• Nombre de visites :
  • 1202
  • 22/4/2010
  • Date :

Masum İmamın İlmi 1

imam hüseyin

  Acaba İmam Hüseyin (a.s) Mekke'den Kufe'ye doğru yola çıkarken şehid olacağını biliyor muydu? Başka bir deyişle, acaba İmam Hüseyin (a.s) şehid olma kastıyla mı Irak'a doğru yola koyuldu, yoksa adil bir İslami hükümet kurmak için mi?

  Bu soruya şöyle cevap verebiliriz: İmamiye Şiası'na göre İmam Hüseyin (a.s) Resulullah'ın (s.a.a) itaati farz olan vasilerinden üçüncü imamdır ve "velayet-i külliye"ye sahiptir. Akli ve nakli delillerden anlaşıldığı üzere masum imamın eşyalara ve vakıalara olan ilmi iki kısımdır:

  1- Gaybî İlim:

İmam, ister hissi olsun, ister olmasın, varlık alemindeki bütün gerçeklere  vakıftır.

  Masum İmamlar'ın ilm-i gaybını, Usul-ü Kafi, Besair, Şeyh Saduk'un kitapları, Bihar-ül Envar gibi Şia'nın kaynak kitaplarında kaydedilen mütevatir hadislerle ispatlayabiliriz.

  Haddi hesabı olmayacak kadar çok olan bu hadisler gereğince, İmam (a.s) iktisap yoluyla değil de ilahi bağış yoluyla her şeye vakıf ve her şeyden haberdar olup istediği her şeyi Allah'ın izniyle en küçük bir teveccühle bilir.

  Elbette Kur'an-ı Kerim'de ilm-i gaybı Allah Teala'nın kutlu zatına mahsus bilen ve O'ndan başka hiç kimsenin ilm-i gaybı olmadığını bildiren ayetler de vardır. Ancak Cin suresi, 26. ve 27. ayetlerde gelen "O gaybi bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz); ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka" gelen istisnadan, ilm-i gaybın zati ve müstakil (vacib-ül vücud) olarak Allah'a mahsus olduğu, fakat Allah Teala'nın talimiyle beğenilmiş peygamberlerin ve peygamberlerin talimiyle de liyakatli kişilerin bilebileceği  anlaşılmaktadır. Nitekim birçok hadiste peygamberler ve imamların, hayatlarının son anlarında imamet ilmini kendinden sonraki imama teslim ettikleri kaydedilir.

imam hüseyin

  Akli delillerden de anlaşıldığı gibi İmam, nurlu makamı gereğince kendi zamanının en kamil insanı, Allah'ın bütün isim ve sıfatlarının mazharıdır. Böyle bir varlık hangi tarafa teveccüh ederse hakikatler onun için açıklık kazanır.

  (Bu delillerin açıklaması, birtakım karışık akli meselelere bağlı olduğu ve bu makalenin seviyesinden yüksek olduğuna nazaran burada açıklamaktan sakınıyoruz.)

Gaybî İlmin Amelde Etkisi

  Dikkat edilmelidir ki, bu tür vehbî ilimler, onu ispatlayan akli ve nakli deliller gereğince kesinlikle yanlış çıkmazlar, bir kıl payı bile hata etmezler. Çünkü vehbî olarak elde edilen ilim, levh-i mahfuzda kaydedilen şeylerden haberdar olmaktır; Allah'ın kaza ve kaderini bilmektir.

  Böyle bir ilim, tahakkuk ve vukusu kesinlik kazandığı için insana herhangi bir mükellefiyet getirmez. Zira teklif ve mükellefiyet daima imkan yoluyla fiile taalluk eder; fiil ve terkin her ikisi de mükellef olan şahsa mümkün olduğu zaman ondan fiil veya terk istenir.

  Ama tahakkuk ve vukusu kesinlik kazanan ve kesin kazânın taalluk ettiği işlerde kesinlikle teklif ve mükellefiyet söz konusu olamaz.

  Örneğin; Allah Teala'nın, kuluna, fiil ve terkini yapabileceğin falan ameli yap, demesi doğrudur. Ancak, tekvini meşiyyetim gereğince ve kesin kazamla gerçekleşecek olan ve hilaf etmesi imkansız olan falan ameli yap, demesi imkansızdır. Zira böyle bir emir ve nehiy geçersiz ve etkisizdir.


Hz Hüseyin (as)’ın Evliliği (3)

İmam Hüseyin (a.s)’ın Hayatıyla İlgili

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)