• Nombre de visites :
  • 1662
  • 10/3/2010
  • Date :

Velayet-i Fakih İlkesinin Tarihi Seyri 4

vilayet

  İmam Humeyni (r.a) konuşmalarında ve yazılarında defalarca şu noktayı vurguluyordu: “Dinin tamamını araştırırsanız göreceksiniz ki, din siyasetle içiçedir, ahkamı, kanunları  uygulamak(idarecilik veya siyaset)  asla göz ardı edilmemiştir.”

İmam, fıkıha kelamî gözle baktığından dolayı fıkıhın uçsuz bucaksız ufuklarını görebiliyordu.

  “Fıkhı tanıma” kelami bir konudur, fikhî değil. Fıkhın baştan ayağa hiç bir yerinde, fıkıh ne içindir? Fıkıh ne işe yarar? Fıkıhın felsefesi nedir? Ne için olduğu gibi konular asla bulunmaz. Çünkü bu konuların hepsi kelamî konulardır.

İmam Humeyni ve Cevahir  fıkıhı:

  İmam Humeyni’nin, Cevahir’in metoduyla fıkhın puya/daima gelişen, hareketli olması gerektiğini savunmasının sırrı Cevahir’in yazarının şu ifadelerinde yatıyor: “Velayet-i Fakihi inkar eden fıkıhtan hiç bir şey ( tad ) alamamıştır.” Fıkhın tadını almak fıkhın dış dünyaya yansıması ve fıkıha kelami perspektivden bakmaktır. Cevahir sahibi, Cevahir-ul Kelam kitabında velayet-i fakihin isbatı için sunduğu burhan ve delilleri, fıkıh kitabında sözkonusu etmesine rağmen kelamî metod ve renk görülmektedir. Bir yerde şöyle kaydeder: “Gaybet zamanında bir devletin olması zaruridir, devlet de ilahi olması gerekir, muhakkak Allah-u Teala bu düzende ilahi ahkamı icra etmesi için bir önder ve lider öngörmüştür.” Bu sözler bir fakihin fıkıh kitabında beyan ettiği kelami konulardır.

Velayet-i fakihin son merhalesı  “İmam- Ümmet” ilişkisidir. İmam Humeyni velayet-i fakihi bu merhaleye ulaştırdı.” 

  Üstad Cevadi Amuli’nin beyanından açıkca anlaşılmaktadır ki,  İmam Humeyni, fakih ile halk ilişkisinin sadece “mercei taklid- mukallid” seviyesinde kalmasını  kabullenmemiş, fakihin ve fıkhın insanın hayatının hem bireysel, hem de toplumsal alanını yönlendirmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bundan dolayı bu ilişkinin sadece“merce-i taklid- mukallid” ilişkisi olmaktan çıkarıp  tekamüle ulaştırarak, “imam-ümmet” derecesine çıkarmıştır.

İmam Humeyni‘den (r.a)  sonra Ayetullah el- Uzma Hamenei döneminde geçen 20 yılda  velayet-i fakihin bu merhalesi ancak anlaşılabilmiştir. Bu zaman zarfinda bu merhalenin taabbüden kabul edilmekten ziyade Kur‘anî, sünnetî, ilmî ve siyasî yönü aklî ve bilimsel delillerle kabullenilmeye başlanmıştır.

  Velayet-i Fakihin bir sonraki merhalesi “ velayet-i fakih “sisteminin kültür haline getirilerek küreselleşmesini sağlamak olacaktır kuşkusuz. Aksi takdirde, evrensel adalet devletini dünyaya hakim kılacak “Mehdilik Velayeti” anlaşılamaz. Yani bu merhalenin büyük zuhurun habercisi olacağınar diye inanıyoruz.

Sabahyil@hotmail.com


Velayet-i Fakih İlkesinin Tarihi Seyri 3

Velayet-i Fakih İlkesinin Tarihi Seyri 2

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)