• Nombre de visites :
  • 5587
  • 24/10/2007
  • Date :

                         Hz. Ali'nin Allah Korkusu                           

hz. ali'nin allah korkusu

   İbn-i Babeveyh, Ürve b. Zübeyr'den şöyle rivayet eder:

Bir gün ashaptan bir grupla Mescid-i Nebevî'de oturuyorduk, Bedir ve Rızvan biati ehlinin ibadet ve amellerini andık. Ebu Derda şöyle dedi: "Ey cemaat! Size ashap arasında malı en az, ameli en çok ve ibadetteki çabası en fazla olanı haber vereyim mi?"

   Onlar da; "Kimdir? söyle." dediklerinde; "Ali b. Ebi Talibtir." dedi. Bunu deyince herkes ondan yüz çevirdi. Ensardan biri; "Hiç kimsenin kabul etmediği bir söz ettin." dedi. O şöyle dedi: "Ben gördüğüm şeyi söyledim, siz de diğerlerinden gördüğünüzü söyleyin. Ben bir gece Neccaroğulları hurmalığında Hz. Ali'yi gördüm. O, dostlarından ayrılmıştı; hurma ağaçlarının arkasına saklanmıştı; hüzünlü ve dertli bir sesle şöyle diyordu:

"Allah'ım, benden helâk edici birçok günah gördün, ama beni cezalandırmadın, sabırlı davrandın. Benden birçok kötülüklere şahit oldun, ama beni rezil etmedin. Allah'ım, ömrüm günahta geçtiyse ve amel defterim günahla dolduysa, senin affından başka ümidim kalmadı ve senin rızandan başka bir arzum yok."

  Sesin geldiği yöne doğru gittim, Hz. Ali olduğunu anladım, ağacın arkasına saklandım, Hz. Ali bir süre namaz kıldı. Namaz bitince, duaya, ağlamaya ve münacat etmeye koyuldu. Ez cümle şöyle diyordu:

"Allah'ım, af ve rahmetini düşününce, günahlar bana kolay geliyor. Korkunç azabını hatırlayınca, günahlarım bana ağır geliyor. Benim unuttuğum; ama senin kaydettiğin günahları amel defterimde okuyunca, ne yapacağım? Emrin üzere melekler yakalar, esir alırlar. Aşiretinin kurtaramadığı, kabilesinin feryadına yetişemediği, bütün mahşer ehlinin acıdığı bu esire, eyvahlar olsun."

  Daha sonra şunları ekledi:

"Vay o ateşten ki ciğerleri, yürekleri yakar! Vay o ateşten ki beynin derisini yüzer! Ah o ateşten ki alevleri insanı âdeta yutar!"

  Uzun süre ağladı ve ondan sonra artık bir ses duymadım. Uyuduğunu zannettim. Namaza kaldırmak için yanına vardım. Ne kadar çağırdıysam da uyanmadı, mübarek bedeni kuru bir ağaç gibi hareketsizdi. Öldüğünü zannedip, "İnna lillah ve inna ileyhi raciûn."[1] ayetini okudum. Sonra evine doğru koşup gördüklerimi Hz. Fatıma'ya anlattım, bana şöyle dedi:

"Ey Ebu Derda, o genelde Allah korkusundan böylece baygınlık geçirir."

Hz. Fatıma su getirmelerini istedi, suyu yüzüne dökerek Hz. Ali'yi uyandırdılar. Hz. Ali "Neden ağlıyorsun ey Ebu Derda" dercesine bana baktı.

Ben; "Senin kendine yaptığını gördüğümden ağlıyorum." dedim.

  Hz. Ali şöyle buyurdu:

"Beni hesaba götürdüklerini, sert ve kaba zebanilerin (cehennem memurlarının) beni kuşattığını, beni cebbar olan Allah'a götürdüklerini, dostlarımın beni terk ettiğini, dünya ehlinin bana acıdığını ve Allah katında öylece ayakta durduğumu görünce sen de bana acırsın. Allah her şeyi bilir, o her şeyden haberdardır."

  Ebu Derda gördüklerini anlattıktan sonra şunları ekledi: "Vallahi böyle bir ibadeti Hz. Peygamberin ashabından hiçbirinde görmedim."[2]

 

----------------------------------------------

1- "Hepimiz Allah'ınız ve hepimiz O'na dönücüleriz."

2- Bihar'ul-Envar, c.41, s.11-12

 

 

İmam Ali ve Hz. Resulullah

Hz. Ali'nin (a.s) Doğumu ve Hz. Peygamber (s.a.a) Tarafından Eğitilmesi

Kur'an Ve Sünnette Ali Sevgisi

Menzilet Hadisi

YA ALİ

VARLIK GÜLÜ

Ali (a.s) Hira Mağarası'nda

Peygamberin Dilinden HAZRETİ ALİ

Vela ve Velayet üzerine

Bilinmeyen Simasıyla Hz. Ali

 

 

 

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)