• Nombre de visites :
  • 1525
  • 15/5/2010
  • Date :

SALAT / NAMAZ  4

namaz

  Namazın 'dosdoğru' kılınmasının bir diğer şartı da, onun vakitlerinde (Nisa:103), aksatılmadan, düzenli olarak (Mearic:23) ve huşu içinde ifa edilmesi (Mü'minun:2,9) gereklidir. Mü'min mazeret halleri hariç, namazında daim olan kişidir. Bugün İslam dünyasının farklı bölgelerinde görülen ve sadece Cuma ve Bayram günlerinde namaz kılma pratiği, İslam'ın değil, geleneğin ürettiği biçimlerdir ve Kur'an'ın tarif ettiği dosdoğru namaz kılma eylemine karşılık gelmemektedir.

  'Sa-le-ve' kökünden türeyen 'salavat' kelimesi ise, aslında 'salat'ın (yani 'yönelme' eyleminin) çoğul ifadesidir (Mü'minun:9); ancak ifa edilen namazın sayıca çokluğu manasına da kullanılır. Bu manada, Allah'ın (Bakara:157), Resulü'nün (Tevbe:99), Meleklerin (Ahzab:56) ve kulların 'salat'ı (veya 'salavat'ı) vardır. Hatta Kur'an, ilk dönem Hıristiyanlarının ibadet ettikleri mekanlar anlamında 'kiliseler' için dahi 'salavat' kelimesini kullanmıştır (Hacc:40). Denilmiştir ki, Allah'ın salavatı, müminleri tezkiye etmesi; Peygamberin salavatı, müminlere dua etmesi; meleklerin salavatı, tıpkı insanlarınki gibi dua ve istiğfar anlamındadır. Bunlar, 'salavat'ın anlamını, tek bir noktaya hasredici yaklaşımlardır ve eksiktir. Halbuki, Allah'ın salavat'ı, kuluna yönelmesi, onu 'görüp kollaması', bağışlaması, tezkiye etmesi vb; Peygamberin salavatı, ondan kendilerine yönelmesini isteyenlerin davetine icabet edip, onların yaptıklarına onay vermesi, onlara destek olması, onların salih kişiler olduklarına şahitlik etmesi, onların bağışlanmalarını dilemesi, vb; Meleklerin salavat'ı, yöneldikleri kişinin söz ve eylemlerini tasdik etmeleri, ona destek olmaları, onun için mağfiret dilemeleri vb; kulun salavatı da, Allah'a yöneliyorsa, dua, istiğfar, övgü, niyaz; başka bir şeye yöneliyorsa, o şeyin zati özellikleriyle bağlantılı bir yöneliş eylemidir (örneğin: tasle'n-nar, ateşe yönelip, girme manasındadır). Hal böyle olunca Ahzab Suresi 56. ayetinde emir sigasıyla gelen: "ey iman edenler! Siz de ona (peygambere) salat edin ve tam bir teslimiyetle ona teslim olun" ifadesinin manası, gelenekte olduğu gibi, "dil ile salavat getirmek"ten çok farklı olmaktadır. Yani bu ayet, Hz. Peygamberin isminin anıldığı her yerde, müminlerden "salat-u selam getirmelerini ve başka bir şey yapmamalarını" istememekte, bilakis (hitabın doğrudan ve ilk muhataplarının sahabe olduğu da düşünüldüğünde) müminlerden Peygamber'e (yani O'nun davetine) yönelmelerini, O'na destek olmalarını, O'nunla birlikte cihad etmelerini vb. istemektedir. Ayetin Hz. Peygamberden sonra gelen müminlerden istediği de aynı şeydir. Bu müminler de, Hz. Peygamberin getirdiği mesaja/vahye yönelecekler; ona destek olacaklar, onun uğrunda cihad edeceklerdir. İşte müminlerin asıl 'salavat'ı budur. Elbette ki Hz. Peygamberin adı anıldığı zaman, onu gıyaben de olsa selamlamak ve onun için dua etmek de güzel bir davranıştır. Fakat bu, tabir-i caizse, gelenekte olduğu gibi, 'kuru kuruya' bir selamlama ve dua olmamalıdır. Asıl 'salavat', O'nun Kur'an'ı ahlak edinmişliğini örnek almaktır. Buradan hareketle, namazlarda okunan Tahiyyat ve Salli-Barik'lerdeki 'salli' ve 'salavat' ifadelerini doğru anlamak da mümkün olabilecektir.


SALAT / NAMAZ 3

Namazın Önem ve şartları

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)