• Nombre de visites :
  • 1362
  • 10/5/2010
  • Date :

SALAT / NAMAZ  2

namaz

  'Salat' kelimesi, esas itibarıyla 'yönelme' eyleminin çokluğunu, içtenliğini ve mutlaklığını ifade eder. Aynı mana, mesela 'zekat' kavramı için de söz konusudur. Burada 'tezkiye edilen şey' maldır ve zekatı verilmesi durumunda, malın (hakkıyla ve gereğince) temizlenmiş olduğu ifade edilmiş olur. Buna göre, 'sa-le-ve' kökünden türeyen 'salat' kelimesi, özel bir anlam kazanır ve kulun Allah'a karşı "içten yönelişini" karşılar. Kişi, namaz kıldığında, Allah'a yönelmiş olmaktadır ve bu yönelişin doğal sonucu olarak da, O'nu yüceltmekte, O'ndan yardım dilemekte, O'nu övmekte, O'na bağlanmakta ve O'ndan yardım istemektedir. İşte Kur'an'da 'salat' kelimesinin geçtiği her yerde bu manalar vardır (Taha:132; Nur:58; Ankebut:45; Cuma:9,10; Bakara:45,153,238; Nisa:43,103, Maide:58, 9; Tevbe:54, vd.). 'Musalli' (namaz kılan) de, yönelişini bu şekilde gerçekleştiren kişidir. Fakat burada önemli bir husus vardır ki o da şudur: her 'salat' (yani 'yönelme') eylemi, olumlu bir yöneliş manası taşımaz. Nitekim Enfal:35. ayette: "onların (müşriklerin) Beyt önündeki namazları (salatuhum), ıslık çalmak ve el çırpmaktan başkası değildir" denilmektedir. Bu ayet, müşriklerin ibadet kasdı ile yaptıkları yönelişlerin (salatuhum) onay alamadığını açıkça kanıtlamaktadır. 'Salat' eyleminin onay alabilmesi için, yönelişin 'ihlas'la, 'istenilen biçimde' ve bu eylemden beklenen 'sonuçları' hasıl edecek şekilde olması gerekir. İşte bu noktada bazı önemli hususlara değinmek gerekmektedir.

namaz

  Bunların ilki, namazın/salat'ın bütün çağlar boyunca, Allah'ın kullarına farz kılınan bir ibadet olmasıdır (Müddessir:43; Kıyamet:31; Hacc:40; Hud:87; Meryem:31,55,59; Enbiya:73). Bütün kullardan bu 'yönelme'nin istenmesinin sebebi ise çok açıktır. Kul, ancak Allah'a yönelirse ve bu yönelmenin sonuçlarına uygun bir hayat yaşarsa, kalben mutmain olur. Çünkü bu yönelmenin olmadığı her durum, kulun Allah ile irtibatının zarar görmesi veya kopması anlamına gelecektir. Hatta bu irtibat öylesine önemlidir ki, Kur'an'ın beyanına göre, Yaratıcı, bu 'yöneliş'i sadece insanlardan değil, 'bütün varlıklar'dan istemiştir. Nitekim Nur:4. ayette şöyle buyurulmaktadır:

"görmedin mi ki göklerde ve yerde olanlar ve dizi dizi uçmakta olan kuşlar, gerçekten Allah'ı tesbih etmektedirler. Hepsi kendi salatlarını (salatehu) ve tesbihlerini hiç şüphesiz bilmiştir…"

  İkincisi, bu 'yönelme'nin 'şekil' şartı ile ilgilidir. Bizler, geçmiş ümmetlerin hangi şekil şartlarını yerine getirerek namazlarını kıldıklarını bilemiyoruz. Bildiğimiz şey, onların da Allah'a yönelerek 'salat' ibadetini yerine getirdikleridir. Fakat Kur'an'ın inzal oluşundan sonra, "namazların vakitlerinin tayin edildiğini" (Nisa:103; Hud:114; İsra:78; Nur:58), rüku, sücud, kıraat gibi farzlarının Kur'an ayetleriyle sabit olduğunu (Bakara:125; Tevbe:112; Hicr:98; Hacc:26; Şuara:217,218,219, vd.) biliyoruz. Ayrıca Hz. Peygamberin 'salat' ibadetini icra ediş şeklini de sahih sünnetten biliyoruz. Buradan şu sonuç çıkar ki, 'namaz' olarak bildiğimiz 'salat' ibadeti, bir 'özel yöneliş'tir. Şekil şartları vardır ve bunlara riayet edilmelidir. Aksi taktirde, bu yönelişin beklenen sonucu hasıl etmesi mümkün olmayacaktır. Nitekim Enfal Suresi 35. ayeti, bunun açık kanıtıdır.


Namazla İlgili Bazı Ayetler

Namaz Bütün Dinlerde Vardı

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)