• Nombre de visites :
  • 2084
  • 26/5/2010
  • Date :

Muzdarip şair: M. Akif Ersoy 3

akif

  Akif dünya malına ve paraya önem vermezdi. Yine M.Cemal diyor ki: “Akif parayı bilmiyordu. Umumi harpte paranın adını biraz heceledi ama sökemedi. Çoğu zaman cebinde bir kuruşu dahi olmazdı. İnsanlığın parasız devirlerinde yaşıyor gibiydi.” Tam da bu parasızlığın had safhada olduğu bir dönemde İstiklal Marşı´nı yazmış, ödül olarak konan 500 lirayı kimsesizler yurduna bağışlamıştır. Oysa o sıralar 250 lira borcu vardı ve sırtına giyecek paltosu, cebinde harçlığı dahi yoktu.

Akif ahlak ve fazilet timsali bir insandır./“Ahlaka yükseklik veren, ne vicdandır, ne irfandır./Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundadır.”

  Akif iyi bir müslümandı. Çağın gidişatına yön verebilecek yegâne kaynağın Kuran olduğunu bağıra bağıra söyler: “Doğrudan doğruya Kuran´dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam´ı.” Diye haykırırdı.

  Akif; Kuran´ı, tozlu raflara, mezarlıklara, vicdanlara ve cüzdanlara hapsetmeye çalışanlara şiddetle karşı çıkar: “Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına,/Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına./İnmemiştir hele Kuran bunu hakkıyla bilin./Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.”/Akif, memleketin ayağa kalkışının bir olmaktan geçtiğini söyler:/“Girmeden bir millete tefrika düşman giremez/Toplu vurdukça siniler onu top dindiremez” der. Yine bir başka şiirde:/İşit bir hükm- ü hal´i vardı ki; ayrılığa yok meydan,-Cemaatten uzaklaşmak, uzaklaşmaktır Allah´tan” der.

akif

  Akif, düşüncelerinde iki şeyi ön plana almıştır: Biri millet, diğeri İslamiyet. Bu iki konu onu rahat bırakmaz. Körü körüne dinine bağlı bir kişi değildi. Bütün hayatı boyunca gericilik, yobazlık ve tembellikle mücadele etmiştir: “Allah´a dayandım diye sen çıkma yataktan. Manayı tevekkül bumudur? hey gidi nadan. Ecdadını zannetme asırlarca uyurdu. Nerden bulacaktın o zaman eldeki bu yurdu.” Der. Cehalet ve taassuba karşıydı. O şöyle düşünürdü: “Bir eski, eskiliğinden dolayı atılmaz, ancak kötü olursa terk edilir. Yeni ise yeni olduğu için alınmaz, iyi olduğu için alınır.”

Akif, kimsenin hususiyetlerine karışmazdı. Lakin ikiyüzlü insanlardan nefret ederdi. Vefatından kısa bir müddet önce şöyle söylemişti: “Artık ikiyüzlü insanları sever oldum. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar gördüm.”

  Akif´in düşmanları da vardı. M. Cemal, Akif´in düşmanlarını şöyle sayar: “Devlet malını çalarak zengin olan münafık tipler ve bütün yahudiler Akif´e düşmandırlar. Onun düşmanlarının 3 silahı vardır:1-Yalan 2-İftira 3-Cehalet. Akif, 63 yaşındaydı ve çok hastaydı. Bu dünyadan ayrılacağını sezmişçesine: “Çöz de artık yükümün kördüğüm olmuş bağını/Bana çok görme İlahi bir avuç toprağını” diye Rabbine yalvarıyordu. İki nehir arasında yaşadı Akif: Biri Tuna, öteki Nil… İki nehrin kıyısında oturup ağladı; ağlamak ona en yakışanıydı. Ağladı sesiz sessiz ve bir not düştü tarihe: “Ağlar Safahat´ımdaki hüsran bile sessiz…”O, şarkın hoş sedalı bülbülünü, garbın bu hazan bahçesinde misafir ettiyse de tüm çabalarına rağmen onu yaşatamadı. Bülbül şarkta doğdu, garpta öldü. Sadi´yle kökdaş. İkbal ile yoldaş, arkadaş, gönüldaş. Var olan istikbalinin yok edilişini yazdı. O mustaripti. Harap olan ömründe yalnızca ıstırap çekti. Vefatından evvel yazdığı bir dörtlükte şöyle diyordu:

  “Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince/Günler şu heyulâyı da er geç silecektir/Rahmetle anılmalı; ebediyet budur amma,/Sessiz yaşadım, kim beni, nereden bilecektir?”

  Akif´in başından sonuna ıztırap dolu hayatından geriye terekesinde şunlar kalmıştı: Bir kat elbise, yepyeni bir şapka, bir mavzer tüfeği, bir İstiklal madalyası, birkaç kuruş para. İşte Akif´in mirası…


Muzdarip şair: M. Akif Ersoy 2

Muzdarip şair: M. Akif Ersoy 1

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)