• Nombre de visites :
  • 2850
  • 27/1/2010
  • Date :

Ebu Leheb’in Elleri Kurusun  1

ebu leheb

Hikmet Ertürk

  Ebu Leheb, Peygamberimizin amcasıdır. Muhammed Esed'in mealiyle; "İğrenç söylentilerin taşıyıcısı" olan karısı da Ebu Süfyan'ın kız kardeşi Ümmü Cemil'dir. İşte Rabbimiz bu aileye diyor ki;

1-Ebu Leheb'in iki eli kurusun ! Ve kurudu da.

2-Malı da kazandıkları da kendisine hiçbir yarar sağlamadı.

3-O şiddetle alevlenen bir ateşe girecektir.

4-Karısı da ona odun taşıyacaktır

5- Boynunda bükülmüş iplerden bir halatla...

  Yukarıdaki ayette geçen "iki el" mana olarak Ebu Leheb'in kendi toplumu içerisindeki güç ve otoritesinin simgesidir. Bu aile Mekke'de statü sahibi, varlıklı bir aile idi. Dünyaya dair elde ettikleri geçimlikleri sayesinde ayrıcalıklı bir konumdaydılar. Elleri diğer insanların söylemlerini, davranış ve yaşam biçimlerini değiştirecek kadar güçlü durumdaydı. Bu kazanımları neticesinde şekillenen yönetim anlayışı, daha rahat bir yaşam, kendi konumlarını ve yaşamlarını meşrulaştırma, toplumun diğer unsurlarını daha fazla korkutma ve onların karşı gelme duygularını caydırma odaklı gelişmiştir. Öyle ki bu rahat yaşam tarzı, ihtişam ve güç, toplumlarında söz sahibi olma, onları çıkarları doğrultusunda yönetme hırsı, fakir, zavallı halklarının emeklerinin sömürülmesi üzerine kurulmuştur. İşte bu tek bir aileyi mutlu eden düşünce sistemi ellerinde yeterince maddi varlıkları olmayan fakir halkı çok güç durumda bırakıyordu. Ancak bu insanlar ilk mesajlarla birlikte kendilerine hiçbir karşılık beklemeksizin değer veren, onların dertleriyle ilgilenen, ekmeğini paylaşan, kendileriyle aç kalan, üzüntülerine ortak olan yeni bir lider anlayışıyla da tanıştılar. Daha önce duydukları kelimelerin yeni, farklı anlamları olduğu bilgisiyle karşılaştılar. Bu kavramlar onlara farklı özellikleriyle yeni tanıştıkları Rableri için ölümü kuşanmayı, direnmeyi öğretti. Mutluluğun maddi olanla değil ahlaki değerlerle inşa edileceğini öğrendiler. İşte elleriyle her yere uzanan, insanlar üzerinde söz sahibi olan Ebu Leheb'in bu güçsüz topluluğa hiçbir zaman sözü geçmedi, parası, gücü, otoritesi onlar üzerinde etkili olmadı. O dönemin hiçbir maddi güce sahip olmayan Müslümanları o güçlü eli kuruttular. Hepsi öteki kardeşinin mutluluğunu tercih etti, hepsi birbirleri için güven unsuru oldu. Mekke'de ölüm korkusuyla iç içe idiler ve yalnızdılar, ne var ki yalnızca Rablerinin sözlerine ve birbirlerine sarılarak ayakta kalacakları bilincini kuşanmışlardı. Rableriyle birebir irtibat halinde olan kutlu önderleri onların kurtuluş rehberiydi ve ölünceye kadar sevgi besleyecekleri, destek olacakları, sevgilerini ufak bir kazanca, anlaşmazlığa değişmeyecekleri bir sevgi topluluğunu oluşturdular.

  Yukarıda ki ayetlerde Rabbimizin ailelerimizi uyarı biçimi her ne kadar Ebu Leheb'i yerici tarzda olsa da çağımız Ebu Leheb'lerine karşı tavırlarımızda sorunlar yaşadığımız bir gerçek. Sergilememiz gereken net tavrın onlar tarafından bizlere karşı sergileniyor olması şaşırtıcı da olsa yadsınamaz bir vakıa. Bu çok güçlü eli kurutan, etkisiz kılan, bu güce karşı meydan okuyan iman sahiplerinin özelliklerini yaşantımıza aktaramadık. Kendilerine sınanma aracı olarak verilen geçimlikleri sahiplenen, lüks yaşamları için israfta bulunan bu zengin sınıfın ellerinin kurutulması, vahyi doğru anlamlandıran Müslümanların önceki sorunlarını bir kenara bırakarak Kur'ani doğrular çerçevesinde kardeşler olmaları ile mümkün olmuştur. Burada bizlerin göstermesi gereken tavırdan bahsedilirken, şimdilerde bizlerin kuruyasıca ellere karşı tavır takınması bir yana, hakim sınıfın kendi dünyevi ideolojisi doğrultusunda bizlere karşı nasıl net tavır sergilediğini görmekteyiz.


Peygamber (saa.) in Soyu 3

Resul-i Ekrem ve Tebliğ Metodu

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)