• Nombre de visites :
  • 38679
  • 24/10/2007
  • Date :

            HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN (AS)              

hz. imam zeynel abidin (as)

 

   Hz.İmâm Zeynel Âbidin, Hicret’in 38. yılında Medine-i Münevvere’de dünyaya gelmişlerdir. Künyeleri “Ebû Muhammed”, lâkapları “Zeynel Âbidin (İbâdet edenlerin bezentisi), Seyyid’üs Sâcidin (Secde edenlerin ulusu)” ve “Zü’s-Sefenât”tır. Fazla secde etmeleri dolayısıyla mübarek alınlarında, dizlerinde meydana gelen sertlik yüzünden bu lâkapla anılmışlardır. “Seccâd” yani çok secde eden sözü de lâkaplarındandır. Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in 11 erkek, 4 kız olmak üzere, 15 evlâtları olduğu rivâyet edilmiştir. Soyları oğlu Hz.İmâm Muhammed’ül Bâkır’dan yürümüştür.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in oğlu Hz.İmâm Muhammed Bâkır, babası hakkında naklettiği bir rivâyette söyle buyurmuştur:

“Babam İmâm Zeynel Âbidin hep iyilik yapmaktan zevk alırdı. Allah’a karşı şükranını ifade etmek için; bir iyilik gördüğü zaman, Kur’ân-ı Kerîm okurken «Secde» âyeti gelince, bir kötülükten kurtulunca, iki kişinin arasını bulunca, bir zorluğu atlatınca, mutlaka şükran secdesine kapanırdı. Bunun için kendisine «Seccad» adı verilmiştir.”

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin, babası Hz.İmâm Hüseyin’in Kerbelâ’da şehâdetlerinde çocuk yaşta ve hasta olduklarından dolayı, Hz.İmâm Hüseyin onun savaşa girmelerine müsâade buyurmamışlardı, çünkü nesilleri oradan devam edecekti.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin son derece iyi yürekli, sakin yaratılışlı idi. İlim sahasında ise, erişilmez bir derecesi vardı. Hayatını iyilikler yapmak, okumak ve ibâdetle geçirmiştir.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin, sık sık Kerbelâ hadisesini hatırlar ve kendini tutamaz uzun uzun ağlardı. Böyle kendisini harap edercesine ağlamamasını söyleyenlere şu cevâbı verirdi:

“Hz.Yakup, oniki oğlundan birini kaybedince ağlamaktan gözlerine ak düştü. Görmez oldu. Halbuki kaybolan oğlu Yusuf sağ idi. Ben ise «Ehl-i Beyt»ten bütün yakınlarımın şehit düştüklerini gördüm. Bunların acısını yüreğimden nasıl çıkarabilirim?”

                       

hz. imam zeynel abidin (as)

   Hz.İmâm Zeynel Âbidin de, ataları Emîr’ül-mü’minîn gibi, geceleri taşıyabildikleri kadar yiyecek, odun v.s. yüklenirler, kapı kapı dolaşıp yoksulların evlerine giderler, onların ihtiyaçlarını gidermeye çalışırlardı. Bu arada yüzlerine nikab vurunurlar, kendilerini tanıtmazlardı. Yoksullar kendilerine yardım edenin Hz.İmâm Zeynel Âbidin olduğunu, ancak onun Hak’ka yürümesinden sonra anlamışlardı.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin ailesine; “Kendilerine başvuran herkese mutlak suretle yardım etmelerini” emretmişti. Halbuki kapıya gelerek sadaka isteyenler arasında, böyle bir yardıma hakikaten müstehak olanlar olduğu gibi, pek tabii olarak müstehak olmayanlar da vardı. Fakat Hz.İmâm böyle bir ayırım yapılmasına râzı olmuyordu; “Kapıya gelerek el açan herkese mutlak suretle yardım yapılmasını” istiyordu.

  Birgün ailesinden biri; Hz.İmâm Zeynel Âbidin’e;

“Belki de bu gelenler arasında yardım görmeğe hiçbir şekilde hak kazanmamış kimseler de vardır. Bunlara yardım etmekle, asıl yardıma muhtaç kimselere yardım yapmamak veya daha az yardım yapabilmek zorunda kalıyoruz. Acaba her başvurana mutlaka yardım etmemiz yolundaki emrinizi geri alamaz mısınız?” dediler.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin şu cevâbı verdi:

“Kapımıza gelerek el açan herkese mutlaka elimizde olanı vermeliyiz. Müstehak olmadığını sandığımız kişilere de bir şeyler vermek lâzım gelir. Onun sadakaya muhtaç olup olmadığını siz nereden bileceksiniz? Olabilir ki; boş çevireceğiniz bir kimse, hakikaten sadakaya muhtaçtır.”

  Bir çok kimseler halledemedikleri meseleleri halledebilmek için Hz.İmâm’a gelirler, çeşitli sorular sorarlardı. Hz.İmâm Zeynel Âbidin, bunların hiçbirini tatmin olmamış bir halde geri göndermezdi. Sorularına mutlaka tatmin edici cevaplar verir, onları aydınlatırdı.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin “Edeb”e fevkalâde riâyet ederlerdi; yemeklerini yetimlerle yoksullarla yerler, çocuklara kendi elleriyle lokma sunarlar, yoksullara bir şey vermeden, onları doyurmadan yemek yemezlerdi. Halk, kendilerine büyük bir saygı gösterirdi; düşmanları, “Ehl-i Beyt’e” muhalif olanlar bile, karşılarında saygı göstermek zorunda kalırlardı.

  Kerbelâ faciasından sonra “Ehl-i Beyt” ile Şam’a götürülen Hz.İmâm Zeynel Âbidin; mescidde, hatibin Ebû Sufyan soyunu övüp Hz.Ali ve Hz.İmâm Hüseyin hakkında kötü sözler söylemesi üzerine Yezîd’e; “Benim de minberde Allah’ın rızâsını elde edecek, meclis ehline ecir vermesine sebep olacak, birkaç söz söylememe müsâade eder misin?” buyurmuşlardı.

  Yezîd, müsâade etmek istememiş, fakat meclistekiler Hicaz ehlinin fesâhatini duymak istediklerini söyleyip ısrar edince, müsâade etmek zorunda kalmıştı. Bunun üzerine Hz.İmâm Zeynel Âbidin, minberi teşrif buyurup Allah’a hamd-ü senâdan, Hz.Resûlullah’a ve “Ehl-i Beyt’i”ne salat-ü selâmdan sonra şu hutbeyi beyân buyurmuşlardır:

“Ey insanlar, bize altı şey verildi ve yedi şeyle üstün edildik: İlim, hilim, cömertlik, fesâhat, yiğitlik verildi ve mü’minlerin gönüllerine sevgimiz ihsân edildi. Seçilmiş Peygamber Muhammed bizdendir; onu ilk gerçekleyen, îmanını ilk izhâr eden Ali, Cafer Tayyâr, Allah’ın ve Resûl’ünün Arslanı Hamza ve bu ümmetin, iki torunu (Resûlullah’ın iki torunu soyunu sürdüren iki hayırlı ümmet mesâbesinde olan oğulları) ve Deccal’ı öldürecek Mehdî bizdendir; bunlarla da herkesten üstün bir makam ihsân edildi bize.

  Beni tanıyan tanır; tanımayana da soyumu-sopumu haber vereyim:

Ey insanlar! Benim, Mekke’yle Medine’nin oğlu. Benim, Zemzem’le Safâ’nın oğlu. Benim, abâsının eteğinde Hacer’ül-Esved’i taşıyanın oğlu. Benim, herkesten daha iyi, daha güzel bir tarzda Hac törenini edâ edenin oğlu. Benim, en hayırlı ve gerçek tavâf edip sa’yi îfâ edenin oğlu. Benim, en hayırlı ve gerçek Haccedip «Lebbeyk» diyenin oğlu. Benim, burâka binip göğe ağanın oğlu. Benim, geceleyin Mescid’ül-Harâm’dan Mescid’ül-Aksa’ya varanın oğlu. Benim, Cebrâil’le Sidret’ül-Müntehâ’ya varan zâtın oğlu. Benim, hakkında, «Yaklaştı, yakınlaştı; iki yay kadar kaldı, yâhut daha da yakın» denen zâtın oğlu. Benim, gökte meleklerle namaz kılanın oğlu. Benim, Allah’ın dilediği, kendisine vahyedilenin oğlu. Benim, Muhammed Mustafa’nın oğlu. Benim, Aliyy’ül Mürteza’nın oğlu. Benim, Allah’tan başka yoktur tapacak deyinceye kadar halkla savaşanın oğlu. Benim, Resûlullah’ın huzûrunda iki kılıçla savaşanın, düşmana iki mızrakla vuranın, iki kere göçenin, iki bey’atte de bey’at edenin, Bedir’de, Huneyn’de dövüşenin, göz ucuyla bakıncaya kadar bile Allah’a şirk koşmayanın, Mü’minlerin Sâlihi, Peygamberlerin vârisi olanın, dîne bid’at katanların köklerini kazıyanın, Müslümanların sevgilisi kesilenin, savaşların nûrunun, ibâdet edenlerin zînetinin, ağlayanlara baştacı olanın sabırlıların en sabırlısının, Âlemler Rabbinin Resûlü Yâsîn’in (Muhammed’in) soyundan olan, gecelerini ibâdetle geçirenlerin en üstünü bulunanın, Cebrâil’le güçlendirilen, Mikâil’le yardım görenin oğluyum. Müslümanların haremini koruyanların oğluyum; dinden çıkanları gerçekten sapıp zulmedenleri, bey’atten dönüp ahdını bozanları öldürenin oğlu. Benim, Fatımâ’tüz Zehrâ’nın oğlu; Benim, kadınların ulusunun oğlu….”

  Bu hutbe; hem Yezîd’in yaptığını, hem Hz.Hüseyin’in kıyâmını, hem dînin esasını, hem de îmanın kudretini gerçeğin azametini göstermiş ve Yezîd’e uyanları hayrete düşürmüş, çoğunu ağlatmış, mescidde bir isyân havası estirmişti.               

hz. imam zeynel abidin (as)

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin yalnız dostlarına değil, düşmanlarına da vakti gelince iyilik yapmaktan çekinmezdi. Emevi hükümdarları ve bunların Vâlileri, kendisine zaman zaman çok kötülükler yapmış oldukları halde, birinden bile şikâyet etmiş değildir.

  Medine emiri Hişâm bin İsmail, dâima Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in aleyhinde bulunduğu, rastladıkça sözleriyle Hz.İmâm’ı incittiği hâlde, emirlikten azledilince herkes ona hakaret ederken, Hz.İmâm kendilerine uyanlara; “Ona bir şey söylememelerini, incitmemelerini” emir buyurmuş ve ona rastlayınca da kendisine selâm verip gönlünü almıştı.

  Emevi hükümdarları, casusları vasıtasıyla Hz.İmâm Zeynel Âbidin’i adım adım takip ettiriyorlar, yaptığı her şeyi öğreniyorlardı. Bunun sebebi korkuları idi. Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in bir işaret verdiği anda bütün Hicâz ile Irak’ın ayaklanabileceğini biliyorlardı. Halbuki Hz.İmâm, kendisini her çeşit dünya işlerinden çoktan çekmiş bulunuyordu. O kendisini olduğu gibi ilim ve ibâdete vermişti. Yapılan aksi telkin ve teklifleri kabul etmiyordu.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin, kendilerine söven birisine;

“Eğer ben” buyurmuşlardı; “Dediğin gibiysem Allah’ın beni yargılamasını dilerim; ama dediğin gibi değilsem, dilerim Allah seni bağışlasın.”

  Hz.İmâm Cafer-i Sâdık zamanında bir gün, Hz.İmâm Zeynel Âbidin’den bahsedildi. O zaman Hz.İmâm Cafer-i Sâdık:

“Yemin ederim ki o, hayatı boyunca aslâ haram bir şey yemiş değildir” dedi; “Ömrü boyunca hak yolunda, hak için çalışıp çabalamıştır. Karşısına çıkan güçlüklerden hiçbiri kendisini yıldırmamıştır.”

  Yine tanınmış Arap ülemâsından Tavus Yemâmî şu olayı anlatmıştır:

“Bir yıl hac mevsiminde Mekke’ye gitmiştim. Herkes ibâdetle meşguldü. Baktım Kâbe’nin yanında Hz.İmâm Zeynel Âbidin namaz kılıyor. Hemen ona yaklaştım ve kendisini seyre başladım. Kendisinden tamamiyle geçmiş, bütün varlığını ibâdete vermişti.

  Namazdan sonra da niyâza başladı. O zaman ben, Peygamber soyundan gelen bu zatın duâ ve niyâz ederken neler söylediğini merak ederek kendisine iyice yaklaştım. Hz.İmâm’dan kulağıma şu sözler geldi; «Yâ Rabbî! Ufak bir kulun kapına geldi. Bir zavallı kul sana sığındı. Muhtaç bir kulun kapındadır. Senden lûtuf ve inâyet dileniyor.»

   Bu sözler bana öylesine dokundu ki; ömrüm boyunca bu sözler, hiçbir vakit hatırımdan çıkmadı. Ne zaman bir zorlukla karşılaşsam ben de aynen bu şekilde duâ ve niyâza başladım. Ve hemen her seferinde Cenâb-ı Hak’ka, Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in dili ile yaptığım bu duâ, nezdi ilâhi de makbul olmuş ve beni de sıkıntıdan kurtarmıştır.”

  Bu sözler de; Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in, ne mertebelere kadar yükselmiş bulunduğunu açıkça gösterir.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin, babaları Hz.İmâm Hüseyin’in şehâdetinin, şehâmetinin bir timsali, lûtuf ve ihsânın bir mümessili olmak, Peygamber-i Ekrem’in bir yadigârı bulunmak ve aynı zamanda bilgide de eşi bulunmamak dolayısıyla herkesin saygısına mazhar olmuşlar, çevrelerini ilim ve edeb âşıklarıyla doldurmuşlardı.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in ibâdette bulundukları Mescid-i Nebî, âdeta bir medrese hâlini almıştı. Hicaz’daki bilginler, kendilerine mürâcaatla bilgilerini ilerletiyorlar, hac mevsimlerinde uzak illerden gelenler de kendilerinden faydalanıyorlardı.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in tedvin edilmiş eserlerinden biri “E’s-Sahifet’ül-Kâmile”dir. “Sahife-i Seccâdiyye” de denilen bu kitapta, ellidört duâ mevcuttur. Hz.İmâm Zeynel Âbidin’in bir de “Risâlet’ül-Hukuk”u vardır. Bu risâlede; İslâmi hukuk esaslarının insanî vecheleri, bütün incelikleriyle izâh edilmektedir.

  Hz.İmâm Zeynel Âbidin, Hicret’in 75. yılı (Milâdi 693) Muharrem ayınının 12. günü Ümeyye oğullarından Abdülmelik oğlu Velid’in saltanatı zamanında, Hişâm bin Abdülmelik’in iğvasıyla zehirletilerek, şehâdet mertebesine ermişlerdir.

  Ömürlerinin müddeti, 37 yıldır. Kabri, Medine-i Tayyibe’deki Baki mezarlığında, Hz.İmâm Hasan’ın medfun bulundukları yerdedir.

  Kendilerinden sonra imâmet, oğlu Hz.İmâm Muhammed’ül Bâkır’a intikal etmiştir.

En doğrusunu Allah bilir.

 

İMAM ZEYN-UL ABİDİN (as)'IN KISACA HAYATI

İmam Seccad'ın (a.s) İmamet Dönemi

İmam Zeyn-ul Abidin (as)'ın Mektubu

 

 

 

Kullanıcıların son yorumları
Hikmet biner /div>
Allah ebedeb razı olsun kardeşim .Ellerine sağlık
Tebyanın cevabı :
Pazartesi 3 Haziran 2013
mehmet ali DOĞAN /div>
Çok teşekürler
Tebyanın cevabı :
Pazartesi 15 Nisan 2013
İsimsiz Yorum /div>
Ben ilahiyatçı olmama rağmen böylesinin bilmiyordum. Fethullah hocaefendinin bir sohbetinden duyunca araştırdım ve bunu buldum
Tebyanın cevabı :
Salı 22 Ocak 2013
İsimsiz Yorum /div>
yazıyı değerlendirmeme ne gerek herşeyi anlatıyo tabi anlayana ve tutana aşk olsun
Tebyanın cevabı :
Salı 17 Temmuz 2012
kerem xxxxxxxxxxx /div>
Arkadaşlar Mezarı Mardin Bağlı Nusaybinde bulunmaktadır... Herkes ziyaret edebilir...
Tebyanın cevabı :
Pazar 8 Temmuz 2012
İsimsiz Yorum /div>
çok güzel allah razı olsun.allah bizleri peygamberi ve ehli beytiyle beraber eylesin.allah allah amin
Tebyanın cevabı :
Pazartesi 21 Mayıs 2012
islam müslüman /div>
o bir aslanın neslidir şehit edilince sırtında koca bir nasır var birisi sordu iamamın sırtındaki bu yara nedir ve onu yakından tanıyan biri şu cevabı verdi vallahi imam fakirlerin kapısına yük taşıya taşıya sırtı bu hale geldi ALLAH CC. bizişafaatlerinden mahrum atmesin
Tebyanın cevabı :
Pazar 20 Mayıs 2012
REFİK KERBELA /div>
bir sünni olarak resül itretine ihanette bulunanları zahir ve batın olan ALLAHA havale ediyorum.HAK VE ÖZGÜRLÜĞÜN mihmandarlılğını yapan kerbela şehitlerine selam olsun.SEYİDLERİN MUHTEREMİ OLAN ZEYNEL ABİDİN HAZRETLERİNE SELAM OLSUN . KERBELAYI HATIRLADIKÇA BİZLER AĞLARKEN ONUN YAŞADIKLARINI TAASSUR BİLE EDEMİYORUM..ALLAHA OLAN AŞKLARININ NE DERECE SAMİMİMİ OLDUKLARINI İSPAT EDEN 73 ŞEHİDİN İZİNDEN GİTMEYİ BİZLEREDE NASİB ET ALLAHIM
Tebyanın cevabı :
Pazar 15 Nisan 2012
Volkan Tosun /div>
Mükemmel bir çalışma olmuş. Ellerinize sağlık. Allah, yar ve yardımcımız, Hz. Muhammed Mustafa ve Ehl-i Beyti yoldaşımız olsun.
Tebyanın cevabı :
Cuma 23 Mart 2012
erdi aslan /div>
imamın yaşadığı zorluklar ibretliktir
Tebyanın cevabı :
Cuma 9 Mart 2012
defne /div>
ÇOK İYİ HAZIRLANMIŞ ÇOK BEĞENDİM
Tebyanın cevabı :
Pazartesi 5 Mart 2012
ismail yabanli /div>
Allah Muhammed Ali Ehlibeyt ardimcimiz olla Allah Allah
Tebyanın cevabı :
Pazartesi 5 Mart 2012
İsimsiz Yorum /div>
ÇOK SÜPER. HARİKULADE.
Tebyanın cevabı :
Çarşamba 1 Şubat 2012
İsimsiz Yorum /div>
zeynel.ozbolat.allhutala kabirde isminin hormetinede afedermis hz zeynelin ismini tasimak agir bi sorumluluk insallah layik oluruz bu isme allah hepimizi efendimizin ve ehli beytin sefatine nayil etsin.amin
Tebyanın cevabı :
Cumartesi 21 Ocak 2012
ISMAIL BORAS /div>
ALLAH(CC)RAZI OLSUN HZ ZEYNEL ABIDIN HAKKINDA TVLERDE VE CAMILERDE HIC ISLEMIYORLAR SANKI EHLI BEYT BIZDEN DEGIL ALLAH(CC)HEPIMIZE HIDAYET VERSIN KURAN VE PEYGAMBERIMIZIN VE EHLI BEYTIN YOLUNDAN YÜRÜYENLERDEN EYLSIN BIZI ALLAHA(CC)EMANET OLUNUZ SELAM VE DUA ILE KALINIZ
Tebyanın cevabı :
Salı 20 Aralık 2011
paşa sinanoglu /div>
ALLAHIM BU MUBAREEK İNSANLAARIN DÜNYADA HİMMETLERİNE AHİRETTE ŞEFAATLERİNE NAİL EEYLESİN CÜMLEMİZİ İNŞALLAH
Tebyanın cevabı :
Çarşamba 7 Aralık 2011
İsimsiz Yorum /div>
imam zeynel abidin peygamber efendimizin torunu imam hüseyinin oğludur 12 imamın 4.dür allah onların yolundan bgizleri ayırmasın
Tebyanın cevabı :
Cuma 1 Temmuz 2011
İsimsiz Yorum /div>
öyle insanlar ölmez
Tebyanın cevabı :
Çarşamba 4 Mayıs 2011
mehmet adalu /div>
Böyle insanların hayatını okuyunca kendimden utanyorum.
Tebyanın cevabı :
Çarşamba 4 Mayıs 2011
zeynel abidin gencer /div>
benim adımda zeynel abidin bi araştirim dedim ben nasıl bi insanmışım diye sonuç ortada :))
Tebyanın cevabı :
Cuma 22 Nisan 2011
Ali Alemdaroğlu /div>
Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.Allah için sonra değil şimdi ne yapabiliyorsak yapalım.Kuranı Kerim bilmeyene onu öğretelim.imanı zayıf olana iman dersi verelim.(önce kendimiz ayrıntılı öğrenelim) çevremizdeki izzetli ihtiyaç sahiplerine yardım edelim.Başkaları dinsizliği yayıyor biz dinimizi anlatmıyoruz bile.İslam beldelerinde bu dini tanımayanlar var malesef.Dinimizi en güzel şekilde temsil edelim.İnsanları Dine Hikmetle Çağıralım.
Tebyanın cevabı :
Çarşamba 26 Ocak 2011
İsimsiz Yorum /div>
allah bizi son onda imanimizdan etmesin
Tebyanın cevabı :
Perşembe 16 Aralık 2010
abidin kalender /div>
allah bizi doğru yolumuzdan saptırmasın insan sevgisini allah sevgisini onların yüce kullarını sevmeyi eksik etmesn
Tebyanın cevabı :
Cuma 26 Kasım 2010
memed CAN /div>
hergün işyerime geldigimde cevşen dinliyorum birsaat dinledikten sonra calışmaya başlıyorum cevşen başlamadan önce zeynel abidin den tavatürle nakledilmiştir diyordu hep merak ettim zeynel abidin kimdiye onun için şimdi okudum
Tebyanın cevabı :
Perşembe 4 Kasım 2010
mustafa büyükcevher /div>
annemin annesi yani annanem şuan 80 küsür yaşında soylarının hz. zeynel abidinden geldiğini söyledi.. ben de araştırmaya başladım..
Tebyanın cevabı :
Çarşamba 26 Mayıs 2010
ORHAN ERTRL /div>
ALLAHIM bizede böyle ruhların yardımını ver ALLAHIM bu nasıl bir ruh yüceliği zannediyorum sahabileri taabileri bu dünyada anlamak imkansız bizi öbür dünyada bu zaatlardan ayırma YARABBİ.AMİN.
Tebyanın cevabı :
Pazartesi 17 Mayıs 2010
İsimsiz Yorum /div>
HERKONUDA BÜTÜN YAZDIKLARINIZA TEŞEKÜR EDERİM OKUDUKÇA KENDİMİ ORDA HIŞ ETTİM ALLAH RAZİ OLSUN SITE HAZIRLIYANA
Tebyanın cevabı :
Pazar 12 Nisan 2009
İsimsiz Yorum /div>
cok güzel olmuş
Tebyanın cevabı :
Cuma 6 Mart 2009
zeynalabidin ışık /div>
ben çok gürürlandım böylebiismimin oldugu için çokamaçok sevindim
Tebyanın cevabı :
Cuma 20 Şubat 2009
İsimsiz Yorum /div>
güzel Allah razı olsun
Tebyanın cevabı :
Cumartesi 22 Mart 2008
  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (31)