• Nombre de visites :
  • 2230
  • 24/10/2007
  • Date :

ADALET KAVRAMI VE KARŞIT GÖRÜŞLER

allah
    Biz Ehl-i Beyt dostlarına göre adalet, dinin temel ilkelerini oluşturan itikadi konulardan bir diğeridir. Adalet Allah Teala"nın sübutî sıfatlarından biri olup, İslam tarihinin ilk zamanlarından itibaren üzerinde önemle durulmuş ve daha sonraları, özellikle de İmam Muhammed Bakır ve İmam Cafer Sadık (a.s)"ın döneminde konu üzerinde bir takım tartışmalar ortaya çıkmış, bir çok değişik ve batıl görüşler ortaya atılmıştır. Hatta daha ileri gidilerek bu görüşler Müslümanlar"ın günlük yaşamına bile sızarak onlara yön vermiş ve bir çoğunu dalalet uçurumlarına sürüklemiştir.
    Resulullah (s.a.a)"in ilim şehrine, Ehl-i Beyt"in kapısından girmekten çekinen ve kendilerini imam sanan bazı saray alimlerinin bir çok sorular karşısında büyük hatalara düşmeleri bir yana, kendilerini Resulullah (s.a.a)"in halifesi olarak tanıtmaya çaba gösteren bir kısım makamperest zorbalar, saray alimlerinin de yardımıyla ilahi adalet hakkında uydurdukları görüşlerle, İslamî, hatta insani bile sayılamayacak işlerine İslamî bir çehre vermek yoluna gitmişlerdir.
    dünya düşkünü saray alimleri, mazlum halkı kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyen baskıcı, sömürücü ve zalim hükümdarların zulmü altında  daha fazla ezilmeye mahkum etmişlerdir.


    Ama insanlığa kurtuluş gemisi, hidayet meşalesi, ilim ve hikmet madeni ve Resulullah"ın hakiki varisleri olan Ehl-i Beyt İmamları, bu tür şeytanı görüşler karşısında tavır alarak hakikati, hakikat peşinde olanlara tanıtmaya özen göstermişlerdir. Böylece müstekbirlerin savunduğu bu görüşlerin gerçek çehresini ortaya koymakla birlikte, onların perde arkasında planladıkları komploları gözler önüne sermişlerdir. Öyle ki, artık adl-i ilahînin ve imametin usul-i dinden olduğuna inanmanın, Caferî mektebinin sembollerinden olduğu kabullenilerek, onlara usul-i mezhep ismi verilmiştir. Buna karşın adl-i ilahi meselesinde Ehl-i Sünnet grubu, adl-i ilahiyi kabul eden Mutezile ve kabul etmeyen Eş"arîler olmak üzere, iki ana kola ayrılmışlardır. Böylece Ehl-i Sünnet"ten Mutezile mezhebine mensup olanlar, biz Ehl-i Beyt dostlarının yanında yer alarak Adliye grubuna girerken, Eş"arîler bunun karşısında yer almışlardır. Ancak bu günün Ehl-i Sünnet"i çoğunlukla Eş"arî mezhebini benimsemişlerdir. Mutezile mezhebi ise, bir süre hakimiyet sürdürdükten sonra, uful ve sönüş dönemine girmiş ve bilahare sadece tarih ve kelam kitaplarında varlığını sürdüre gelmiştir.
   

Usul-i din konusunda Ehl-i Sünnet arasında yaygın olan bir diğer mezhep de Muhammed bin Muhammed bin Mahmud Maturidi"nin tesis ettiği Maturidi mezhebidir

. Her ne kadar bazıları onu kelam menheci açısından Eş"arî"ye,  bazıları ise Mutezile"ye,  daha yakın olduğunu iddia etmiş, diğer bazıları ise, bu ikisi arasında kendi başına müstakil bir yönteme sahip olduğunu savunmuşlarsa da,  Maturidi"nin ortaya koyduğu ilkelere baktığımızda onun Mutezile mezhebine daha yakın olduğunu görmekteyiz. Çünkü Hüsn-ü Kubh-ü Akli meselesinde Maturidi"nin de savunduğu ilke Mutezile"nin savunduğu görüşle ayniyet arz etmektedir. O halde Maturidi"yi de bu hususta Adliye grubundan saymak mümkündür.
   

Şunu da belirtmeliyiz ki, Eş"arîler"in adl-i ilahiyi kabul etmediklerini söylerken, onların haşa Allah Teala"nın zalim olduğuna inandıklarını iddia etmiyoruz

. Çünkü böyle bir şeyi Cenab-ı Hakk"a nispet vermek akıl açısından mümkün olmadığı gibi, Kur"an-ı Kerim"in Allah"ın adil olduğunu belirtip, zulmü, Zat-i Mukaddes-i İlahi"den uzak bilen açık ayetleriyle de çelişmek olur. Dolayısıyla hiçbir Müslüman böyle bir şeye itikat edemez ve söyleyemez. Ancak Eş"arî grubu, Hüsn-ü Kubh-ü Akli meselesiyle, Cebir ve İhtiyar meselesinde bir takım görüşler ortaya atmışlardır ki, bu görüşlerin gereği, Allah Teala"yı adil bilmeme veya Allah Teala hakkında adalet ve zulmün bir anlam taşımadığı anlamı ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla Eş"arî grubu adalet sıfatına inanmayı inanç esaslarından kabul etmemiştir.
Eş"arîler"le Adliye grubu arasındaki en önemli ihtilaf konusu Hüsn-ü Kubh-ü Akli konusudur. Adliye grubu Hüsn-ü Kubh-ü Akli ilkesini kabul edip savunurken, Eş"arîler onu reddetmektedirler.

  • Yazdır

    Arkadaşlarına gönder

    Yorumlar (0)