allah û Taâla özel bir lütüfla tüm mü’minleri kuşatıcıdır.


[1] Âlak sûresi: 14.

[2] “Tezkire-i İbni Cüzî”_Seyyitlerin faziletleri bölümü

Günaha Düşmemek İçin

Günahta Israr Etme!

Tövbe ve Nefsi Arındırma

Tövbede Acele Et!

HATALAR TÖVBE İLE DÜZELİR

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)