• Nombre de visites :
  • 1219
  • 29/9/2009
  • Date :

Hayatın Hülâsâsı Tevhid   (3)

kuran


 

         Allah'a gerçekten iman eden insanlar, iyinin ve kötünün, güzelin ve çirkinin, haramın ve helalin, meşrunun ve gayrı meşrunun v.d. kriterlerini kesinlikle Allah'tan almak, Allah'a dayandırmak zorundadırlar. Yapacağı her işte, atacağı her adımda, girişeceği her yeni teşebbüste, üstleneceği her yeni görevde, uyuşacağı her andlaşmada, bağlı kalacağı her sözleşmede, yapacağı her alış-verişte "acaba Rabbim Allah ne der?" diye sormak, vereceği cevabı da kendisi için bağlayıcı hissetmek mecburiyetindedir. İşte o zaman 'tevhid' insan hayatında soyut bir kavram olmaktan çıkmış, yaşanılan, müşahhas bir hayat haline gelmiş, ete-kemiğe bürünmüş olacaktır. O zaman her mü'min, arzın sokaklarında, meydanlarında, kamusal ve kişisel bütün alanlarında Allah'ın ta'zim ve ta'ziz edildiğini hissedecek, Müslüman bir cemiyet içinde yaşadığının farkına varacaktır.

       Günümüzde kendilerini İslam'a nisbet eden toplumlar nezdinde tevhidden bahsetmek kadar müşkil bir durum yoktur. Adı Müslüman olan toplumlarda tevhid birçok bakımdan ifsad edilmiştir. Din Allah'a değil, Allah'la beraber sair şeriklere has kılınmıştır. Şeklin ağır bastığı ve ciddi bir bedel gerektirmeyen durumlarda, Din Allah'a has kılınmakta, lakin akidede ve insanın canıyla malıyla fedakârlığını gösterecek, adamın adamlığını yansıtacak durumlarda şerikler, Allah mefhumunun hemen yanı başında hazır tutulmaktadır. Sanırsınız ki Din'i Allah'tan çok bu şerikler bilmektedirler. Sanırsınız ki insanı Allah değil, bu şerikler hesaba çekecektir. Sanırsınız ki Allah'ın bir kuldan razı olması, ensesi kalın bir şerikin rızasından geçmektedir.

      Tevhidi ifsad edici bu şerikleştirmeler, peygamberler tarihi boyunca, küçük biçimsel farklılıklara rağmen, öz olarak aynen süregelmektedir. Son Peygamber'den (saa) günümüze kadar da aynı değişmezlik devam etmektedir.

       İnsanlar tevhid akidesinin önüne, ilkin kendi zihinlerindeki 'Peygamber' tasavvurunu yerleştirmek suretiyle ifsada girişmektedirler. Arkasından ve bundan daha kuvvetli olarak, azizlerini, ermişlerini, 'evliyâ'larını, haham ve rahiplerini, kısacası din ulularını tablodaki yerlerine yerleştirmektedirler. Bundan sonra sıra ırk, vatan, milli lider, milli şef, ebedî kurtarıcı, milli marş, milli birlik ve bölünmez bütünlük gibi seküler içerikle şeriklerin itina ile ikamesine gelmektedir.

      Türk toplumunda, eski kabile toplumlarında olduğu gibi, atalar kültü çok güçlüdür. Ataların gittiği yolun kutsallığını tartışma hakkı kimseye tanınmamaktadır. Hâlbuki tevhid akidesinin gerektirdiği iş son derece basittir: Ataların din anlayışı Kur'an süzgecinden geçirilecek, uymayan geleneksel tortular kaldırılıp atılacaktır. Atalar değil Kur'an doğru bilginin kaynağıdır.

 

 


Hayatın Hülâsâsı Tevhid  (1)

Hayatın Hülâsâsı Tevhid   (2)

Tevhid İnancı 

Tevhid - Allah Teala'nın Varlığı

SADECE ALLAH'A KULLUK

İbadet Sadece Allah’a Mahsustur 

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)