• Nombre de visites :
  • 1384
  • 24/10/2007
  • Date :

CENNET-ÜL BAKÎ

 

                          

CENNET-ÜL BAKÎ

 

Hak nasib eyledi vardım bir gece
Bakî' kenarında durdum bir gece

Sürûrla karışık garip bir hüzün
Sarmıştı canımı o an büsbütün

Biliyor musunuz nereye gittim?
Birden on dört asır geriye gittim

Ya Rab, nakşolunmuş bu topraklara
İbretlerle dolu bin bir hâtıra
Ya Rab, buralarda Resûl gezerdi
Ali'yle Zehrâ-yı Betûl gezerdi


Burada oynardı Hasan, Hüseyin
Buraya inerdi Cibril-i Emin

Burada dururdu saf saf mu'minler
Tekbir sesleriyle inlerdi her yer

Burada açardı iman gülleri
Buradan coşardı cihad selleri

Nereye bakarsan Resûl kokuyor
Sanki Bilâl çıkmış ezân okuyor

Ama ey Allah'ın yüce Resulü
Gidişinle soldu, hakikat gülü

Korktukların bir bir hakikat oldu
Makam, dünya hırsı kalplere doldu

Tenha kaldı, hakkın mîzânı Ali
Büküldü yeniden İslâm'ın beli
 

Ya Rab, nerede o vefâlı dostlar?
Selmân u Ebûzer, Mikdâd u Ammâr?

Bir Ravza'ya, bir de Bakî'ye baktım
Bağrım parelendi, ağıtlar yaktım

Bakî'den göklere gurbetin sesi
Yükselip ağlatır âşık herkesi
Baba kucağında mazlum evlâtlar
Nice yükselmesin göğe feryatlar?


Dedim adın senin cennetti hani?
Sana kıyan vallah cânîdir cânî!

Âh ey Bakî' senin gül bağın nerde?
Neden karanlıksın, çerağın nerde?

Biliyorum sözün çoktur ey Bakî'
Ama söze hacet yoktur ey Bakî'

Bu lisân-ı hâlin yeterdir bize
Oktan, kılıçlardan beterdir bize

Bu hâlin ârife irfândır senin
Sessizliğin gizli tufândır senin

Neredesin Mevlâ Sâhib-ez Zamân
Gel gör dostlarının hâli perişan

İsâ nefesli Yâr, anan bekliyor
Acıları henüz dinmek bilmiyor

Yaradır henüz sır dolu sinesi
Dinmemiş göz yaşı, vaveyla sesi

Gel de dinsin artık Zehrâ figânı
Beyt-üs Sürûr olsun "Beyt-ül Ahzân"ı

Gel ey Mevlâ göster "Gizli Makber"i
Gel beyan eyle o "Sırr-ı Etheri"

Musa Aydın
1-Ramazan-1421 / 28-Kasım-2000

 

 

 

 

 

EHL-İ BEYT-İ RESULULLAH

 

ONDANDIR İHSÂN BANA

 

CANSIN YA RESULALLAH

 

 

 

 
  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)