• Nombre de visites :
  • 1748
  • 17/10/2009
  • Date :

Kadın Hakkındaki Sapkınlıklara İslâm’ın Cevabı 2

kadın
                                                                                               Kadın Hakkındaki Sapkınlıklara İslâm’ın Cevabı 1

4- Kadın baba, anne, eş ve çocuklarından da miras alma hakkına sahiptir.

“Birinize ölüm geldiği zaman, eğer hayır (mal) bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi muttakilere bir hak olarak size yazıldı/takdir edildi.”[1]

Hakeza: “Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.”[2]

      Bu ayeti şerife, kadınlar ve çocukları kendi kesin haklarından mahrum kılan yanlış gelenek ve adetlere karşı savaş açmaktadır. Bu zalimce adetler, Araplara ait uygulamalardı. Ayet-i şerife bu haince adetleri iptal etmiştir.

5- Hak Teâlâ nezdinde kadının ibadeti de tıpkı erkeğin ibadeti gibi bir değer ifade etmektedir. Hak Teâlâ’nın cenneti, mükâfatı, ecri ve kullarına vereceği sevap sadece erkeklere mahsus değildir. Allah-u Teâlâ’nın inayeti ve rahmeti ister kadın olsun ister erkek bütün kulların nasibidir.

     Kur’ân-ı Kerim'de şöyle okumaktayız:

“Kadın, erkek, iman etmiş olarak kim iyi iş işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.”[3]

     Ayetten açıkça anlaşıldığı üzere hak terazisinde yegâne ölçü insanın iman ve imanının meyvesi olan salih ameldir. Tertemiz hayatı ve uhrevi mükâfatı elde etmek için başka bir şart söz konusu değildir. Kadın ve erkeğin bunda farkı yoktur. Ne yaş, ne ırk, ne kabile, ne cinsiyet, ne makam, ne de zahiri rütbenin etkinliği söz konusu değildir.

       Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

      “Cennet ehli kadınların en üstünü Hatice bint-i Huveylid, Fatıma bint-i Muhammed, Meryem bint-i İmrân ve Asiye bint-i Mezahim'dir.”[4]

      Kadın eğer ibadet, Hakk’a kulluk, iman ve marifet ehli olursa, şüphesiz Allah-u Teâlâ nezdinde de tertemiz bir hayata ve büyük bir mükâfata sahip olacaktır.

      Eğer fasık erkekler gibi dinsizliğe ve fesada yönelirse, ebedi azap ehli olacaktır.

      Nuh ve Lut’un eşleri ilâhi dini kabul etmedikleri ve kendi inkârlarında ısrar gösterdikler için Kur’ân'ın ifadesiyle azap ve cehennemde ebedi kalmaya mahkûm olmuşlardır.

     “Allah, küfredenlere, Nuh’un karısıyla Lut’un karısını misal gösterir: Onlar, kullarımızdan iki iyi kulun nikâhı altında iken onlara karşı hainlik edip küfürlerini gizlemişlerdi de iki peygamber Allah’tan gelen azabı onlardan savamamışlardı. O iki kadına: “Cehenneme girenlerle beraber siz de girin” dendi.”[5]

      Kur’ân-ı Kerim'de Meryem suresi, Dehr suresi ve Firavun’un mümin eşiyle ilgili ayetler bütünüyle kadının ibadet meselesinde yüce bir makama sahip olduğunu ve kıyamette de büyük bir ecre, fevkalade bir sevaba sahip olduğunu göstermektedir. İşte bunlar tümüyle tarihte boş konuşan ve kadının ibadetinin Allah-u Teâlâ ve dinler nezdinde hiç bir değerinin olmadığını söyleyenlerin ağzına inen bir yumruk konumundadır.

6- Kadın, babasının ve annesinin çocuğu ve kendi çocuklarının annesidir. Hiç kimse onu bu mensubiyetinden azledemez. Bu mensubiyeti ortadan kaldırmak zalimce ve haince bir iştir.

---------------------------------------------------------------------------

[1]- Bakara, 180

[2]- Nisa, 7

[3]- Nahl, 97

[4]- Mevaiz’ul-Adediyye, s. 201

[5]- Tahrim, 10

 

 

DEVAMI...

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)