• Nombre de visites :
  • 2300
  • 16/2/2011
  • Date :

İmam Sadık (as)’dan Bir Keramet

imam sadık (as)’dan bir keramet

Cemil b. Derrac şöyle diyor:

İmam Sadık (a.s)’ın huzurunda idim, aniden bir kadın gelerek şöyle dedi: “Ey Resulullah’ın oğlu! Çocuğum öldü! Onun üzerine bir örtü çekerek yardımda bulunmanız için huzurunuza geldim.”

İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Belki de çocuğun ölmemiş, şimdi kalk evine git, guslet, iki rekat namaz kıl ve Allah’a: “Ey bu çocuğu yoktan var edip bana bağışlayan! Bağışını bana yenile” diye dua et ve çocuğunu hareket ettir ve bu olayı kimseye söyleme.”

Kadın hemen eve dönüp İmam (a.s)’ın emrine uygun olarak amel edince aniden çocuk dirildi ve ağlamaya başladı. [1]

İstişarenin Sınırı

İstişarenin riayet edilmesi gereken bir takım sınırları vardır. Kim sınırlarını tanımazsa, zararı istişare edene yararından daha çok olur:

1- Kendisiyle istişare edilen kimse akıllı olmalıdır.

2- Dindar ve hür olmalıdır.

3- Gerçek bir dost olmalıdır.

4- İstişare ettiğin kimseye, iyice anlayabilmesi için konuyu tüm açıklığıyla açıp söylemelisin.

Akıllı olursa, onunla istişare etmekten yararlanırsın; dindar ve hür olursa, sana nasihat etmede (sana yol göstermede) gayret sarfeder; gerçek dost olursa, kendisine açtığın sırrı saklar; konuyu tam açıp söylediğinde de onun konu hakkındaki bilgisi senin bilgin kadar olur; istişare ve nasihatte tam ve kamil olur.” [2]

Muhtaç Olmamak İçin Çaba

Abdula’la şöyle diyor:

Medine yolu üzerinde İmam Sadık (a.s)’la karşılaştım. Çok sıcak bir gündü. İmam (a.s)’a arzettim ki: “Fedan olayım! Allah nezdindeki o yüce makamına ve Resulullah (s.a.a)’le olan yakınlığına rağmen neden bu sıcakta kendini böyle zahmete düşürüyorsun?”

İmam (a.s) cevaben şöyle buyurdular:

“Abdula’la! Ben senin gibilere muhtaç olmamak ve rızk elde etmek için (günün bu saatinde) dışarıya çıktım.” [3]

Amel Defterinin İmama Sunulması

Davud-i Rıkki şöyle diyor:

“Ben İmam Sadık (a.s)’ın huzurunda sessiz oturmuştum, ben daha hiçbir şey söylemeden İmam (a.s) şöyle buyurdular:

“Ey Davud! Perşembe günü amel defterinizi benim yanıma getirdiklerinde, senin, falan amcan oğlu hakkında iyilik yapmış olduğunu gördüm. Senin bu işinden çok hoşnut oldum ve anladım ki senin ona karşı sıla-i rahimde (iyilikte) bulunman (ve onun ise sıla-i rahmi kesmesi) amcan oğlunun çabuk ölmesine sebep olmuştur.”

Davud şöyle devam ediyor:

“Çok kötü ahlaklı ve katı düşmanım olan bir amcam oğlu vardı. Onun ve ailesinin çok fakir olduklarını ve çok zor bir şekilde geçindiklerini duyunca, onun için bir miktar ev eşyası alıp gönderdim ve daha sonra Mekke’ye doğru hareket ettim. Medine’de İmam (a.s)’ın huzuruna vardığımda, ben daha hiçbir söz söylemeden İmam (a.s) olayın neden ibaret olduğunu (yani benim onlara yardımda bulunmamı ve amcam oğlunun ise ölümünü) bana haber verdi.”[4]


[1] - Bihar, c. 47, s. 79

[2] - Bihar, c. 75, s. 102; c. 61, s. 253

[3] - Bihar, c. 47, s. 55

[4] - Bihar, c. 74, s. 93

İmam Sadık (a.s)’ın Üç Önemli Tavsiyesi

İmam Cafer b. Muhammed (a.s)

Ebu Hanife İmam Sadık (as)’ın Huzurunda

İmam Cafer-i Sadık (a.s)’ın Ahlakı-2

İmam Sadıktan (as) Sonra İmamet Sorunu-3

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)