• Nombre de visites :
  • 2455
  • 4/2/2009
  • Date :

Peygamberlere İman

nur

         İnsanın, tabiatı ilmi olarak tanıma konusundaki fikir ve düşüncesi, gittikçe artan bir şekilde kendini eğitmesini, bu yolda kendi kuvvetine dayanması gerektirir. Bu nedenle bu konu ile ilgili olarak peygamberlerin özel görevleri yoktur. Ama insanın, tabiat ötesi meseleleri idrak edebilmesi, insanın ve onun nihai hedefini tanınması için kendine özgü bir ilahi hidayete muhtaç olduğu hiç kuşkusuzdur. Bu yardım ve hidayet, Allah'ın insanoğluna vahiy gönderdiği kimseler eliyle yapılmaktadır. Allah bunları halka kılavuzluk etmeleri, halkı irşat etmeleri ve Allah'ın vahiy yoluyla onlara gönderdiği öğretileri halka öğretmeleri için görevlendirmiştir. Bunlar peygamberlerdir.

         Peygamberler Hakkında Aşırılık;

       Kur'an ayetleri peygamberler hakkında şu nükteyi sürekli hatırlatmaktadır: Onlar da sizin gibi insanlardır, onların diğerlerine oranla imtiyazları, vahiy almaya layık oluşları, onu halka ulaştırmaları ve rehberlik yapmalarıdır. Diğer insanlardan hiçbir farkları yoktur. Onlar da herkes gibi bir anneden doğuyorlar, yiyorlar, içiyorlar, uyanıyorlar, evleniyorlar, çocuk sahibi oluyorlar, bir müddet yaşıyorlar ve sonra da vefat ediyorlar.

       Kur'an, Hz. Muhammed (s.a.a.) hakkında şöyle diyor:

"De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, ancak bana tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Rabbine kavuşmayı uman kimse yararlı iş işlesin ve Rabbine kullukta hiç ortak koşmasın." (Kehf-110)

      İslam'ın peygamberler hakkındaki öğretisi, bu cümleden olmak üzere Âdem, Nuh, İbrahim, Musa, Isa hakkındaki öğretisi budur. Onların hepsi peygamberlik makamına seçilen insanlardır. Onların diğer insanlara karşı imtiyazlı olmaları vahiyle, olmakta ve aldıkları vahyi halka ulaştırmakla görevli kılınma­larından dolayıdır.

         Peygamberlerin Mucizeleri

       Peygamberler zaman zaman mucizelere de sahip olmuşlardır. Kur'an-ı Kerim bize Peygamberlerden sadır olan çeşitli mucizeleri nakletmektedir. Ama çoğu ayetlerde şu ince noktaya dayanılmaktadır: Mucizeyi yapma kudreti peygamberlerin inisiyatifinde değildir. Onların emrine, istedikleri zaman ve dilediğince mucize gösterme kudreti verilmemiştir. Bu da son tahlilde yine Allah'ın yardımı ve inayetiyle ortaya çıkan bir olgudur.

      İslam'a karşı olanlar defalarca İslam peygamberlerinden harikulade işler ve mucizeler istemişlerdir. Onlar diyorlardı ki; "Eğer sen peygambersen bizim istediğimiz harikulade işleri bekletmeksizin göstermen lazım." Peygamber onlara cevap olarak "Mucize göstermek benim elimde midir ki; gönlünüz isteyince size mucize göstereyim" diyordu. Peygamberlerden işittiğiniz mucizelerin hepsi Allah'ın işidir elbet. Zaruretin gerektirdiği yerde istisnai bir şekilde bir peygamberin eliyle şekil almıştır, ancak peygamberin şahsi isteğinin veya şahsi kudretinin o mucizenin meydana gelmesinde bir katkısı olmamıştır. Binaenaleyh harikuladelik ile karışmış, peygamberlerin elleri ile gerçekleşmiş işler de kendilerini insan olmanın ötesine ve basit kudretlere sahip olmanın ötesine götürmüyordu. En'am suresinin 109. ayeti ve İsa suresinin 90'dan 93'e kadarki ayetleri bu konularla ilgilidir.

        İlim-Akıl- Vahiy

       Peygamberleri tanımadan önce hakikatleri tanımak için sadece bir yola sahibiz; tecrübe ve düşünce yolu, ilim ve akıl yolu.

        Ama peygamberleri tanıyıp söyledikleri şeyin Allah tarafından olduğunu bildikten sonra, hakikatleri tanımak için önümüze yeni bir yol açılıyor: Kesin ve tatmin edici bir yol; vahiy yolu; peygamberlerin Allah'tan getirdikleri sistemlerin ve öğretilerin yolu.

        İnsan, Allah'ı tanımak ve ahiret ile ilgili meseleleri anlamak, hayatta O'nun ebedi saadetinin mayası olacak bir yol bulmak konusunda peygamberlerin getirdiği esaslardan daha açık, daha kesin, daha çok itimada layık bir vesileye sahip değildir.

        Bütün Peygamberlere İman ve Saygı

       Kur'an açık olarak İslam'ın sadece Hz. Muhammed'in (s.a.v.) dini olmadığını, bütün peygamberlerin dini olduğun ilan etmiştir. Zira İslam, (lügatte teslim olmak anlamındadır) Kur'an'da hakka teslim olmak, Allah'ın öğretisini kabul etmek, onu doğru olarak tanımak ve itaat etmek, bu yolda her türlü taassuptan ve kendine tapmaktan sakınmadır. Bu şekilde İslam, sadece bütün peygamberlerin dini olmakla kalmayıp, belki hakkı isteyen ve insafı arayan bütün halkların da dinidir. Bu yüzden Müslümanlar Allah'ın bütün peygamberlerine, Allah'ın peygamberlere gönderdiği bütün kitaplara iman etmektedirler ve saygı göstermektedirler.

"Peygamber ve mü'minler O'na Rabbinden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. 'Peygamberlerin arasında hiçbirini ayırt etmeyin, işittik, itaat ettik, Rabbimiz affını dileriz, dönüş ancak sanadır' dediler. (Bakara-285)


PEYGAMBERLER VE SEMAVİ DİN

Peygamberlik Müessesesi ve Din

Nübüvvet ve Risalet Makamı

Peygamberlerin Hedefleri

NÜBÜVVET'E DAİR İNANCIMIZ

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)