• Nombre de visites :
  • 3025
  • 24/10/2007
  • Date :

Ey Şefkatli Allah!

Ey Şefkatli Allah!

 

Ey şefkatli Allah,

Meğerse senmişsin kaybettiğim!

Gözümü açtım açalı;

Yerde, gökte, kapıda ve bacada gördüm ki

Parlayan senin nurundur.

Her yer senin zuhurundur.

Gördüm ki, hiçbir yer sensiz değil.

Ne de güzel parıldıyor, her taraftan tecellilerin.

Ey varlığı var eden!

O kadar zahirsin ki zuhurundan gizlisin,

Sen, zahir olan her şeyden daha zahir, daha aşikârsın; gizli değilsin.

Bana benden daha yakınsın; uzak değilsin.

Sen aşikârsın; asıl kaybolan benim.

Eğer kör görmüyorsa, bu güneşin suçu değil.

Hata bendedir, yoksa yüzün  örtülü değil.

Ey şefkatli Allah!

Kalbimde bir ateş var; yakıcı, acı.

Boyuna yükseliyor ruhumda sanki.

Sanki sarhoş, hırçın bir susuzluk,

Bütün vücudumda bir dalga misali kabarıyor, coşuyor.

Bu, aşkının ateşidir;

Can gibi bende gizli,

Hissediyorum.

Ateşimin bir tek sensin dermanı.

Bu susuzluk, vuslatın olmadan dinmez.

Ey şefkatli Allah'ım!

Vücudumda bir boşluk var, duyuyorum.

Sana kulluk onu yok edebilir ancak.

Ey lütuf sahibi Allah'ım!

Öyle yakıcı bir ihtiyaç ki;

Zatımda duruyorum.

Sana tapmanın hazzından,

Sana kavuşmanın neşesinden başka bir şey,

Bu ihtiyaç ateşini göğsümde söndüremez

Biliyorsun yoksunum; bu meyden gayrısı dermanım olmaz.

Belli başlıdır sözüm, gerek kalmaz söylemeye

Ey şefkatli Allah'ım!

Ruhumun sırrı sensin, sarhoşluğuma sebepsin.

Yegâne varlığım sensin.

Düşüncemin derinliklerinde, ruhumun perdesinde ancak sen varsın, sen.

Kalbimin huzuru, ruhumun nuru sensin, sen.

Göz alabildiğince her yer senin eserindir, izindir.

Varlığı aydınlatan, senin güzel vechindir, gönül alan yüzündür.[1]

 

 


[1]- Seher Nağmesi, Behcetî Şafak, s.68

 

 

 

 

 

 


  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)