• Nombre de visites :
  • 1205
  • 28/12/2010
  • Date :

Zeyneb"in Mesajı-1

zeynebin mesajı

Zeyneb, Kerbelâ olayından sonra çok yaşamadı. Ancak bu acı olayın ilk yıldönümünde ağlayıp ağıt yakarak o günü andığı, şehitler için dualar okuduğu söylenmektedir.

Daha sonraları bu anma oldukça yaygınlaştırılmış, Kerbelâ olayının hatırlarda kalması için ayrıntılı bir tören haline getirilmiştir. Özellikle Şia'ların bu günlerde siyahlara bürünerek matem tuttukları törenler yaptıkları ve aynı acıyı yaşamak için çeşitli yollara başvurdukları bilinmektedir. Bu, bugün de sürmekte ve değişik görünümlerle çıkabilmektedir karşımıza.

Her büyük devrimin iki cephesi vardır ve her büyük oluş iki yönüyle kendisini tamamlar. Geleceği değiştirme ve bugünü düzeltme iddiası, yanı sıra kan ve haber olmadıkça kalıcı ve geçerli olamaz.

İlk haberi Hz. Hüseyin verdi. O ve dostları Kerbelâ'da akıtılacak kanları pahasına bir büyük oluşun kıvılcımını tutuşturdular. Zeyneb. ise bu kıvılcımın söndürülmemesi görevini üstlendi. Akıtılan kanların ne anlam taşıdığını haber vermek O'nun sorumluluğundaydı artık.

Neydi bu haber, düşünelim... Ölüler arasında dirinin, kanlar içinde heyecanın verdiği bu haber, Zeyneb'in ince ve hassas omuzlarına yüklenmiş bir emanetti. Kardeşi ölümü seçmişti, Zeyneb kalmıştı geride..

Ama kolay mıydı yaşamak ve her şeye rağmen katlanmak olacaklara? Ardında esir kervanı, önündeyse düşman safları giderken, kardeşinin mesajı da sırtında ağırlaşan bir yük gibi duruyordu Kufe'de, pazarda, halkın arasında; sarayda, İbn-i Ziyad'ın huzurunda... Derken asıl amaçlanmış hedef, Şam'a varacaklardır.

Onları bekleyen, yıkılmışlığı, pişmanlığı, beyat olmasa da en azından yenik düşmüşlüğü ve sessizliği bekleyen Yezid'dir. Kudretin, donukluk ve acımasızlığın, zulüm ve ihanetin merkezinde, cinayet planlarının saltanatı korumak amacıyla tezgâhlandığı otağa gitmektedir bu yolun sonu... Develerin adımları bile isteksizce, yavaştır.

Zeyneb ise isteksizliğin ne olduğunu düşünememekte, akıp giden saatlerin sayısını hesap edememekte, sadece sorumluluğunu düşünmekte, taşıdığı emanetin sorumluluğunu ve haberin korkunç ağırlığını duymaktadır.

Öylece varır Şam'a ve haykırır Yezid'e, sarayda:

"Hamd-ü Sena Allah'a ki bize bunca yüceliği ihsan etti... Peygamberliği, şehadeti nasip etti..,"

Şehidler ne demek isterlerdi o sırada... Rabb'leri katında rızıklandırılan, ölü değil diri olan şehidlerin dilidir, yüreğidir Zeyneb... içinde çarpan bir tek yürek değildir, onlarca yürektir sanki.

Bu kanın neden döküldüğünü haber vermezse hem şehitler mahzun olacaktır hem de gelecek zaman... Bu kanın neden döküldüğünü nesillerin bilmesini istiyordu. Hüseyin ve dostları ve anlatacaktı, anlattı Zeyneb.


Hz. Zeynep (s.a.)’in Güçlü İmanı

Hz. Zeynebin Kufe´deki Hitabesi

Hz. Zeynep (sa) ve Hüzün

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)