• Nombre de visites :
  • 1323
  • 24/10/2007
  • Date :

1.Ramazan, Müslümanlığımızı Yeniden İnşa Etme ve Zulme Karşı Birleşme Fırsatıdır

ramazan

Ramazan’ı ülkemizde, genelde sadece bir oruç ayı, ibadet ayı, nafile ibadetlerin artırılmaya çalışıldığı ve bu yönde teşviklerin yapıldığı; camilerdeki vaazlarda, televizyonlardaki sohbetlerde bu hususların gündeme getirildiği atmosferde yaşıyoruz. Ancak ben bu anlayışın, tam tersine Ramazan ayını Müslümanlığımızı yeniden inşa etmek için bir başlangıç olarak değerlendirmenin, çok daha önemli olduğuna inanıyorum.

Çünkü İslam dünyasının bugünkü temel problemi, ibadetlerdeki eksikliği değil. Küresel ölçekte İslam dünyası, son birkaç yüzyıldaki gelişmeler karşısında sürekli pasif kalmış İslam’ın kendilerinden beklediği işlevi yerine getirememiştir. Dolayısıyla bu Ramazan’ı bu konuda kafa yorarak geçirmemiz lazım. İslam dünyası ve Müslümanlar, Allah’ın bizden beklediği, dış dünyayı hatta evreni, Allah’ın iradesi doğrultusunda olumlu yönde nasıl değiştirebileceğini düşünmesi gerekir. Ramazan, o takdirde anlamlı olabilir. İkinci önemli bir husus da şu: Ramazan’da nafile ibadetlere daha fazla ağırlık verilmesi yönündeki takdimler, adet olmuştur. Ben tam tersine, Ramazanda farzlara daha fazla önem verilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Farzlar derken, ibadetlerle sınırlı bir Müslümanlık anlayışından ziyade, yine İslam dünyası ve ümmetin hatta bütün insanlığın karşı karşıya bulunduğu son derece tehlikeli hatta kriz diyebileceğimiz gelişmeler karşısında, Müslümanların öncelikli görevlerine ağırlık verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ramazan ayında, bunun daha da güçlendirilmesi gerekir. Önde gelen kavramlardan bir tanesi de, dış dünyadaki her türlü kötülüğe ve olumsuz gelişmeye karşı, mücadele etmek anlamında ‘Emri bil ma’ruf, nehyi anil münker’ ilkesini hayatımıza bir rehber edinmemiz lazım. Bu ilke, çok geniş bir uygulama alanı olan bir ilke.

Ramazan’da en çok işgaller konuşulmalı

Elbette, Ramazan ayında İslam’dan en uzak kesimleri bile, İslam konusunda bir yumuşama, yakınlaşma ve sempati içinde görüyoruz. Ancak, buna mukabil İslam’ın kabul edemeyeceği bir takım hususların varlığını bütün gücüyle sürdürdüğünü de görüyoruz.

Özellikle bölgemizdeki işgaller konusunda, dünya adeta çaresiz bir durumda. Bu çaresizliğin temelinde ise, aslında İslam dünyasının sözünü ettiğim temel prensibi kurumsal olarak hayata geçirecek bir takım mekanizmalara sahip olamaması yatıyor. İslam dünyası, 1.5 milyarlık bir dünya. Buna rağmen, Irak, Afganistan, Filistin, Lübnan’da gözlerinin önünde kardeşlerinin katledilmelerine engel olamamaktadır. Ramazan ayında üzerinde durulması ve cevabı aranması gereken temel problem budur. Sayısal olarak herhangi bir azlık söz konusu değildir. Burada hakkın yanında zulmün karşısında duramama, yani Müslümanlığımızın adeta bir tür zaafa uğraması söz konusudur. Ramazan ayında bu zaaflarımızı telafi etmek, yeryüzünde İslam’ın temel varoluş sebebinin bütün bu olumsuzluklarla mücadele etmek olduğunu unutmamak, Ramazan’ı bunun için bir fırsat bilmek gerekir. Yoksa sadece bireysel olarak, kendi kurtuluşumuzu hedef alan, kendimizin ne kadar sevap işlersek cenneti o kadar garantileriz mantığı içerisindeki egoist bir yaklaşımı sürdürmekten vazgeçmemiz lazım.

Bugün İslam’ın anlayışı, insanların ahirette tek tek kurtuluşu değil yeryüzündeki bütün insanların kurtuluşunun sağlanmasıdır. Bunun da yolu, İslam’ın bir kurtuluş hareketinin yolu olduğunun zihinlerde yerleşmesini sağlamaktadır. Yeryüzünde bu kadar vahyin dışlandığı, sekülerizmin giderek egemen olduğu, kapitalizmin ve tüketim çılgınlığının İslami kesimleri dahi pençesinde dahi kıvrandırdığı ve savurduğu, Müslümanların iktidar, güç, şöhret karşısında İslam ilkelerinden tamamen uzaklaştığı bir sürecin yaşandığı; hem ülkemizde hem diğer İslam ülkelerinde artık çok ciddi bir biçimde Müslümanlığımızı yeniden yapılandırmamız gerekir.


Ramazan’ı Nasıl Yaşıyorsun Baycan Pakistan?

Ramazanla keyfi kaçan şeytanlar

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)