• Nombre de visites :
  • 1671
  • 24/10/2007
  • Date :

Alexis Carrel'ın Düşünde Düşünce Dünyasından

alexis carrel

Alexis Carrel (1873-1944)

  Fransa nın Lyon şehrinde doğan Carrel, burada Tıp ve Eczacılık fakültelerini bitirdi. Aynı üniversitede iki yıl doktor olarak insan vücudu üzerinde incelemeler yaptı. 1906'da Amerika'ya giderek Rockfeller Tıbbi Araştırma Enstitüsünde çalıştı. Buradaki damar cerrahisi, doku ve organ nakli konusundaki çalışmalarıyla 1912 yılında Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülünü kazandı.

    Birinci Dünya Savaşı patlak verince yardım için vatanı Fransa ya dönen Carrel, savaş sonrasında ülkesinin durumunu şöyle özetliyordu: Milletimin mağlubiyeti Majino hattının gediklerinden değil, dini ahlakın terkedilmesindendir."

    Carrel, tıp, biyoloji, psikoloji, insan ruhiyatı ve insanın geleceği konusunda ortaya koyduğu fikirlerle, düşünen kafalara ışık tutmuştur. İnsan Denen Meçhul (Man the Unknown) isimli eseriyle büyük bir ün kazanan ilim adamı, bu eserinde insan vücudunun yalnız fizyolojik yönden değil, ruhla birlikte incelenmesi gerektiğini, çünkü ruhla bedenin bir bütün olduğunu öne sürer.

    1944 yılında ölen Carrel'in bizlere bırakmış olduğu eserleri; İnsan Denen Meçhul, Başarının Sinan, Dua, Yarınlara Doğru, Hayatın Sevk ve İdaresi üzerine Düşünceler, Günden Güne.

    Tenkide kulak asma, tenkidi ekseriya hiçbir işin üstesinden gelememiş, bir teşebbüsün muvaffak olamamasına sevinen ve uyuşukluklarının mükâfatını bunda bulan kimseler yapar.
** *

    Her karakterde yavaş yavaş bir "İç Hayat"ın teşekkül etmesi, yıkılmayacak kadar sağlam bir duygu ve düşünce bütünlüğü içine girilmesi mecburiyeti vardır

* * *

    Et ve kemiğe karşı zafer kazanmak istiyorsanız, samimi olarak kendinizi hakir görmeyi öğreniniz.

* * *
    Tabiatta en ciddi ve en kudretli şey iradedir. Cemiyet iradesizlikten dolayı tabi olur ve bundan dolayı dünyanın kurtarıcılara ve dinlere ihtiyacı vardır.

* * *

    İnsan, saadetine birşey katmak istiyorsa, hizmet arzusu zaruridir

* * *

    Çok okuyup çok öğrendikten sonra, herşeyin "Tek" prensibine, asil sebebine dönülmelidir. Ancak 0, bir anda, insan ruhunu yükseltebilir, okullarda on yılda öğretilemeyen ebedi gerçeğin derinliğine girmesini sağlar.

* * *

    İnsanın hürriyet ve eşitlikten başka şeylere de ihtiyacı var. Bilhassa nizam ve emniyete muhtaç.
    Bizim için önemli olan ilme yücelik kazandırmak değil, hakikate ulaşmaktır

* **

    Basit ve sade insanlar, Allah'ı, güneşin harareti ve bir çiçeğin kokusu gibi tabii olarak hissederler. Fakat, sevmesini bilene çok yakın olan Allah, aklı ile anlamak isteyene de o kadar uzaktır, gizlidir.

* * *

    Aileyi kasıp kavuran felaketlerin çoğu gizli veya bilinen hastalıklardan meydana gelir. Frengi çok defa irsen çocuklara da geçtiğinden büyük bir ailenin sönüp gitmesine sebep olur. Hamile kalma anında azıcık alkol, doğacak çocuğa telafisi imkânsız zararlar verebilir. Ferdin hayat seyri tamamen doğuş ta var olan gametlerin rahim içindeki hayatının irsi gücüne, çocukluğuna ve gençliğine bağlıdır. Hastalıklar yalnız ölüme sebep oldukları için değil, organizmada zedelenme ve fertte kusurluluk bıraktıkları için de ciddi olurlar. Birinci halde hastalık insanların miktarını azaltır. İkinci halde de kaliteyi (seviye) düşürür ki bu çok daha ciddidir.

* * *

    Canlı varlıklar âleminde Allah'ın eserlerini hayranlıkla müşahede etmek, dualarda her zaman talep ettikleri ilahi tecellinin gerçekleşmesine çalışmak demektir.

* * *

    Kuvvet, ancak bir fikrin hizmetinde olursa sürekli netice doğurabilir.

* * *

    Hayatın manası meselesi, şahsiyetin ölümden sonra yaşaması ve ruhun ölümsüzlüğü meselesidir.  Şahsiytin yaşamaya devam etmesi insan için hürriyet gibi, sevgi gibi, güzellik gibi bir ihtiyaçtır. Bu, var olan, tabii bir ihtiyaçtır. Çünkü dünyanın her yerinde, birbirinden habersiz yaşamış olan mistikler, ruhun ölümden sonra yaşadığına inanmışlardır.

* * *

    Bulunduğu halden hiç bir zaman memnun olmayan, kalbinin boşluğundan dolayı yorgun düşen, her zaman kuşkular içinde yaşayan, her zaman elinden kaçırdığı bilmem hangi varlık için iç çeken insan, bir an bile gerçek sükuna kavuşamaz.

* * *

    İnsanların konuşmalarındaki güzellik ve büyüye kendinizi kaptırmayın. Çünkü Rab ülkesi; sözlerden değil, fiillerden mürekkeptir.

* * *

    Vazife, büyük bir şey yapmak değil, ne kadar küçük olursa olsun gerekeni yapmaktır

* * *

    Birçokları için zevk ve eğlence farz edilen ve en çok aranan şeylerin, soğukkanlılıkla tetkik edildikleri zaman faydasız ve saçma olduklarını görürüz. Onlara geçici olarak sahip olmak, emek ve ızdırabımızı karşılamaz.
İbrahim REFİK-Sızıntı


 

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)