İlgili Yazılar
  • Nombre de visites :
  • 2806
  • 24/10/2007
  • Date :

İslam alimlerinden Batıya Çağrı 1

islam alimleri

  Kendisinden başka ilahın olmadığı,ibadete layık tek kişi olan, İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın ve son peygamber Hz. Muhammed'in(hepsine salat ve selam olsun) rabbi olan Allah’ın adıyla…

  Bu risale toplu alimler ve kültürlü Müslümanlar tarafından, bir araya gelip araştırma yaptıkları ve batıyla olan alakaları daha da ileriye götürme ve geliştirme adına yapıkları bir çalışma olmakla birlikte, batının resmi ve dini heyetleri, basın yayın organları, müesseseler ve şahıslar tarafından Müslümanların mukaddesatına ve İslami değerlerine karşı yapılan apaçık aşağılamalara son derece akılcı ve güzel bir uslubla müdahale etmiş bir çalışmadır.

  Ve bizler (bunu onaylayanlar olarak) bu mesajı batının düşünürlerine,kültürlü ve becerikli insanlarına,dini ve halk liderlerine yöneltiyor ve diyoruz ki:

Eğer bir topluluk tarafından diğer bir topluluğun değerlerine karşı yapılan aşağılamalar fazlalaşırsa,şüphesiz bu olay reaksiyona yol açacak,ve beraberinde bu hakaretin sebeplerini ve kimler tarafından yönlendirildiğini, kimlerin bundan pay aldığını sorgulayacak sorular gelecektir.

  Yalnız toplumun faydası için en uygun ve en münasip yol,zulmün ve düşmanlığın ortadan kalkmasıdır.

  Şu anda yeryüzünde İslam ümmetinin,bazı batı ülkeleri tarafından maruz bırakıldığı işgal,zulüm ve dayatma kadar hiçbir ümmet bu tür sıkıntılara maruz bırakılmamıştır.

  Ve yeryüzünde Müslüman toplumunun diniyle ve özel değerleriyle alay edilip hakaret edildiği kadar hiçbir toplumun değerleriyle alay edilmemiştir.şöyle ki: yeryüzü insanının dörtte birini kapsayan,köklü bir medeniyete ve tarihe sahip bir ümmete yapılan bu hakaretler ve alaya almalar kabul edilemeyecek bir dereceye gelmiştir.

  Dolayısıyla yapılan hataları düzeltmek için konuyu farklı açılarla dile getirdik.

  GÜNCEL İLİŞKİLER

  Biliyoruz ki; genel olarak batının konumu, İslam'la yakın temasa geçtiği andan itibaren pek olumlu bir konuma sahip değildi.bunun birkaç sebebi vardır.

Bunların en önemlisi şudur ki; Avrupalılar, hiçbir zaman İslam’la direk olarak ilişki kurmamışlar,sürekli olarak korku ve tedirginlik içerisinde yaşamışlardır. Dolayısıyla bu duyguyla yaşayan Avrupalılar, İslam’a karşı Hıristiyanlık dininde varolan yıpratma yolarına başvurmuşlardır.

  Ve bu sebeple birbirlerini öldürüp parçaladıkları bir haldeyken şuanda İslam’ı harici düşman olarak kabul etmekte ittifak etmişlerdir.

  Avrupalı düşünürlere diyoruz ki;genel ifadeler çoğunlukla yanlış sonuçlar doğurur.mesela Avrupa ve Amerikalılar geçmiş asırlarda batı kültüründen (muhalifleriyle yapmış olduğu yanlış ilişkilerden doğan eksik ve noksanlıklardan dolayı) kurtulmaya çalışmış, yalnız son yıllarda bu fikirlerinden vazgeçmişlerdir.

  Bizler batı derken sadece İslam’a düşmanlık besleyen kesimi değil bilakis bütün batı toplumunu kastetmekteyiz ve bu mesajımızda batının anlayışlı kişilerini muhatap kabul ediyor,batı toplumunun eşit olmadığını farklılıkların varolduğunu ifade etmek isteriz.

  İSLAMA YAPILAN HAKARET ŞEKİLLERİ

  Bizler batının düşünürlerine ve fikir adamlarına bu tür olguların birçok tehlike doğuracağını beyan edip uyarıyoruz. Yaklaşık üç yıl içerisinde birçok kez İslami değerlere hakaret edilmesi kabul edilemez bir durumdur.

  İlk başta yüce kitabımız kuranı kerime hakaret edildi.   Dinimize,inançlarımıza,ahlakımıza ve tarihi değerlerimize hakaret eden kurana mukabil bir kitap telif edip neşrettiler.

  Ardından daha kötü bir saldırı gerçekleşti.peygamber efendimiz(s.a.v.)'e hakaret edip uygun olmayan sıfatlar yakıştırdılar. Bununla da kalmayıp çirkin resimler çizdiler.

  Bu olay Danimarkalı gazeteciyle başlamış ve birçok Avrupa ülkesinde buna benzer olaylar meydana gelmiştir.

  Sonrasında durum daha da kötü bir hal almış, Vatikan’da Papa İslam’ı, kuranı ve peygamberimiz (s.a.v.)'i despot ve zalim gibi sıfatlarla nitelendirmiştir.

İslam ümmeti Amerikalı askerlerin Irak ve Küba’daki (Ebugureyb ve Guantanamo) esir kamplarında,kuranı kerime yaptıkları hakaretten ve çekmiş oldukları çirkin fotoğraflardan habersiz değildir.insanlara hakaret edildiği gibi kuranı kerimede hakaret edilmiştir.

  Bundan daha da fazlası şudur ki: Batı ülkelerin büyük başkentlerinde oturan yerli Müslüman halkların şahsi özgürlüklerine yapılan saldırılardır.bunun yanı sıra işgal altında bulunan Afganistan ve ırakta mescit ve camilere yapılan saldırıları da unutmamalıyız. Bazen mescitlerde "silahlı güçleri arıyoruz" diye içerdeki insanları öldürürler ve bazen camileri kökten havaya uçururlar.

  Bu tür kötü yaklaşımlar birçok siyasetçi,düşünür ve liderler tarafından dile getirildi.ve bazı basın yayın organları çektikleri film ve dizilerde İslami ve Müslümanları terörle ve despotlukla itham etmişlerdir.

  Ülkenizdeki düşünürlerin ve fikir adamlarının büyük çoğunluğu bu tür olayları kınamayıp susmaları,onları hangi kategoriye katacağımız noktasında bizleri hayrette bırakmıştır.

  Özgürlük ve insan hakları savunucuları kategorisine mi ? yoksa özgürlükleri ortadan kaldıranların kategorisine.

  Sizler özgürlük adı altında peygambere dil uzatan ve onlara hakaret edenlerle mi beraber yoksa özgürlükçülerle mi berabersiniz.

islam alimlerinden batıya çağrı 1

 İSLAM PEYGAMBERİNE SALDIRI

  Her ne kadar bazı medeniyetler Müslümanlarla savaşmışsa da bu medeniyetlerin büyük çoğunluğu, Avrupa ülkelerinin ve kiliselerin peygamberimize yaptıkları kötü hakaretleri yapmamışlardır.batı Avrupa dışında yaşayan, İslam’a ve İslam peygamberine düşmanlık besleyen Hıristiyanlar dahi batı Avrupa’nın yaptığı bu hakaretleri ne bir dini törende ve nede bir kilisede daha doğrusu tarihin hiçbir safhasında böyle bir olaya rastlanmamıştır.

  Bizler burada soruyoruz ; neden bazı batılılar tarihe mal olmuş eski ve yeni liderlerini öldürmek istiyorlar.?

  Lidersiz ve öndersiz yaşayanların geleceği olamaz."Tarihi olmayan bir ümmet temelsiz bir bina gibidir."peygamberimize yapılan bunca hakaretler bu tür asılsız esaslara mı dayanmaktadır.

Bizlerde yakinen biliyoruz ki;batıda çözülüp zayıflayan maddeci akım, başta Müslümanlar olmak üzere bütün bir beşeriyetin bu tür örnek teşkil eden parlak düşünceli insanlardan kurtulması gerektiği inancındaydı.peygambere ve ümmetin seçkin kişiliklerine yapılan bu saldırılar, tarihi liderlerden kurtulma adına yapılmış bir dizi yıpratma ve yok etme politikasıdır.buna karşılık olarak Müslümanlarda haklarından vazgeçmeyecekler, kendi peygamberlerini ve diğer bütün peygamberleri savunma pozisyonuna geçeceklerdir.

  Bu bizim kırmızı çizgimizdir.durum ne olursa olsun,fikir ve dişince özgürlüğü adına bu çizginin aşılmasına müsaade etmeyecek. Batı düşünce özgürlüğü neticesi ne olursa olsun, İslam aleminin bunu kabul etmesi mümkün değildir.

  Batı ülkelerin aldığı kararlar bizleri ilgilendirmediği gibi bizim aldığımız kararları da onların kabul etmesi mümkün değildir.Bizler batı düşünürlerinden bu propagandalara karşı ciddi bir tavır sergilemelerini istiyoruz.

  Batı insanının(bazılarının zannettiği gibi) hiç kimseye hakaret etmeye, kınamaya ve özelliklede peygamberiyle alay etmeye hakkı yoktur.

  BÜTÜN PEYGAMBERLERİN MESCİDİ OLAN MESCİDİ AKSA'YA YAPILAN HAKARET

  Mescidi aksanın işgal edilmesi ve buna karşılık çoğu batı ülkelerin suskunluğunu koruması ve bazı fikir adamlarının bunu destekleyici tavırlar sergilemesi,İslam ümmetinin mukaddesatına ve değerlerine yapılmış en büyük hakarettir.

  Dolayısıyla batının düşünce ve fikir liderlerine sorumuzu tekrarlayarak soruyoruz.

  Filistinli Müslümanların mukaddesatına yapılan bunca zulümlere karşı neden farklı bir tavır sergilemediniz.?

  Ve Filistin halkı neden kendi öz haklarından mahrum bırakılmıştır.?

Avrupalılar, bir taraftan Müslümanları örnek batı demokrasisine davet ederken,bir taraftan da kendi aralarında savaşmaktan da geri kalmıyor.bu zıtlıklara bir anlam veremiyoruz.

  Ayrıca batılı aydınların ve düşünürlerin Filistin’deki insan haklarını hiçe sayması,mukaddesatlarının çiğnenmesi karşısında suskunluklarını korumaları,dünyadaki özgürlük ve demokrasi davetçileri için kara bir leke teşkil etmektedir.

  Dolayısıyla sizleri,insan hak ve özgürlüklerini,sosyal ve siyasal hakları savunan, dünya aydınları ve düşünürlerine katılmak suretiyle üzerinizdeki kara lekeyi yok etmenizi istiyoruz.

  İSLAMİ HİCAB İLE ALAY ETMELERİ

  Batı demokrasisinde, insan hak ve özgürlükleri teminat altına alınmıştır.nitekim batı düşünce ve toplum kurallarında bunu ifade etmiştir.

  Dolayısıyla kadının, genel etik ve ahlak kurallarına aykırı düşmediği sürece istediği elbiseyi giymesi demokratik bir hakkıdır.fakat maalesef batı,İslami hicaba saldırmakta ve hakaret etmekte çok fazla ileri gitmiştir.çünkü bu olay İslam aleminde revaçta olan demokratik öğretilerle tamamıyla ters düşmektedir.

  Tüm bunlara rağmen dünya kadın kolları cemiyeti, Müslüman kadının haklarını savunma adına kılını bile kıpırdatmamıştır. Çıplaklık bir hak ve özgürlük ise neden hicab ayıplanmayı ve hakaret edilmeyi gerektiren bir hareket oluyor.?

Avrupa insan hakları,bırakın özgürlüklere saldırmayı bilakis özgürlükleri korumayı teminat altına almıştır.peki nasıl oluyor da Avrupa, kendisine münasip bulduğu giysiyi tercih eden vatandaşına hakaret etmeyi uygun bir durum olarak görüyor.

  Neden Avrupa sosyal,dini ve düşünce mirasına sahip çıkmıyor. Avrupa kadınının İslam'ı hicaba benzer bir tarzda giyindiği malumdur.(rahibeler gibi) Avrupa insanı bu tarz bir giyinişi terk ettiği için bütün dünya ülkelerinin buna uyması mı gerekmektedir.bizler bu olayın dünya ülkelerinin gelişimi ve ilerlemesi için gerekli olduğuna da inanmıyoruz. Acaba sorun hicabın bir üstünlük namzeti olarak kabul edildiği için mi bu tür sıkıntılar meydana gelmektedir.?

  Müslüman kadınının hak ve özgürlükleriyle alakalı kanun ve yasalar,birçok batı ülkesinde yürürlükte olmasına rağmen, Avrupa'da bu tür hak ve özgürlükler kısıtlanmakta ve bunlar son zamanlarda fazlasıyla açığa çıkmaktadır.

  Buna sebep olarak İslam’a olan düşmanlıklarımı yoksa toplumsal ve ahlaki çöküşe davetiye verenlerin arzu ve isteklerini yerine getirmek mi neden oluyor onu pek bilemiyoruz. Avrupa düşünürleri ve aydınlarının İslam aleminin sorduğu bu sorulara cevap vermelerini ve batıda uygulanan çifte standart uygulamalara da biran önce son verilmesini istiyoruz.


İslamda Toplum ve Toplumsal İlişkiler

İslâm Ve Ekonomik Sorunlar 2

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)