• Nombre de visites :
  • 4617
  • 24/10/2007
  • Date :

Hüseynî Kıyamın Mahiyeti

hüseynî kıyamın mahiyeti

   İmam Hüseyin"in (a.s) kıyamı konusunda incelenmesi gereken meselelerden biri de bu kıyamın mahiyetinin ne olduğudur. Zira tüm doğal yaratık ve olgular gi­bi, kıyamların da muhtelif mahiyeti vardır. Doğal varlık ve olguların, madenlerden tutun bitkilere ve çeşitli hayvanlara kadar her birinin özel bir tabiiatı ve durumu vardır. İnsanların kıyamları da böyledir.

   Bir kıyamı tanımak, mahiyetini elde etmek istersek ilk önce bu kıyamı oluşturan illet ve sebepleri tanımalıyız. Onları tanımadıkça bu kıyamın mahiyetini (illet-i failisini) tanımış olmayız. Daha sonra onun illet-i gaiyesini tanımalıyız. Yani bu kıyamın hedefinin ne olduğunu tanımalıyız. İlk önce, o kıyamın  bir hedefi var mıdır acaba? Eğer hedefi varsa nelerdir? Üçüncü olarak bu kıyamın unsurlarını ve muhtevasını tanımalıyız, yani acaba bu kıyamda neler yapılmış, hangi işlere baş vurulmuştur? Dördüncü olarak bu yapılan işler toplam olarak ne gibi bir yapı ve oluşumu oluşturdular?

   İmam Hüseyin"in (a.s) kıyamı hakkında sözkonusu olan meseleler­den biri şudur ki, acaba bu kıyam bir patlama türünden midir? Bilinçsiz ve hesapsız olarak yapılan  bir hareket midir? İçinde su olan ağzı kapalı bir kazana devamlı ısı verilmesi sonucu kaynayan suyun buhar olması ve nihayet patlaması gibi mi? İnsan bir sözü asla kullanmak istemediği halde bir takım şartlar altında aniden öfkelenerek söyleyebilir. İşte buna patlama denir. Kıyamlardan birçoğu da bir patlamadır.

   İslam mektebinin yolunun günümüzdeki maddi mekteplerin yoluyla farklı olduğu yerlerden biri, maddi mektepler özel diyalektiksel usullere dayanarak tezadları çoğaltın, rahatsızlıkları artırın, diyorlar. Patlakları derinleştirin, hatta gerçek ıslahatlarla muhalefet edin ki toplumu bilinçli olarak değil de patlama anlamındaki  inkılaba sürükleyebilesiniz İslam patlama şeklindeki inkılabı hiç benimsemiyor. İslami inkılap dört dörtlük bilinçli, kararlı, tamamen aydın ve seçim yoluyla olan bir inkılaptır.

   Acaba İmam Hüseyin"in (a.s) inkılabı patlama şeklinde bir inkılap olup ve toplumsal  bir patlama mı  idi? Bilinçsiz yapılan bir inkılap mıydı? Acaba Muaviye"nin zamanında ve hatta Muaviye"den önceki zamanlarda halka ve İmam"ın ailesine yapılan aşırı baskıların sonucunda Yezid"in zamanı gelince İmam"ın sabrı taşarak ne olursa olsun diyerek mi kıyam  etti!? Neuzûbillah.  Muaviye"nin ölümünden sonra başlayan İmam Hüseyin`in (a.s) sözleri, İmam"la Muaviye"nin arasında gidip gelen mektuplar, muhtelif durumlarda irade ettiği konuşmalar, mesela Tuhaf-ul Ukul adlı eserde genişçe yeralan Mina"da Peygamber"in (s.a.a) sahabesine hitaben yaptığı mükemmel konuşması bu kıyamın son derece bilinçli olarak yapıldığını ve bu hareketin bir patlama değil bilakis inkılap olduğunu, inkılap ama İslami bir inkılap olduğunu göstermektedir.

   İmam Hüseyin"in (a.s) özelliklerinden biri de ashabından hiç birine onların katılımlarının patlama şeklini almasına müsade etmemesidir. Niçin İmam Hüseyin (a.s) her fırsatta ashabını bir bahaneyle kendisinden uzaklaştırmak istiyor? Devamlı, bilin ki, burada ne su var ve ne de ekmek; tehlikedeyiz diyor. Hatta Tasu"a (Muharrem ayının dokuzuncu) günü akşamleyin yani şehadetlerinden bir gün önce onlarla özel bir dille konuşuyor:

 

hüseynî kıyamın mahiyeti

  Ben, kendi ashabımdan daha üstün bir ashab, kendi ehl-i beytimden daha faziletli bir ehl-i beyt tanımıyorum. Sizlerin hepinize teşekkür ediyorum. Hepinizden memnunum. Bunların (düşmanın) benden başka hiç kimseyle bir davası yok. Siz isterseniz gidin. Onlar sizin kendinizi bu savaştan kenara çektiğinizi bilirlerse hiçbirinize dokunmazlar. Benim ehl-i beytim bu sahrada kimseyi tanımazlar, bölgeyi bilmezler, herbiriniz ehl-i beytimden birisiyle çıksın gitsin ve ben burada yalnız kalacağım.

   Niçin? Halkın rahatsızlığından ve hoşnutsuzluğundan yararlanmak isteyen bir rehber böyle yapar mı hiç?! Elbette ki hayır; bilakis hep şerî tekliften bahseder. Tabii ki şerî teklif de vardı ve İmam Hüseyin (a.s) şerî teklifi de söylemekten gaflet etmedi; ancak o şerî teklifi son derece bilinçli ve serbest olarak yapmalarını istiyordu. Demek istiyordu ki, düşman sizi muhasara etmemiştir, düşman tarafından zorunlu değilsiniz. Gecenin karanlığından yararlanarak gidecek olursanız kimse engel olmaz size. Dostunuz (ben) da sizi mecbur etmiyor(um). Ben bey"atımı sizin üzerinizden aldım. Bey"at konusunun üzerinize bir sorumluluk ve zorunluluk getirdiğini sanıyorsanız işte bey"atımı da sizin üzerinizden kaldırdım. Yani sadece serbestlik ve seçme. Son derece bilinçli ve serbest olarak ve düşman veya  dost tarafından en küçük bir zorunluluk hissetmeden beni seçmelisiniz.

   İslam ordusunun komutanı Tarık b. Ziyad, İspanya savaşında, İspanya kıyılarına inince hemen kendilerine yirmi dört saat yetecek kadar azık saklayıp geriye kalanını gemilerle birlikte yakmalarını emretti. Daha sonra askerlerini ve kumandanlarını toplayarak engin denize işaret edip  "Ey halk" dedi. ""Karşınızda düşman  ve arkanızda da deniz vardır. Kaçmak isterseniz denizde boğulmaktan başka bir kaçış yolunuz yoktur; gemileriniz yok artık. -tembellik ve gevşeklik edecek olursanız- yirmi dört saatten fazla yemeğiniz de yok. Ondan sonra öleceksiniz. Dolaysıyla kurtuluşunuz, düşmana saldırarak onları yok etmeğe bağlıdır. Yemeğiniz düşmanın elindedir. Bundan başka yolunuz yoktur."" Böylece o onlar için zorunluluk oluşturdu. Bu asker kanının son damlasına kadar savaşmayıp da ne etsin?! Ama İmam Hüseyin (a.s) böyle yapmadı. İşte Kerbela şehidlerine değer verilmesi de bunun içindir.

   İmam Hüseyin (a.s) Tarık b. Ziyad"ın aksine davrandı ashabına. Düşman buradadır; bu taraftan da gitseniz öldürüleceksiniz, o taraftan da gitseniz, dolaysıyla çaresi yok, iş işten geçmiştir. Eninde sonunda siz de   öldürüleceğinize göre gelin benimle birlikte öldürülün, demedi. Öyle bir şehadetin bir değeri yoktur. Bir politikacı böyle davranır. Bilakis İmam Hüseyin (a.s) buyurdu ki, ne deniz arkanızda var ve ne de düşman karşınızda. Ne dost engel oluyor ve ne de düşman. Hangisini isterseniz seçin, serbestsiniz.

   O halde İmam Hüseyin"in (a.s) inkılabı, birinci derecede hem kendi tarafından ve hem de ehl-i beyti ve ashabı tarafından bilinçli bir inkılap olup bir patlama değildir.

   Bilinçli bir inkılabın muhtelif mahiyetleri olabilir. İmam Hüseyin"in (a.s)  kıyamında rol oynayan çok muhtelif etkenler vardır. Bu etkenler İmam Hüseyin"in (a.s) kıyamının geniş mahiyetli bir kıyam olmasına sebep olmuşlardır. Toplumsal olaylarla tabii olaylar arasında olan farklardan biri de tabii şeylerin sadece bir tek mahiyeti olmasıdır. Bir metal, bir anda hem altın ve hem de bakır mahiyetine sahip olamaz. Ancak toplumsal olaylar bir anda bir kaç mahiyete sahip olabilirler.

    İmam Hüseyin"in (a.s) kıyamı da muhtelif mahiyeti olan olaylar türündendir, zira onda muhtelif etkenler rol oynamıştır. Örneğin bir kıyamın tepki mahiyeti olabilir, yani sırf tepkiden başka bir şey olmayabilir. Bir kıyamın tepki mahiyeti olursa bir olay karşısında olumsuz bir tepki olabilir ve yine başka bir olay karşısında o kıyamın tepkisi olumlu bir tepki olabilir. Bütün bunlar İmam Hüseyin"in (a.s) kıyamında mevcuttur. böylece  bu kıyam birkaç mahiyetli bir kıyam olmuştur. Acaba nasıl?


Kerbela Faciasından Önce Vuku Bulan Olaylar

KERBELA BİR MEKTEPTİR

FARKLI YÖNLERİYLE HÜSEYNİ KIYAM

Hüseyin"in (a.s) şanlı destanıdır Kerbelâ...

Hüseynî Kıyamı yaşatan unsurlar

Muharrem, Matem ve Mühasebe Ayı

NEDEN HÜSEYİN (A.S) UNUTULMUYOR?

KERBELA VAKIASININ MEYDANA GELMESİNDE DİNİ TAHRİFATIN ROLÜ

Peygamberimizin (s.a.a) Ailesine Ne oldu?

KERBELA SEHITLERININ ARDINDAN

KERBELA ŞEHİDLERİNE AĞLAMAK

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)